Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

MOZAİK DERGİSİ - HABERLER

Bulgar ve Romenler Uluslararası Tuna Gününü Kutluyor

   Silistre İl Yönetiminden verilen bilgide, Silistre’nin komşu Romen  şehri Kılıraş’ta toplanacak olan Bulgar ve Romenler Uluslararası Tuna Nehri Günü’nü kutlayacakları açıkladı.
   Kılıraş limanı parkında Silistre iline bağlı Silistre, Dulovo, Tutrakan ve Sitovo ilçelerinden gençler ve komşu Ronem şehrinden vatandaşlar ile beraber kültür-sanat programları ve mini futbol turnuva gösterileri sunacak ve Tuna Nehri Romanya limanı bölgesini temizleyecekler.

 

 

 

Mozaikdergisi                                                            29.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Elektrik 1 Temmuz’dan İtibaren Yüzde 13 Zamlanıyor

  Devlet Su ve Enerji Düzenleme Kurulu (DKEVR) Başkanı Angel Semerciev, elektrik fiyatlarının 1 Temmuz’dan itibaren yüzde 13 oranında zamlanacağını açıkladı. NEK tarafından son anda öngörülmeyen giderlerin ortaya konulduğunu belirten Semerciev, bundan dolayı elektriğin yüzde 13 oranında zamlanacağı açıklandı. Elektrik fiyatının daha yüksek olmasının temel nedeninin ise yeşil enerji katkılarının olduğunu ifade eden Semerciev, Ulusal Elektrik Kurumu (NEK)’in bu tür yenilenebilir enerjilerin satın alınmasında ciddi zarara uğradığı için son anda zam oranın yükseltilmesi kararının alındığını belirtti.

 

 

Zaman Bg                                                               29.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

XV. Uluslararası Badminton Turnuvası Başlıyor

   10 klüp,  Rusçuk Yazı 2012 XV. Uluslararası Badminton Turnuvası’nda ülkeyi temsil edecek. Rusçuk Belediye Başkanı himayesinde gerçekleşecek turnuvanın resmi açılışı saat 16:00’da, başlangıç saati ise 09:00’da. Turnuvaya İsrail, Moldova, Romanya ve Bulgaristan’dan ekipler katılacak. Yarışma 2001 – 2002 yıllarında doğanlar ve 1996 – 1997 yıllarında doğanlar olmak üzere 2 yaş grubunda yapılacak. Turnuva, Pazar gününe kadar devam edecek.

 

 

 

Mozaikdergisi                                                           29.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yunan Şirketleri Bulgaristan’a Taşınıyor

    Ulusal Gelirler Ajansı (NAP) verilerine göre, düşük vergiler ile ekonomik istikrardan dolayı  Yunanlı şirketlerin Bulgaristan’a taşındığını açıkladı. NAP yetkilileri, tamamen Yunan kaynaklı şirketlerin oranının geçen yıla oranla yüzde 72 artış yaşandığını kaydetti. Bu şirketlerin ülkemizde çalıştıkları ve vergi ödedikleri belirtildi. Bulgaristan’a gelen Romanya kaynaklı şirketlerde de yüzde 50 oranında artış yaşandığını belirten NAP yetkilileri, bu şirketlerin ülkemize taşınmalarının sadece evrak üzerinde olduğu vurgulandı. Sadece bu yıl içinde toplam 3 bin 781 Yunan kaynaklı şirketin vergi beyyannamesi verdiklerini hatırlatan NAP yetkilileri, geçtiğimiz yıl mayıs ayında bu firmaların sayısının 2 bin 199 olduğu vurgulandı. NAP yetkilileri, Yunan kaynaklı şirketlerin yüzde 50’sinin Blagoevgrad’da kayıtlı olduklarını, Sofya’daki Yunan şirketlerinin sayısının ise bin 381 olduğunu belirtti.

 

 

Zaman Bg                                                            29.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Şumnu Bölgesinde 600 İşsiz İşe Başladı

  Bölgesel İstihdam Servisi verilerine göre Şumnu bölgesinde 626 işsiz Mayıs ayından itibaren çalışmaya başladığını gösteriyor. Şumnu bölgesi İstihdam büroları aracılığıyla işe başlayanların 522 kişi olduğu saptandı. İstihdam programlarınca Mayıs ayında 181 kişiyi iş sahibi olurken, 37 kişi de çeşitli teşvikler sayesinde çalışmaya başladı. Mayıs ayında en fazla boşluk olan çalışma dalları üretim, ulaştırma, tarım ve mevsimsel çalışmalar olarak açıklandı.

 

 

 

 

Mozaikdergisi                                                      29.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

TRUD: Dikkat ! Menenjit Virüsü Yayılıyor

   Yaz döneminin başlangıcıyla Bulgaristan’da ağır bir hastalığın yayılmaya başladığı belirtildi. Son on gün içinde Burgas’ta beş kişinin menenjit virüsüne yakalandıkları tespit edildi.  Hastalığa yakalananların dördünün çocuk olduğu, en küçük çocuk hastanın beş yaşında, en büyüğünün ise 12 yaşında olduğu belirtildi. Hastalığa kapılanların arasında 38 yaşında bir bayanın da bulunduğu vurgulandı. Menenjit hastalığının virüsten meydana geldiğini söyleyen Burgas Hastanesindeki Bulkaşıcı Hastalıklar Bölümü Şefi Dr. Kostya Bakırciev, hastalığın bulaşıcı olduğunu ve bu yaz döneminde virüslerin sorun oluşturabileceklerini kaydetti.

 

 

Zaman Bg                                                          29.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bulgaristan 2013 Yılında
Karasal Televizyon Yayınını Durduruyor

   Bulgaristan Parlamentosu bir süredir sürdürdüğü görüşmeler neticesinde halen aktif olan karasal televizyon yayınını durdurma kararı aldı. Bu kararın uygulanacağı tarihin de 1 Eylül 2013 yılı olacağı açıklandı. Bu durumda karasal yayını durdurup dijital yayına geçiş planlanıyor. Karasal yayın sayesinde şu anda normal bir anten aracılığı ile bir kaç TV kanalı izleme şansı bulunan vatandaşların 2013 yılının eylül ayından itibaren böyle bir imkanları bulunmayacak. Böylelikle 2013 yılında dijital TV ücretli olarak izleyenlere sunulacağı öğrenildi. Halen farklı şirketler dijital TV hizmeti vermekte. Bu alınan karar neticesinde gelecek yıl bu şirketlerin de daha fazla müşteri kazanmalarında büyük rol oynaması bekleniyor. Ayıca hükümet dar gelirli olanlara da bu dijital yayınları izleyebilmeleri için yardım yapmayı planlıyor. Bu konu ile ilgili bazı değişikliklerin ilerleyen zaman diliminde olma imkanının bulunduğu da gelen haberler arasında. Bu karara vatandaşların tepkisinin ne olacağı merak edilirken, her gün farklı zam haberleri ile güne uyanan vatandaşların bunu daha da rahat hazmetmeleri bekleniyor.

 

 

Fevzi Ehliman                                                    29.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Birleşmiş Milletler Örgütü 20 Mart’ı
Uluslararası Mutluluk Günü İlan Etti

   Birleşmiş Milletler Örgütü  20 Mart’ı Uluslararası Mutluluk Günü ilan etti. BMÖ Genel Kurulu, uluslararası kutlanan bayramlar takvimine dahil edilecek olan yeni bayram kararını kabul etti.
 “İnsanın temel hedefi mutluluğa özentisi”  ifadeli karar oy birliğiyle kabul edildi.
 Birleşmiş Milletler Örgütü, tüm üye ülkelere eğitim ve halkla ilişkiler faaliyetlerini dahil ederek Uluslararası Mutluluk Günü’nü kutlama çağrısında bulundu.

 

 

 

 

Mozaikdergisi                                                      29.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ülkemizde Bir Doktora 258 Kişi Düşüyor

  2011 yılında, bir doktora 258 kişi düşüyor. Ulusal istatistiğe göre, bir diş hekimine ise 1. 100 hasta düşüyor. Ülkemizde doktor sayısı 28 bin civarında, diş tabiplerin 6. 600’ün üzerinde , sağlık hizmetleri tıp uzmanları ya da orta kalifiyeli personelin sayısı ise 47 binden fazladır. Bulgar hastanelerinde 48 binin üzerinde hasta yatağı, bunlardan 38 bini yoğun bakım yatağıdır.

 

 

 

 

BNR                                                               28.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Cebinizdeki 10, 20 ve 50 Stotinkaların Pulları
Türkiye’de Üretiliyor

   Cebinizdeki 10, 20 ve 50 stotinkaların pullarının Türkiye’de Çorlu’da üretildiğini biliyor muydunuz?
   2011 yılında Bulgaristan Milli Bankasının darphanesinde basılan 10, 20 ve 50 stotinkalarının pulları Kayalar Bakır Alaşımları San. ve Tic. A.Ş’nin Çorlu fabrikasında üretildi. Çok hassas toleransları ve yüksek üretim kapasitesiyle Türkiye Cumhuriyeti Darphanesi için de para pullarının başlıca üreticisi konumunda olan şirket, şu anda cebinizde bulunan 10, 20 ve 50 Stotinka pullarının da üreticisi.
   Para pulları, yüksek hızdaki preslerle kesilmekte, hassas makinelerde kenar şişirmesi ve çap boyutları en dar tolerans aralıklarıyla yapılmaktadır. Para pulları, özel fırınlarda, kimyasal işlemlerden geçirildikten sonra uygun şeklini ve parlaklığını bulmaktadır. Sonrasında Darphane'nin ihtiyacına göre otomatik olarak sayılmakta ve paketlenerek kullanımına hazırlanmaktadır.

 

 

Ajans Bg                                                         28.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Mevlit ve Kuran Tilaveti Duyurusu

   Rumeli Balkan Federasyonumuz üyesi Esenyurt Balkanlılar Derneği ‘Balkan Savaşlarında kaybedilen 632 bin Şehidimiz’ için 29 Haziran 2012 Cuma günü Cuma namazını müteakip Kuran Tilaveti ve Mevlit okutulacaktır.
   Tüm halkımız davetlidir.

   Adres: Esenyurt Balkanlılar Derneği Lokali - Örnek Mahallesi 1375 Sokak No:8 Esenyurt – İstanbul

 

 

 

Rumeli Balkan Federasyonu                           28.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Tatil Sıcakları Kalbinize Yük Olmasın

   Yaz mevsiminin getirdiği sıcak hava özellikle 50 yaş üzeri, aşırı kilolu ya da kalp hastalığı bulunan kişiler için taşımaları gereken ek bir yük anlamına geliyor. Bu yük bilinen bir kalp hastalığı olan kişilerde belirtilerin kötüleşmesine neden olabiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uz.Dr. Nuri Cömert sıcak havalarda kalp rahatsızlığı bulunan kişilerin dikkat etmesi gereken noktaları anlattı.
   Sıcak havaların yol açtığı terleme ve derinin sıcaklığı vücuda eşit dağıtma çabası kalp hızını arttırır ve kan basıncını düşürür. Aşırı sıcaklarda vücut ısısının artışı sıvı kaybını da beraberinde getirir.  Kalp hastalıklarını davet eden bu belirti ve bulgulara dikkat edilir ve uygun önlemler alınırsa kalp rahatsızlığı bulunan kişiler yaz mevsiminin ve tatilin keyfini çıkarabilir.

Göğüs ağrısı ve nefes darlığı gelişebilir
   Yaz sıcakları her insan için problem yaratabilir. Özellikle 50 yaş üzeri, aşırı kilolu ve kalp rahatsızlığı bulunan kişiler için tehlikeli olan sıcak havalarda vücudumuz normal vücut sıcaklığını korumak için çalışır. Terleme ve derinin sıcaklığı vücuda eşit dağıtma çabası temel olarak bunu sağlar. Bu çaba kalp hızını arttırır ve kan basıncının düşmesine neden olarak kardiyovasküler sisteme ek bir yük bindirir. Bu yük bilinen kalp hastalığı olan kişilerde belirtilerin kötüleşmesine neden olabilir. Örnek olarak kalp damar hastalığı olan bir insanda göğüs ağrısı başlayabilir ya da kalp yetersizliği olan birinde nefes darlığı gelişebilir veya artabilir.


Kalp hastalığı olan bireylerin sıcak havalarda sağlıklı kalması için alması gereken önlemler:
   Kalp hastalığı tedavisinde kullanılan ilaçların etkileri sıcak havalarda değişebilir. Havaların ısınmasıyla birlikte kalp hastalığı olan kişilerin ilaç tedavisini doktoruna danışarak düzenlemesi gerekir. Doktorunuza danışmadan herhangi bir kalp ilacınızı kesmeyiniz ya da dozu değiştirmeyiniz.
   Gün içerisinde özellikle öğle ve öğleden sonra saat 3’e kadar olan sürede açık havada bulunmayın.
   Eğer güneşli bir havada gününüzü açık havada geçirecekseniz mutlaka yeterli miktarda su içmeye dikkat edin.
   Yorucu fizik aktivitelerden kaçının, yaz aylarında düzenli bir egzersiz programına başlamadan önce mutlaka doktorunuza danışın.
   Pamuklu, açık renkli giysiler giymek, şapka ve gözlük takmak sıcaktan sizi koruyacak sıvı kaybınızı azaltacaktır.
   Yürüyüş öncesi ve sonrası mutlaka sıvı alın. Tatil beldelerinde deniz ve havuz kenarında alkollü ve kafeinli içecek içme alışkanlığından vazgeçin. Yürüyüş aralarında gölge ve serin yerlerde dinlenerek ve nefes alarak kalp sağlığınızı koruyun.
   Kalp hastası olan kişiler yanlarında cep telefonu bulundurmalı ve acil durumda çağırabilecekleri bir yakınının numarasını kaydetmelidirler.

 

HaberlerCom                                                  28.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

TRUD: Elektrikle Isınmak Lüks Oluyor

  Trud’un yaptığı hesaplamalara göre, bundan sonra kış mevsiminde elektrikle ısınmak en pahalı yöntem olacağını ortaya çıkardı. Uzun zamanadna beri elektrik enerjisi ilk defa merkezi kalorifer ısıtmasının ve doğalgazın önüne geçtiği belirtildi. Bundan sonra ısınmak için en uygun enerji listesinin başına odun ve kömür, ardından ise merkezi kalorifer ve doğalgaz enerjisi geldiği kaydedildi.  Ortalama 80 ila 100 metrekarelik bir dairenin kış mevsiminde ısıtılmasının yaklaşık 1390 leva civarında olacağı tahmin ediliyor. 1 Temmuz’dan yürürlüğe girecek olan elektrik fiyatı kW saat başına 0,175 levadan, KDV dahil olmak üzere ortalama 0.185 levaya yükseliyor. DKEVR, kış mevsiminden önce kömüre yaklaşık yüzde 5 zam gelebileceği, kalorifer fiyatlarının da son fiyat olmadıklarını ve yükselebileceklerini belirtti. DKEVR Başkanı Angel Semerciev, son baharda doğalgaza zam yapılacağını belirterek, bunun ardından da kalorifer fiyatlarına da zam gelebileceğini kaydetti.

 

 

 

Zaman Bg                                                      28.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Silistre’de Öğrenci Yetersizliği Nedeniyle
İki Bölüm Kapatıldı

   Silistre  Eğitim Müfettişliği’nden yapılan açıklamaya göre SOU N.Y.Vaptsarov ve Penyo Penev İnşaat Meslek okullarında öğrenci sayısının yetersizliği nedeniyle  iki bölüm kapatıldı. Kapatılan bölümlerden birinin Beşeri Bilimler, diğerinin ise İnşaat ve Mimarlık olduğu bilgisi verildi.

 

 

 

 

Mozaikdergisi                                                      27.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İngiltere’den Bulgaristan’a Yılda 400 Bin Turist Geliyor

   İngiltere’nin Bulgaristan Büyükelçisi Jonathan Allen, İngiltere’den Bulgaristan’a yılda yaklaşık 400 bin tursitin geldiğini belirterek bu sayının yüzde 7 artış gösterdiğini kaydetti. Pleven şehrini ziyaret eden Büyükelçi Allen, İngiliz turistlerin Bulgaristan’daki turizm mekanlarını çok iyi tanıdıklarını ve bölgedeki diğer ülkelerde böyle imkanların bulunmadığını kaydetti. Bulgaristan’ın deniz ve dağ turizmi haricindeki farklı tür turizmi geliştirmeye çalıştığını ifade eden Allen, Pleven şehrinin turizm ve iş için çok uygun olduğunu sözlerine ekledi.

 

 

 

Zaman Bg                                                         27.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bilim Stresin Bunama Etkisini Araştırıyor

     İngiltere'de bilim insanları stresin bunamayı tetikleyip tetiklemediğini belirlemek amacıyla bir araştırma başlattı. Alzheimer Kuruluşu tarafından desteklenen araştırmada bunama başlangıcı görülen 140 hastanın stres oranları incelenecek. Araştırmacılar 18 aylık çalışma süresince her altı ayda bir stresin biyolojik etkilerini görmek için hastalardan kan ve tükürük örneği alacaklar. Araştırmanın bunamayı önleyecek veya tedavisine katkıda bulunacak yöntemlerin geliştirilmesine yardımcı olması umut ediliyor.

Bunamayı ne tetikliyor?

     Bilim insanlarına göre, hafif derecede kavrama bozukluğu olan hastaların ağır düzeyde bunama yaşama riski çok yüksek. Bu hastalardan bazısının bunaması sabit dururken bazılarınınki de artabiliyor. Geçmiş çalışmalar, orta yaş stresinin Alzheimer'ı tetikleyebileceğini gösteriyor.
     İsveç'te yapılan bir çalışma kapsamında 35 yıl boyunca incelenen 1.500 kadından belirli tekrarlayan aralıklarla orta yaş stresi geçirenlerde bunama riski, geçirmeyenlerden % 65 daha yüksek olduğu saptandı. İskoç bilim adamları da, hayvanlar üzerinde yaptıkları araştırmalara dayanarak vücudun stres esnasında salgıladığı hormonların beyin foksiyonlarına müdahale ettiğini ortaya çıkardı. Southampton Üniversitesi'nden araştırmayı yürüten Profesör Clive Holmes, "herkesin stresli dönemlerden geçtiğini, bu nedenle stresin alzheimer hastalığını tetiklemede ne gibi bir risk faktörü olduğunu araştırdıklarını" söyledi. Holmes "sevilen birinin kaybının, travmatik başka olayların, hatta ev taşımanın bile potansiyel faktörler arasında yer alabileceği" görüşünde.
     Bu araştırma vücudun hem fiziksel hem psikolojik olarak stresten nasıl kurtulduğunu ve kurtulurken vücudun nasıl tepki verdiğini ölçüyor. İngiltere'deki Alzheimer Araştırma Kuruluşu'ndan Dr. Simon Ridley, hastalığa ya da bunamaya neden olan diğer faktörlere ışık tutabilecek bütün çalışmaları memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Ridley, "alzheimer riskini arttıran faktörlerin anlaşılmasının, hastalığın tedavisine bir adım daha yaklaşılacağı anlamına geleceğini" söyledi.

 

BBC                                                           27.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

SEGA: Maaşların Ödenmemesinden Dolayı
Strasburg’dan Bulgaristan’a
Ceza Yapıldı

  İflas eden ‘Plama’ rafinerisinden toplam dokuz kişi, maaşlarının ödenmemesinden dolayı Bulgaristan’a Starsburg’da dava açmışlardı. “Hristova ve diğerleri Bulgaristan’a karşı” adlı mahkeme çalışanlarının lehine sonuçlandığı belirtildi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, çalışanların maaşlarının geciktirilmesini ve ödenmemesini temel insani haklarının ihlali olarak değerlendirerek Bulgaristan hükümetini suçlu bulduğu kaydedildi. Söz konusu dava ile ilgili mahkeme sonucu bulunmasına rağmen hükümetin uzun zamandır maaşları ödemediği için bu sürece gidildiği belirtildi. İnsan Hakları Mahkemesi, Bulgaristan’ı 51 361 euro ceza ödemeye mahkum ettiği vurgulandı.

 

 

 

Zaman Bg                                                       27.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Eski Cuma Bölgesinde 21 Kişiye Ceza Kesildi

   26  Haziran 2012 tarihinde saat 18.00 ile 22.00 arası RPU Eski Cuma tarafından kontrolü sağlanan Prolaz, Vardun, Çerkovna, Tırnovtsa, Preselets, Draganovets, Pevets, Dılgaç, Nadarevo, Kralevo ve Osen köylerinde trafik kuralları kanunu ile alakalı polis, kontrol operasyonu gerçekleştirdi. Operasyon boyunca 68 motorlu taşıt ve 119 kişi kontrolden geçirildi.  Yapılan gözlem sonucunda 21 vatandaşa Karayolları Trafik Kanunu ihlali sonucu ceza uygulandı.

 

 

 

Mozaikdergisi                                                  27.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

SEGA: Yerleşim Yerlerinin Yüzde 15’inde
Ücretsiz İlaç Alınacak Eczane Bulunmuyor

   Rekabeti Koruma Komisyonu’nun yaptığı araştırmaya göre, ülkedeki toplam 264 belediyeden 39 belediyede veya yüzde 15’inde  NZOK’la sözleşmesi olmadığı tespit edildi. Bu araştırmaya göre, bu yerleşim yerlerinde ücretsiz veya Sağlık Kasası’ndan kısmi karşılanan ilaç satan eczanenin bulunmadığı ortaya çıktı. Bu bölgelerde yaşayan vatandaşların ise ilaç tedarikleri için farklı bölgelere gitmeleri gerektiği kaydedildi. Komisyondan yapılan açıklamada, NZOK ile anlaşmalı eczanelerin de yetersiz oldukları için vatandaşların seçim yapmada zorlandıkları belirtildi. Verilere göre, ülke genelindeki toplam 4000 eczaneden sadece 2076’sının Sağlık Kasası ile anlaşmalı çalıştığı vurgulandı. Bu eczanelerin ise sadece yarısının NZOK tarafından yüzde 100 karşılanan ilaçları bulundurduğu ortaya çıktı.

 

 

Zaman Bg                                                       26.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

TCG GEDİZ-F 495’e Ziyaret

   TCG GEDİZ-F 495’de dostluk buluşması gerçekleşti. Türkiye Cumhuriyeti Sofya Büyükelçisi İsmail Aramaz, Briz-2012 ile alakalı olarak  eğitim gören gemi grubu ekibi ile bir grup özel misafirin bu buluşmasına sembolik olarak evsahipliği yaptı. İsmail Aramaz, TCG GEDİZ-F 495’de aralarında Türkiye Cumhuriyeti Burgas Başkonsolosu Cem Ulusoy, Muavin konsoloslar Nihal Sarıöz ve Korkut Yirmibeş, Burgas Belediye Başkanı Dimitır Nikolov, Burgas Valisi Konstantin Grebenarov,  Burgas Recep Küpçü Türk Kültür Derneği Başkanı Mücella Bilal, Şumnu Kültür Evi Başkanı Nurten Remzi, Alkomet AD Denetim Kurulu Başkanı Fikret İnce, Ruen Belediye Başkanı İsmail Osman, Dobriç Belediyesi Meclis Üyesi Gürsel Kırnak’ın bulunduğu grubu karşıladı. Büyükelçi Aramaz, yaptığı konuşmada “Bu çok uluslu çok taraflı bir faaliyet. Yapılan faaliyetin sadece tatbikat şeklinde gerçekleşmesinin değil aynı zamanda Türkiye ile Bulgaristan arasında  gelişmekte olan ilişkilerin de bir işaretidir” dedi. Kendisi konuşmasının sonunda bu güzel resepsiyonu düzenleyen gemi komutanına ve teşrifleri için misafirlere teşekkürlerini sundu.

Tarihçe

   TCG GEDİZ, 19 Aralık 1978 tarihinde kızağa konmuş ve 14 Kasım 1981’de USS John A. Moore (FFG-19) adı ile ABD Donanmasında hizmete girmiştir. ABD Donanmasına 20 yıl hizmet veren USS John A. Moore 01 Eylül 2000 tarihinde hizmet dışına çıkarılmış, aynı gün Türk Bayrağı çekilerek Deniz Kuvvetlerine Katılıış ve TCG GEDİZ adını almıştır. Deniz Kuvvetlerince altıncı “G Sınıfı” fırkateyn olarak katılan TCG GEDİZ, bu adı alan ilk fırkateyndir. GEDİZ, Kütahya ilinin şirin bir ilçesidir.
   2010 yılında GENESIS Komuta Kontrol Sistemi ve ESSM Güdümlü Mermi modernizasyonlarına tabi tutulan TCG GEDİZ, hizmete girdiği 2000 yılından itibaren birçok milli/NATO tatbikat ve özel görevin yanı sıra, Aden Körfezinde deniz haydutluğu ile mücadele harekatına ve libya'ya yönelik ambargo harekatına da iştirak etmiştir.

Gemi ambleminin anlamı

   Gemi amblemi, gemi personelinin ve bahriye geleneklerinin temsilcisidir. Amblemin ana renkleri olan koyu mavi ve sarı, denizlerin enginliğini ve mükemmeliyetini simgelemektedir.
   Altın çıpa ve bedenine dolanan halat, Türk Bahriyesinin tarihine, örf adetlerine sıkı sıkıya bağlılığını ve “GÜÇ”ü; çıpanın her iki yanındaki yıldızlar, Türk insanının en önemli erdemlerinden olan “ŞEREF” ve “ONUR” u;  geminin siyah silüeti, Türk donanmasının modern ve en güçlü gemilerinden olan TCG GEDİZ’in her türlü şartta her türlü hareket alanında , mücadele edebileceğini anlatmaktadır.
   Bu silüetin merkezde bulunması ise düsturu olan “ŞEREF, ONUR ve GÜÇ”ün nerede birleştiğini, tüm dünya sularındaki gücü ve kararlılığıı sembolize etmektedir.

Mozaikdergisi                                                        26.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

26 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı
ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü 

Yazı: Diana Hristakieva

   Dünya çapında milyonlarca kişi uyuşturucu maddelerinin kurbanıdır. Uyuşturucu trafikçileri para kazanırken uyuşturucu bağımlıları çoğunlukla aşırı doz sonucu ölümünü buluyor. Basında insanın açgözlülüğü ve zayıflığından doğan trajedi olayları uzun uzun anlatılıyor. İşte bu nedenle 26 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü, uyuşturucu maddelerinin insanlara, aileye, topluma verdiği zararlar hakkında bizleri düşündürmelidir.
   26 Haziran tarihi, 1987 yılında BM’nin Genel Kurulu tarafından kabul edildi. Bu günde dünya genelindeki insanlar, uyuşturucu bağımlılığının yaygınlaştırılmasıyla mücadele konusundaki dayanışmasını ve aktif konumunu bildirebiliyor. Bu sorun, Bulgaristan için de acı vericidir. Milli Uyuşturucu Bağımlıkları Merkezi’nin verilerine göre eroin kullananların sayısı 20-30 bindir. 25 yaşına kadar uyuşturucu bağımlıları arasındaki ölümler, yüzde 42’dir. Bulgaristan, bu gösterge açısından AB’nin üye ülkeleri arasında beşinci pozisyonda yer alıyor. Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü’nün amaçlarından biri, ebeveynlere tehlikenin kapılarının arkasında bile olduğunu hatırlatmaktır. Uyuşturucu sorunu için genel bir çözüm olmamasına rağmen her bir topluluk bu sorunun çözümlenmesi için katkıda bulunabiliyor. Bunun için bütün toplumun, ailelerin, okulların, profesyonellerin, hükümetin katıldığı çalışmalar gereklidir. 

   “Solidarnost” www.solidarnost-bg.org/ Uyuşturucu Bağımlıları Rehabilitasyonu Derneği’nin İcra Müdürü Elena Nikolova, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Artık yaklaşık 10 yıldır uyuşturucu bağımlılarının rehabilitasyonu alanında çalışıyoruz. Rehabilitasyon programında eşsiz bir şey var. Orada tedavi edilen insanlar, geceleyin merkezde kalmıyor, akşamleyin ailelerine geri dönüyor. Program çerçevesinde hem tedavi çalışmaları var, hem de toplumdaki hayatı andıran çalışmalar var. Çünkü bizim hizmetlerimizi arayanlar, meydan okumalarla başa çıkma kabiliyetini geliştirmelidir. Bunlar pratik şeylerdir. Mesela tedaviye başvuranlar, bütçesini yönetmelidir, çünkü bağımlılık bu kabiliyetini silmiştir. Şimdiye kadar onlar bütçesini ne kadar doz alabildiğine göre ayarlamıştır. Buraya gelen insanlar, spor yapıyor, bahçeye bakıyor, yemek pişiriyor, tek bir sözle sorumluluk üstleniyor.” 

   “Solidarnost” Uyuşturucu Bağımlıları Rehabilitasyonu Derneği’ne bağlı olan Uyuşturucu ve Alkol İçin Milli Bilgi Hattı www.drugsinfo-bg.org/bg/ da açıldı. Ülke genelinde çalışan bu hat, internet ve telefon üzerinden bilgilendirme ve danışma için ilk hattır. Elena Nikolova şunları da keydetti: “Rehabilitasyon programı kapsamındaki tecrübemizden çok iyi sonuçlar doğdu. Yardıma başvuran insanların yüzde 57’sinin üzerinde uzun vadeli olarak iyidir. Tedavi programımızdan geçenlerin bazıları, belli kursları bitirdikten sonra şu an bizde çalışıyor. Uyuşturucu bağımlılığı giderilebiliyor”. 

 

 

Türkçesi: Rayna İvanova                                                        26.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

TRUD: Belediye Pazarları Kayboluyor

   Vatandaşların geleneksel olarak onlarca yıl kullandığı ve ülke genelinde belediyeler tarafından işletilen pazarların kaybolmaya yüz tuttuğu belirtildi. Pazarların yok olmasının en önemli sebebinin ise devam eden ekonomik krizin olduğu kaydedildi. Müşterilerin her geçen gün azaldığını ifade eden tüccarların diğer büyük bir rakipleri ise hipermarketler olduğu belirtildi. Hipermarketlerde ise fiyatların semt pazarlarındakilerden daha düşük oldukları için müşteriye daha cazip geldikleri vurgulandı.
   Öte yandan,  belediyeden ihale sonucu veya masa başı kira ödemek yerine pazarcıların ürünlerini toptan hipermarketlere satmayı tercih ettikleri ortaya çıktı. Belediye pazarlarındaki kiraların şehirlere göre değiştiği ve kiraların metrekare başına 25 levadan 500 levaya kadar çıktığı belirtildi. Yüksek kira bedellerinden dolayı pazarlara üreticilerin doğrudan satış yapmaları için giremediği, belediyelerin pazar gelirlerinin azaldığı, birçok masanın ise boş kaldığı kaydedildi. Yerli üreticilerin doğrudan pazarlara giremedikleri ortaya çıktı. Üreticilerin önünde en büyük engel olarak ise yazar kasa bulundurma zorunluluğu gösteriliyor. Diğer taraftan ise, üreticilerin doğrudan satış yapmaları için herhangi bir önceliği ve kolaylığı da bulunmadığı belirtildi.

 

 

Zaman Bg                                                        26.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yoğun Yağmur Yağışı ve  Fırtına Nedeniyle
Sarı Kod İlan Edildi

 Aralarında Şumnu, Razgrad ve Eski Cuma'nın da yer aldığı 8 bölgede, bugün beklenen yoğun yağmur yağışı ve fırtına nedeniyle sarı kod ilan edildi.   Bulgar Bilim Akademisi Meteoroloji ve Hidroloji Ulusal Enstitüsü'nden dolu yağışı da olabileceği bilgisi verildi. Hava durumunun tehlikeli olabileceği bölgeler arasında Veliko Tırnovo, Dobriç, Rusçuk, Silistre ve Smolyan da yer alıyor. Meteoroloji uzmanları, beklenen hava koşulları izleminde kalması için halkı uyarıyor.

 

 

Mozaikdergisi                                                        26.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Şumnulu Gülçer İbryam, Slınçev Bryag’da Başarı Elde Etti

   Bulgaristan’ın tatil merkezlerinden biri olan Slınçev Bryag’da 17-24 Haziran 2012 tarihleri arasında Little Miss & Mister Planet 2012 uluslararası güzellik ve yetenek yarışması düzenlendi.  İntersound moda ajansı tarafından yedinci kez düzenlenen yarışmayda ilk defa evli hanımlar için Misis Planet 2012 yarışması da gerçekleşti. 4 kıtadan 11 hanım, jüri ile ingilizce mülakat, Yeşil Dünya temasına uygun dans kompozisyonu, milli kıyafetler  ve gece elbisesi defileleri sunarak kategoride Birinci olmak için yarıştı. Rusya, Ukrayna, Bulgaristan, İnguşetiya, Türkiye, Tataristan, Abhazya, Fransa temsilcisi hanımlar,  yetenek, zeka, parıltı, güzellik ve çekicilikleri  ile göz doldurdu.
   Şumnu’dan yarışmaya katılan Gülçer İbryam, Türk milletini temsilen milli kıyafetle katıldı. Kendisi etkileyici gülümsemesi, sahne duruşu ve doğallığıyla bu görevini başarıyla yerine getirdi, jüri, sponsor ve izleyenleri adeta büyüledi. Bağlı olduğu Favorit moda ajansı sahibi Albena Rahneva, Gülçer İbryam’ın  yarışmaya hazırlanmasında yardımcı ve destekçi oldu. Yarışma sonucunda Gülçer İbryam  İkincilik ve Viktoriya Oteli Yüzü olarak dereceler kazandı.

Mozaikdergisi                                                        25.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

BAF, Türkçe Radyo İçin Başvuru Yaptı

   Bulgaristan Adalet Federasyonu (BAF), Elektronik Medya Kuruluna (SEM) Türkçe radyo yayını için resmi başvuru yaptı.
  BAF Başkanı Sezgin Mümin tarafından SEM Başkanı Georgi Lozanov’a verilen resmi başvuruda, kurulacak radyonun Türkçe ağırlıklı iki dilde yayın yapacağı belirtiliyor.
   BAF’tan yapılan açıklamada, Türkçe radyo yayınlarını ilk aşamada Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde gerçekleştirmek istediklerini, daha sonra ise ulusal çapta yayın amaçladıkları kaydediliyor.
   BAF Başkanı Sezgin Mümin AJANS BG’ye ‘ülkemizde 10 dakikalık göstermelik Türkçe televizyon haberleri dışında ana dilimizde ne televizyon kanalı, ne de ki radyo yayını var. 20 yıldır da bu yayınların oluşması için çaba harcaması gerekenler bir şey yapmadı, komşumuz Yunanistan’da bile Türkçe yayın yapan 5 radyo var’ dedi. 

 

 

Ajans Bg                                                         25.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Uluslararası Tuna Nehri Günü Kutlanıyor

   Silistre belediyesi, 29 Haziran 2012 (Cuma) tarihinde kendi organizasyonlarıyla  Tuna – İletişim Nehri slogan altında Uluslararası Tuna Nehri Gününü kutlayacak. Organizasyonlardan biri streetball turnuvası olacak. Kayıt ücreti olmayacak ve  takımlar üç oyuncudan oluşacak. Turnuvada yer almak isteyen herkes katılabilir. Streetball turnuvasında eleme, streetball kuralları dahilinde  yapılacak.  I. ve III. derecesi kazanan takımlara ödüller verilecek.

Tarih: 29 Haziran 2012 (Cuma),
Saat 17:00
Yer: Tuna Parkı
Başvurunuz için 0877 464 114/ 0898 596 478  arayabilirsiniz. 

 

 

Mozaikdergisi                                                    25.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Serinlemek İsterken Boğulmayın

   Yazın bunaltıcı havasından kurtulmak için birçok insan deniz, göl ve göletlere akın etmeye başladı. Ancak sıcaktan dolayı her gördüğü suya girenleri büyük tehlikeler bekliyor. Girdiği suyu, alanı tanımayan birçok kişi boğulma riski ile karşı karşıya. Boğulmaların çoğu insan kaynaklı. Yüzme bilmemek veya az bilmek, suyu tanımamak, tedbirsizlik ile cankurtaranın olmaması boğulma olaylarının temel sebebi. Doğal şartlar ise ikinci planda. Sulama kanalları da büyük tehlike oluşturuyor. Çeşitli sebeplerle kazılmış alanlarda biriken sularda kesinlikle yüzülmemesi gerek.
Bunlara dikkat!
   Soğuk suya aniden girilmesi sakıncalı bir durum oluşturabilir. Sakatlanmaları önlemek amacıyla, suya esneme hareketleri yaptıktan sonra önce ayağınızı sokarak girin. hiçbirzaman yalnız yüzmeyin.
   Derinliğini bilmediğiniz sulara balıklama dalış yapmayın. 2 metrenin altındaki sığ sularda kaza riski artar. Oluşabilecek omuriliği zedelenmesi boğulmayla yada felçle sonuçlanabilir.
   Göl ve barajlarda balçıklaşmış cıvık zemin, boğulmaların ana sebeplerindendir. Nehir, göl ve derelerde suyun yüzmeye elverişli olup olmadığını kontrol edin. Yağmur sularıyla oluşan göletlere asla yaklaşmayın.
Suda güvenli alan dışındaysanız jetski ve botlara dikkat edin. Çocuklar suyun yakınında bulundukları sürece, onlara arkanızı asla dönmeyin.
   Su çok dalgalıysa asla açılmayın. Göllerde de güçlü rüzgârlar çırpıntılı dalgalar oluşturarak yüzmeyi sakıncalı duruma getirebilir.
   Yumuşak ya da engebeli nehir yatakları çok tehlikelidir. Çökme halinde yüzme bilmeniz yeterli olamayabilir. Her zaman, yüzeceğiniz alanın güvenliği konusunda o bölgede yaşayan kişilerden bilgi alın.
Çocuklarınıza erken yaşta yüzme öğretin
   Çocuklar için yüzme öğrenmek zor değildir. Aileler ‘suda boğulursun’ korkusunu çocuğun bilinçaltına yerleştirmemeli, çocuklarına yüzme öğretmelidir. Dikkat edilecek tek husus çocuğunuzu teslim edeceğiniz yüzme eğitmenlerin mutlaka sertifikalı olması.

 

 

Zaman Bg                                                            25.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yüzlerce Rusçuklu Karnaval’de Eğlendi

 Yüzlerce Rusçuk vatandaşı ve misafiri, yüksek sıcaklığa rağmen 24 Haziran 2012 tarihinde düzenlenen şehri Karnavaline katıldı. Bölge Tarih Müzesi ve Kültür Evi’nden yola çıkan karnavalciler, belediye binasi önünde toplandı. Vatandaşlar, rengarenk, değişik ve ilginç kıyafetleriyle belediye önünde  yapılan programın ardından doyasıya eğlendi.  Karnaval, yapılan tombola çekilişi ve geleneksel olarak yakılan karnaval ateşi ile son buldu.

 

 

 

 

Mozaikdergisi                                                       25.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Balkan Şölenine Muhteşem Final

   Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği (Bal-Göç) İnegöl Şubesi tarafından bu yıl 21-27 Haziran tarihleri arasında düzenlenen 'Uluslararası Balkan Şöleni' final programı ile son buldu.
   Kültürpark içindeki Açık Hava Gösteri Merkezi'nde düzenlenen finalde sahne alan Romanya ve Bulgaristan ekipleri ile Bal-Göç folklor ekipleri gösteri yaptı. Bal-Göç İnegöl Şubesi Başkanı Özlem Çelik, "Derneğimizde folklor eğitimi alan 104 çocuğumuz var. Bunların bir kısmı Balkan göçmeni. Fakat bunların çoğu İnegöl'e farklı şehirlerden gelmiş göçmen olmayan çocuklar. Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği olarak biz sadece göçmen ailelerin çocuklarıyla değil, tüm ilçe halkımızın çocuklarına kapılarımızı açmış durumdayız. Faaliyetlerimize devam etmekteyiz. Bu gece 140 çocuğumuzun halk danslarını sizlere sergilemesinden gurur duyuyoruz. Ayrıca Bulgaristan ve Romanya'dan da iki konuk ekibimiz bulunuyor. Şölenimiz, 21 Haziran 2012 Perşembe günü İnegöl avm’de, göçün acı yüzünü gösteren 'Fotoğraflarla Göç Sergisi'nin açılmasıyla başladı. Daha sonra Cerrah beldemizde gösterilerimiz devam etti. Cuma akşamı Tahtaköprü'de ve bu akşam da İnegöl Amfi Tiyatro'dayız. Son olarak Yenice göletinde konser ve piknik ile bir gecemiz olacak. Dernekler, birliği, bütünlüğü, yardımlaşma ve dayanışmayı, kültürel varlıkları ortaya çıkarıp, yaşatmayı amaçlar. Dernekçilik zor iştir. Dernek kurmak kolay, onu yaşatmak büyük fedakarlık ister. Bizlerin gücü, kuvveti ve enerjisi siz değerli üyelerimizsiniz. Sizler olmadan dernek yaşamaz. Derneğimizin kuruluşundan bu yana görev almış tüm yöneticilerimize ve ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" dedi. Konuşmaların ardından Romanya ve Bulgaristan'dan gelen misafir ekipler kendi yörelerinin oyunlarından örnekler sundu. Bal-Göç İnegöl Şubesinin folklor ekibi ise Türkiye'nin çeşitli yörelerinden sergiledikleri halk oyunları ile göz doldurdu. Hem misafir ekiplerin, hem de Bal-Göç ekibinin gösterileri ayakta alkışlandı.

 

 

HaberlerCom                                                            25.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Şumnu’da Elektro Müzik Festivali Yapılacak

   7 Temmuz 2012 (Cumartesi) tarihinde, Şumnu’da ikincisi düzenlenecek olan Highlands Music elektronik müzik festivali yapılacak. Festival, Bulgaristan Heykeli,  bilgi merkezi otoparkında gerçekleşecek. 2012 Highlands Music, Bulgaristan ve yurt dışından 10 popüler dj’yi bir araya getirecek. Müzik şölenini organize eden Renesanz’ın yaptığı açıklamada gösterinin ücretsiz olacağı, akşam saat 20.00’da başlayıp sabahın erken saatlerine kadar süreceği bildiriliyor. Organizatörler eğlenmek için orada olacaklara unutulmaz ve güzel anlar vaad ediyor.

 

 

 

Mozaikdergisi                                                            25.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bulgar Vivacom El Değiştiriyor

 Bulgaristan'da yayınlanan Capital gazetesinin haberine göre Vivacom ismi ile faailyet gösteren Bulgar Telecom'un kreditörleri şirketi bu yıl sonuna kadar satabilirler. Kaynakların verdiği bilgilere göre kreditörler Vivacom'un yeniden yapılandırılması için görüşmelerde bulunuyorlar. Bu görüşmelerde sermaye benzeri sorunlu kredilerin hisse senedine dönüştürülmesi ve diğer borçlarnın yeniden yapılandırılması veya zarar yazılması ele alınıyor. Vivacom için Nisan 2011'de Turkcell de teklif vermiş ancak yapılan görüşmeler anlaşmazlıkla sona ermişti.

 

 

 

HaberlerCom                                                        25.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yaz Tatili, Kazanımlara Dönüştürülebilir

   Çocuklar ve gençler için 3 aylık tatil başladı. İyi değerlendirilmesi halinde kişi tatil sonrasında kendini yenilemiş ve gelişmiş olarak görecek. Bunun için en büyük görev, anne ve babaya düşüyor. Öncelikle karne gündemden düşürülmeli ve aile toplantısı yaparak bir yaz programı yapılmalı. Çocuklar ve gençler, iple çektikleri üç aylık uzun bir tatile girdi. Bu üç ay, boş durma, tembellik olarak görülürse, günler, haftalar, hatta aylar su gibi akar gider. Ömürden giden üç ayın, kayda değer kazanımlar bırakmadan uçup gitmesi, çocukları mutsuzluğa, umutsuzluğa ve pişmanlığa sevk eder. Yaz tatili altın değerinde bir fırsat olarak görülürse, bu üç ay ciddi bir yenilenme, donanım ve gelişime vesile olur. Eksiklerimizi tamamlama ve ihmallerimizi telafi etme imkânı buluruz. Geniş zaman ve emek gerektiren birçok plan, hedef, iş ve etkinlik yaz tatilinde gerçekleştirilir.
   Karne, gündemden düşmeli: Zayıf ağırlıklı karne için, objektif ve yapıcı bir değerlendirme yapılıp önlemler alınmalı. Artık geleceğe bakıp çocuğa sevgi, şefkat ve güvenle yaklaşmalı. Hele karne sonucuna göre, çocukları başkalarıyla kıyaslamaktan kaçınmalı.
   Sanal dünyanın esiri olmasınlar: Yaz tatili için planları, hedefleri ve çok iyi değerlendirme derdi olmayan, bu konuda anne-baba desteğinden de mahrum kalan çocukları, televizyon, internet, bilgisayar oyunları ve cep telefonları esir alacaktır. Bu esaret, çocukları pasifleştirecek, gerçek hayattan koparacaktır. Zamanla fiziksel, zihinsel ve ruhsal rahatsızlıklar da baş gösterecektir. Bu nedenle çocuklara ilgi ve yetenekleri, yaş ve cinsiyetlerine uygun iş ve sorumluluklar verilmeli.
   Yaz Kur’an kursuna gitme teşvik edilmeli: Çocuklar, hayatlarını şekillendirecek, anlamlandıracak bilgi ve alışkanlıkları, gönlün ve ruhun huzur kaynağı Kur’an’ı genelde yaz Kur’an kurslarında öğrenir. Anne-babalar, camiye göndermenin yanı sıra öğreneceklerinin ne anlama geldiği konusunda bilgilendirirse, çocuklarda camiye gitme ve öğrenme şevki artacaktır.
   Anne-baba eline kitap almalı: Anne-babaların eline kitap alması, zaman zaman yolunu kitapçılara, kütüphanelere düşürmesi, çocukların kitap okumasına yardımcı olmada bir başlangıç olabilir. Kitap okuyan insanlarla tanıştırmak, yine ailecek bir kitabın müzakeresini yapmak da işe yarayacaktır.
   Akrabalarla ilişkiler güçlendirilebilir: Uzun yaz tatili, akrabalarla ilişkilerin tazelenmesine, güçlenmesine, çocukların ruhlarının dinlenmesine, gönüllerinin ferahlamasına vesile olur. Yetişkinlerin sohbetlerine katılan çocuklar, kültürel değerlerimizin manasını ve ruhunu idrak edecek; toplumun birlik, beraberlik ve bütünlüğünü keşfedecek.
   Geziler ve yaz spor kursları monoton hayatı renklendirir: Tebdil-i mekânda ferahlık vardır. Geziler, monoton hayata canlılık katar. Tarihî, manevî ve kültürel geziler, çocukların ruhunu dinlendirecek ve zihinlerini açacaktır. Yaz spor kursları da ataletten korur ve zinde kalmayı sağlar. Musiki ve diğer sanat dallarına ait kurslar ise ilgi ve yeteneklerin inkişafına, girişimcilik ve estetik duygunun gelişmesine vesile olur.
   Mesleki bir deneyim sağlanabilir: Çocuklar, öncelikli olanlardan sonra (Kur’an öğrenme, arkadaşlık ve akraba ilişkilerini geliştirme, kitap okuma gibi), ilgisini çeken bir iş veya meslek hakkında deneyim kazanabilirler. Yaşına, ilgi ve yeteneklerine göre seçilecek bir işte kısa süreli çalışarak, her mesleğin kendine has özelliklerini, kolaylık ve zorluklarını keşfeder. Duruma göre harçlık da kazanarak alın terinin manasını, paranın nasıl kazanıldığını idrak edebilirler.
   Tatilin başı, ortası ve sonunda mutlaka aile toplantısı yapılmalı
Ailelerin 100 gün gibi uzun bir yaz tatilini programsız geçirmeleri, zamanlarını heba etmeleri anlamına geliyor. Fatih Üniversitesi Rehberlik Uzmanı Eğitimci Sosyolog Abdulrezzak Çil, bunu çözmenin en önemli yolunun tatilin başında, ortasında ve sonunda üç aile toplantısı ile gidişâtı kontrol altına almak ve özel yaz aile takvimi yapmak olduğunu belirtiyor. Abdulrezzak Çil, “Daha mutlu ve huzurlu olmak için, zamanın içinde akan bir kuru dal olmak yerine zamanın içinde kaptanı belli olan bir gemi olmayı tercih etmek gerekir.” diyor. 

 

 

Kamil Memiş                                                         25.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Domates Üreticileri, Ürünlerini Daha İyi Fiyattan Satmak İstiyor

   Tarım ürünlerinin fiyatlarının düşmesinden dolayı geçtiğimiz yıl, çoğu tarım üreticisi için kabus bir yıl oldu. Tarım üreticileri bu senenin de böyle geçeceğinden endişeli. Aytos Belediyesi’ne bağlı Malka Polyana köyü sakinleri de bu tedirginlik içerisinde olanlardan. Çünkü köylü sera domatesiyle maddi yönden ayakta durmaya çalışıyor. 2010 yılında piyasada toptan fiyatı 1.20 – 1.30 leva olan ‘bele’ cinsi domatesin geçen seneki toptan satış fiyatı 0.20 – 1 leva arasında seyretti. Malka Polyana köyünde yaşayan Ömer Mehmet Ömer de 20 yıldır sera üreticisi. O da ‘bele’ cinsi domates üretiyor. Ömer Bey “20 yıldır bu işle meşgulüm. Geçen sene tam bir kabus yaşadım. Domatesin toptan satışı 0.20 – 1 leva arasıydı. 10 ton domatesim de telef oldu. 2.5 dekar domates ekiyorum. En fazla 20 ton ürün elde ettim. Filizleri kendim yetiştirirsem toplam masrafım 6000 leva. Eğer onları da satın alırsam toplam masrafım 10 bin leva.” ifadelerini kullandı.
   Ülkedeki ‘Tarım Üreticisini Koruma’ politikasındaki eksikliklerden dolayı bu sene tarım üreticileri bir kabus daha yaşamalarından korkuyor. Üreticiler, Makedonya’dan iç pazara sunulan domateslerin 0.80 – 0.90 levadan pazara girdiğini ve bunun da Bulgaristan’daki sera üreticilerine ciddi kayıplar yaşattığını belirtiyor. Türkiye’den ülkeye giren ürünleri de yerli üretici için ayrı bir tehdit olarak gören Ömer Bey “Makedonya’dan gelen domatesleri aldım ve test ettim. Hiç abartısız, bizim yetiştirdiklerimize göre lezzetsiz ve kalitesiz.  Nasıl oluyor da bu ürünler iç pazara girer şaşıyorum. Eğer biz ürettiğimizin karşılığını alamazsak zarar etmiş oluruz ve tarımdan da soğuruz. Benim iki çocuğum var ve hanımla onları nasıl okutacağımızı düşünüyoruz.’ diye ekledi.
   Firma sahibi olmayan tarım üreticilerinin bu seneki problemlerinden bir diğeri de borsada kendi ürünlerini satamamaları. Tarım Bakanı Miroslav Naydenov’un bu konuda söylediğini borsada satış yapıp aynı zamanda firma sahibi olan satıcılar uygulamak istemiyor. Aslında bu sene bir tarım üreticisinin borsada kendi mallarını satması için sadece belediyede tarım üreticisi olarak kayıtlı olması yeterli. Ancak üzerine firma kayıtlı olan tarım üreticileri buna izin vermiyor. Hep problemlerle karşılaşan üreticiler ise satışların gecikmesinden korkuyor. Satışlardan istediğini alamayan halk ise geçim derdi çekiyor. 

 

 

İlhan Şenol, Aytos                                                   25.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Tekerleme, Şumnu’da Tekerlendi

 Bilindiği gibi, her Cumartesi Şumnu Kültür Evi Derneği’nde Bulgaristan Türkleri kültürü ile ilgili konular gündemde oluyor. Bu hafta , 23 Haziran 2012 (Cumartesi) saat 11:00’de Tekerleme konusunu ele aldı. Kültür ocağı üyelerinden Emel Seyhan, öğrencilerle birlikte çok eğlenceli bir tarzda Tekerlemeleri ağızdan ağıza tekerledi. Faaliyete katılan herkes tekerleme söyleminde bulundu. Birlikte hoş vakit geçirdiler, çocuk ve gençler telaffuz ve  sözcük ifade edebilme becerisini geliştirdi ve yaratıcılık zevki yaşadı.
Tekerleme, sözlüklerde ağızda yuvarlanan söz, saçma sapan söz anlamına gelen masal, hikaye, bilmece, halk tiyatrosu gibi bazı edebi türler içinde veya bağımsız olarak söylenen ölçülü ve kafiyeli sözlerdir. Çocuk folklorunda hoş vakit geçirmek, konuşma kabilyeti kazanmak, oyunlarda eş ve ebe seçmek için bu yola baş vurulmuştur. Yöreye göre değişik isimle de söylenirler. Doğu Anadolu’da Döşeme, Güney Anadolu’da sSyışma denir. Türk edebiyatında ilk tekerleme örneklerine XI. yüzyıldan itibaren rastlanır.

 

 

Mozaikdergisi                                                            23.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Koca Yusuf  Derneği Başkanı Arif Vasvi,
Şumnu Kültür Evi’ni Ziyaret Etti

   Bilindiği gibi son günlerde 6 Haziran 2012 tarihinde Şumnu’da bir toplantı sonucunda Deliorman’dan cihan ve efsane pehlivanıın adını taşıyan Koca Yusuf Spor ve Kültür Derneği kuruldu.  İsperih’in Kıpinovtsi köyünden Arif Vasvi, oy birliği ile dernek başkanı oldu. Milli Güreş Şampiyon,  ilk defa Başkan olarak 22 Haziran 2012 tarihinde Şumnu Kültür Evi Başkanı Nurten Remzi’yi  ziyaret etti. Bir araya gelince, spor ve kültür alanında ortak proje ve çalışmalar yapmaktan memnuniyet  duyacaklarını belirttiler. Eylül ayında Koca Yusuf’un doğduğu Karalar köyünde planlanan yağlı güreşlerle ilgili bazı konulara değindiler. Nurten Remzi, bu tarihi değerler taşıyan faaliyette Şumnu Kültür Evi Davul Zurna Orkestrası severek yer alacağını belirtti. Komunist döneminde yıllar önce yasak edilen Yağlı güreşin, spor ve kültür özelliklerimizin yeniden canlanması, tanıtılması ve gelişmesi için her zaman iki dernek bir birilerine destek olacaklarını belirttiler. Şimdiye kadar özel yapılan suni güreşen kuklalarla Davul ve Zurna gösterilerinden bahs ederken, Atalarımızdan kalan Olimpiyatlar'dan sonra dünyanın en eski spor organizasyonu Yağlı Güreş, artık sadece kuklalarla gösteri ve şov değil, Bulgaristan’da, Koca Yusuf’un memleketinde Koca Yusuf adını taşıyacak olan yağlı güreşler gerçek olacağından dolayı bütün Bulgaristan Türkleri adına ve Şumnu Kültür Evi Derneği ekibi adına mutluluklarını, umudunu ve başarılar dileklerini paylaştı.
   Birkaç gün önce  Edirne Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi, 651. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri ’ ne Koca Yusuf Derneği Yönetimini davet etti. Dev adam Koca Yusuf’un adı her zaman o güreşlerde cazgırların gür sesi ve davulların ritmiyle yer alıyor. Ayrıca Er meydanı girişinde Deliorman’dan en güçlü ve ünlü pehlivanlar Koca Yusuf, Kel Aliço ve Kurtdereli’nin heykeli var. Kırkpınar Kültür Evi müzesinde de onların hakkında bilgi var.
   Kırkpınar güreşlerinin tam olarak hangi tarihte yapılmaya başlandığı bilinmiyor ancak ortaya çıkışıyla ilgili en yaygın efsane şöyle; Rumeli'nin fethi sırasında, Orhan Gazi ile Nilüfer Hatun'un büyük oğlu Süleyman Paşa'nın komutasındaki kırk kişilik öncü birlik, Ahırköy'de, yani bugün Yunanistan sınırları içinde kalan Samona'da mola verir. Güreş tutan askerler arasında, iki er yenişemez. İki güreşçi, bir 6 Mayıs sabahı, Hıdrellez karşılamasında, Ahırköy çayırlığında yeniden güreşe tutuşur. Sabah erken başlayan karşılaşma, geceyarısından sonra iki güreşçinin ölümüne kadar sürer. Arkadaşları, güreşçileri, orada bulunan bir incir ağacının altına gömer. Yıllar sonra ziyarete gittiklerinde de, burada pehlivanların mezarları yerine bir pınarla karşılaşırlar. Buraya önce, ‘‘Kırklar'ın Pınarı’’, sonra da ‘‘Kırkpınar’’ adı verilir.
   Güreşler, her yıl, haziran sonu ile temmuz ayının başı arasındaki günlerde, Sarayiçi'nde Tunca Nehri kenarındaki stadyumda yapılır.  Rakibini çivi yukarı diken, sırtüstü yatıran ya da açık düşürenler galip, kispeti çıkan ya da yırtılan ve pes eden pehlivanlar da yenilmiş sayılır. Burada her yıl başpehlivanı seçilir ve altın kemer takılır.

 

Mozaikdergisi                                                                        23.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kültürel Etkileşim Derneği,
Yusuf Kerim’i Anma Konferansı Düzenliyor

  Kültürel Etkileşim Derneği, 12 Temmuz 2012 (Perşembe), 18:00 – 19:30 saatleri arasında, Pirotska sokak, 3 Sofya Başmüftülük Medya – Kültür Merkezi’nde, vefatının 5. yıldönümünde Bulgaristan Türkleri’nin yetiştirdiği değerlerden Yusuf Kerim’i anma konferansı düzenliyor.

 

PROGRAM:


18:00-18:10                         Açılış Konuşması
                                             İsmail İbrahimoğlu Köseömer – Kültürel Etkileşim Derneği Başkanı

OTURUM


Oturum Başkanı: Dr. İsmail Cambazov
18:10-18:25                        Yusuf Kerim Hocanın Hayatına Dair”
Osman İbrahimov – Başmüftülük Vakıflar Dairesi Başkanı, Doktora Öğrencisi


18:25-18:40                        “Bulgaristan Türk Gazeteciliğine Büyük Katkılarıyla Dostum Yusuf Kerim”
Dr. İsmail Cambazov – araştırmacı-gazeteci

18:40-18:55                         “Bulgaristan Türkleri Edebiyatının Değerli Temsilcisi Yusuf Kerim”
İsmail Çavuşev – “Müslümanlar” Dergisi Baş Editörü, Türk Dili ve Edebiyatçısı

18:55-18:10                         “Dramaturg Yusuf Kerim ve Bulgaristan’da Türk Tiyatrosu”
Ali Derviş – Yönetmen

18:10-18:25                         Mizah Yazarı Yusuf Kerim’in eserlerinden birkaç örnek

Yusuf Kerim Kimdir?

Yusuf  Kerim, 1922’de Varna ilinin Mihaliç köyünde doğdu.  İlk öğrenimini köyünde gördü.  Şumnu'da rüştiyeyi ve "Nüvvab" okulunun lise düzeyindeki bölümünde okudu. Varna'da  İktisat Fakültesinden mezun oldu. Muhasebecilik, banka memurluğu yaptı. "Nüvvab" okulunda bir süre Türkçe öğretmenliği yaptı. Daha sonraları "Yeni Işık" gazetesine kadroya alınarak uzun yıllar burada çalıştı.  Şumnu Devlet Tiyatrosu'nun Türkçe Estrat kolunda görev aldı. Bulgaristan'da komünist rejime son verildikten sonra 1990 yılının Eylül ayında Sofya'da İslâm Enstitüsü açıldı. Yusuf Kerim de bu Enstitüye müdür yardımcısı oldu. Sofya Başmüftülüğünün çıkardığı Müslümanlar gazetesinin yazarlar kurulu üyesi olarak çalıştı. Yine Sofya'da çıkan "Ümit" dergisinde çalıştı. Gazetecilik yaptığı yıllarda birçok gazete yazıları, röportajlar, mizahî yazılar yazdı. Hikâyeye daha sonraları yöneldi. Yazdığı sahne eserlerindeki konular gerçekçi bir gözle ele alınarak dile getirilmektedir. Mizah yazılarında hayatın bazı olumsuz yönlerini eleştirmektedir. Yusuf Kerim yazar, araştırmacı, osmanlı uzmanı olarak ün yapmıştır.
Yusf Kerim Bulgaristan’ın 3 farklı yönetim rejimini yaşamış (monarşi, totaliter komunist rejimi ve demokrasi) modern yazarlardandır. Ardında eşi Naşide Hanımı, oğlu Nedim, kızı Nedret, torunlarını, yüzlerce öğrenci, edebiyat, tarih ve kültürel katkılarda bulunan binlerce yazılmış sayfaları bırakarak, 12 Temmuz 2007 yılında Sofya’da 85 yaşında hayata gözlerini yummuştur.

 

Mozaikdergisi                                                         22.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Sıcakta Bol Bol Sıvı Tüketin

 Manavgat Sağlık Derneği (MASADER) Başkan Yardımcısı Op. Dr. Emin Canan, sıcak havalarda bol bol sıvı gıda tüketilmesi tavsiyesinde bulundu. Çocuklar, sıcaklara karşı korunmalı BURSA Dörtçelik Çocuk Hastanesi Başhekimi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. İsmail Özcan, mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıklarının, sıcak çarpmaları başta olmak üzere birçok sağlık sorununa davetiye çıkardığını söyledi. Sıcak havanın en çok yaşlı ve çocukları olumsuz etkilediğine dikkat çeken Uzm. Dr. Özcan şunları kaydetti: "Çocukların zorunlu olmadıkça saat 10.00 ile 16.00 saatleri arasında dışarı çıkarılmamasını tavsiye ediyoruz. Sıcaklıkların arttığı bugünlerde çocukların bol miktarda sıvı almasının sağlanması gerekiyor. Çocuklara ince, açık renkli kıyafetler giydirilmeli. Çocuklar sıcak havalarda şapkasız ve şemsiyesiz dışarı çıkarılmamalı. Sıcak çarpması durumunda çocuklar hemen serin bir ortama alınmalı. Bulantı, kusma yok ise ağızdan sıvı verilmeli, kusuyor ise asla bir şey içirilmemeli. Çocuğun gölge olan yerlerde oynamasına özen gösterin. Çocukların bulundukları ortamlarda eğer klima ya da fan gibi araçlar çok fazla çalıştırılıyorsa derecelerinin iyi ayarlanmış olmalarına dikkat edin. Çok düşük derecelere ayarlanmış klimalar çocuğu sıcak havaların etkisinden korumak yerine onun üşüyerek hasta olmasına sebep olabilir." Çok soğuk gıdalar yedirmeyin, çocukların sıcak havalarda çok soğuk yiyecekler yemelerinin ya da içecekler içmelerinin engellenmesi gerektiğine vurgu yapan Bursa Dörtçelik Çocuk Hastanesi Başhekimi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. İsmail Özcan, çok soğuk yenen bir dondurma, çok soğuk içilen bir bardak suyun çocuğun sağlığını olumsuz etkileyebileceğini dile getirdi. Sıcaklarda çocuklara sık sık duş aldırılmasını tavsiye eden Dr. Özcan, "Böylece terlemenin yol açabileceği pişik ve çeşitli kızarıklıkların önüne geçmiş olursunuz. Çocuklarınızın ense bölümünde sık sık terleme oluyorsa saçlarını kestirebilirsiniz" tavsiyesinde bulundu. Sıvı tüketimini ihmal etmeyin Manavgat Sağlık Derneği (MASADER) Başkan Yardımcısı Op. Dr. Emin Canan, sıcak havalarda bol bol sıvı gıda tüketilmesi tavsiyesinde bulundu. Dr. Emin Canan, Haziran ayının ilk haftasında yurt genelinde mevsim normallerinin üzerinde sıcaklığın olduğunu söyledi. Kalp, şeker ve yüksek tansiyon hastalarının acil bir işi olmadığı sürece 11.00-15.30 sularında dışarıya çıkmaması uyarısında bulunan Canan, günlük su tüketiminin 2 litrenin altına düşmemesi gerektiğini kaydetti. Sıcak havalarda terlemeye bağlı tuz kaybının olacağına işaret eden Canan, vücutta aşırı su kaybının metabolizmada kalıcı rahatsızlıklar oluşturabileceğini söyledi. Canan, "Sıcak ve nemli havada başta su olmak üzere bol bol sıvı gıdalar tüketelim. Yağlı yiyecekler yerine sebze ve meyve tercih edelim. Yağlı yiyeceklerden kaçınalım. Terleme sonrası hemen fanilamızı değiştirelim. Eve gelir gelmez de hemen duş alalım. Suyun yanında bol bol ayran içelim. Şekerli, konsantre meyve suları yerine doğal sıkılmış meyve sularını tercih edelim. Günlük en az 2 litre su tüketelim. Dışarıya çıkarken de mutlaka başımıza koruyucu alalım" dedi.  

 

YeniAsya                                                            22.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Silistreli İşverenler, Yurt Dışından İşçi Arıyor

  Ülkedeki işsizlik fonunda birçok şirket istihdam sorunu yaşıyor. Özellikle giyim sektöründe personel eksikliği fazla. Bu sorunu çözmek için Silistre bölgesi işverenleri yurt dışından işçi arıyor. Ercan Dural’ın doğduğu köyü Bradvari’de, geçen sene dikiş fabrikası açtı. İşadamı, çalışan eksikliği sıkıntısı gibi zorluklarla karşı karşıya geleceğimi hiç düşünmemiştim dedi. Şimdilerde üretim sağlamak için, Romanya’dan işçi getirme olasılığını inceliyor.

 

 

 

 

Mozaikdergisi                                                        22.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ülkemizde Nüfus Yaşlanması Endişe Vericidir

  Ulusal İstatistik Kurumu’nun verilerine göre, 65 yaş üstü Bulgaristan vatandaşlarının sayısı 1 milyon 400 bin civarındadır.65 yaş üstü nüfus ve 15-64 yaş arasındaki çalışabilir nüfus orantısının yüzde 28.7’dir. İstatistikler, ülkemizde insanların yüzde 72’si şehirlerde, yüzde 28’i ise köylerde yaşadığını gösterdi. Ulusal İstatistik Kurumu’nun tahminlerine göre, ülkemizdeki nüfusun 7 milyonun altına düşmesi beklenen 2020 yılında, 65 yaş üstü kişilerin sayısı 1.500 milyon civarında olacak, nüfusun 6.5 milyona düşmesi beklenen 2030 yılında ise yaşlı insanların sayısı 2 miyonu aşacak. Endişe verici istatistikler, Eurostat’ın Eski Kıta’da nüfusun yaşlanmasıyla ilgili son verilerini doğruluyor.

 

 

 

BNR                                                                 22.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ihlamur Toplama Yasağı İhlal Ediliyor

  İlan edilen ıhlamur toplama yasağı ilk günden itibaren ihlal ediliyor. Yasağı çiğneyenler için herhangi bir ceza uygulanmış sayılmaz. Konu ile ilgili sorumlu makamlar, ceza uygulaması için duyarlı vatandaşlardan gelecek ihbarları değerlendirmek için bekliyor. Ihlamur çiçeği toplayanlar, gün için ortalama 20 leva ücret elde edebiliyor. Güzel kokulu ıhlamurları  satın alan esnaf, yaptığı açıklamada sokaktan ve yerden toplanmış ıhlamurları çok fazla toz barındırdıklarından dolayı almadıklarını söylüyor.

 

 

 

 

Mozaikdergisi                                                     22.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

STANDART: Türkiye İle Ortak 110 Saatlik Dizi Yapıyoruz

 İlk Bulgar-Türk dizisi en yakın zamanda gerçek oluyor. Komşularımız, ülkemizde ‘At binicileri’ konulu filmin çekimini yapacakları belirtildi.  Dizinin 85 dakikalık toplam 75 bölümden oluşacağı kaydedildi. Bugün Kultür Bakanı Vejdi Raşidov’un  prodüksiyon ekibi ile görüşeceği vurgulandı. Türk tarafından dizilerin Star televizyonuyna çekimler yapan ünlü ‘Galata film’ tarafından yapılacağı açıklandı. Projenin Bulgaristan partneri ise ‘New Boyana film’ firması olacağı kaydedildi.  Kültür Bakanlığı, bu dizinin Bulgaristan’da çekilen ilk Türk filmi olacağını, Türkiye ve Bulgaristan arasındaki dizi çekim sözleşmesinin de bir buçuk ay içinde gerçekleşeceği  belirtildi.

 

 

 

Zaman Bg                                                         22.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bügün Beklenen Sıcaklık 38 Derece

  Meteoroloji ve Hidroloji Ulusal Enstitüsü’nden alınan bilgiye göre, 22 Haziran 2012 (Cuma) tarihinde ülke genelinde tehlikeli sayılabilecek hava sıcaklığı bekleniyor. Bu nedenle ülkede sarı kod ilan edildi. Uzmanlar, insanların öğle saatlerinde ve öğleden sonraki en sıcak saatlerde gerekmedikçe dışarı çıkmamalarını önerdi. Gölge ve serin yerlerde oturmalarını ve bol bol sıvı tüketümünde bulunmalarını tavsiye etti. Gün boyunca hava güneşli ve sıcak, maksimum sıcaklık 33 – 38 derece arasında olması bekleniyor. Karadeniz boyu sıcaklığı 29 – 31 derece, su sıcaklığı ise 25 – 27 derece olarak açıklandı. 21 Haziran tarihinde 36,5° ile havanın en sıcak ve boğucu olduğu Rusçuk bölgesi, bugün 38 dereceyi gördü.

 

 

 

Mozaikdergisi                                                    22.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Özcan Pehlivanoğlu Ceviz Kabuğu’nda

  Usta gazeteci ve televizyoncu Hulki Cevizoğlu’nun marka haline gelmiş programı Ceviz Kabuğu’nun 22 Haziran 2012 Cuma günü saat 22.00’de Karadeniz Tv’de yayınlanacak olan yeni bölümünde, canlı yayın konuğu Rumeli Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi (RUBASAM) Başkanı Av. Özcan Pehlivanoğlu olacak.

Programın konusu ısrarla gündemden kaçırılan Balkan Savaşları’nın 100.Yılı ve bugün yaşanılan olaylar arasındaki benzerlikler ve de bu savaşların sonunda Türk Milletinin ödediği acı fatura...

İzleyiniz ve izlettiriniz...

 

Karadeniz Tv Yayın Frekansları:
D SMART 151. Kanal
TÜRKSAT 3A Uydusu
Frekans : 11096
Sembol : 30000
Polarizasyon : Dikey (V)
Fec : 5/6

 

 

www.rubasam.com                                                         21.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

BDJ, Türkiye’den Sipariş Ettiği Yataklı Vagonları Teslim Aldı

  Türkiye Vagon Sanayii A.Ş (TÜVASAŞ), Bulgaristan Demiryolları’ndan sipariş aldığı 30 adet lüks yolcu vagonundan 12′sinin teslimatını yaptı. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, teslimatı yapılan vagonların, Bulgaristan Demiryolları’ndaki yolcu seyahat konforunu artıracağını ve Türkiye, Bulgaristan dostluğunu daha da pekiştireceğini söyledi. Bulgaristan Ulaştırma, Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Bakanı İvaylo Moskovski ise yeni vagonların kriz ortamında daha fazla müşteri çekme imkanı sağlayacağını belirtti.
  TÜVASAŞ’ın, iki yıl önce 32 milyon 200 bin euroya sözleşmesini imzaladığı lüks yolcu vagonlarından 12′si, tamamlanarak Bulgaristan Demiryolları’na teslim edildi. TÜVASAŞ’ın Sakarya’daki fabrikasında düzenlenen törende konuşan Bakan Binali Yıldırım, Bulgaristan ve Türkiye’nin tarihi ve ortak kültür değerleriyle çok önemli iki komşu ülke olduğunu söyledi.
  TÜVASAŞ’ın, devlet demiryollarının ihtiyacını karşılamanın ötesinde yurt dışına açıldığını ve bir süredir ihracata yönelik çalışmalarına da hız verdiğini anlatan Yıldırım, “Daha önce Irak Demiryolları’na ve diğer bazı ülkelere ihracatla başlayan bu çalışma, Bulgaristan Demiryolları için kapsamlı bir yataklı vagon imalatıyla devam etmektedir. Teslimatı gerçekleştirilen ilk parti Bulgaristan Demiryolları’ndaki yolcu seyahat konforunu artıracak ve Türkiye Bulgaristan dostluğunu daha da pekiştirecektir,” dedi.
  Ağır ekonomik krize ve tasarruf tedbirlerine rağmen uzun süre ertelenen bu stratejik yatırımı yapabilmenin mutluluğu içerisinde olduklarını anlatan Bakan İvaylo Moskovski, “Bugün teslim aldığımız vagonlar tüm AB kriterlerine cevap verir niteliktedir. En kısa sürede bu vagonları Bulgaristan Demiryolları müşterilerinin hizmetine sunacağız. İnanıyorum ki bu iyi çalışma temposu devam eder, önümüzdeki ay 8 vagonda elimizde olur. Yıl sonunda da 30 yataklı vagonu teslim alırız. Bu bizim için çok önemli. Çünkü bu tip yolculuklar Bulgar Devlet Demiryolları müşterilerince tercih edilmekte. Kurumumuza daha fazla müşteri çekme imkanları tanıyor. Bu da bizim için bu kriz ortamında hayati önem arz etmektedir.” ifadesini kullandı.
  Bulgaristan Ulaştırma, Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Bakanlığı ile TÜVASAŞ arasında, 17 Aralık 2010'da imzalanan sözleşme kapsamında üretimine başlanan 30 yolcu vagonu için Bulgaristan 32 milyon 220 bin avro ödeyecek. 12 yolcu vagonu Haziran ayı sonunda, 8 adedi gelecek ay, 10 adedi de yıl sonunda teslim edilecek. 160 kilometre hıza kadar çıkabilen lüks yolcu vagonlarında bilgilendirme ve Intercom Sistemi, yangın ihbar sistemi, klima ve kapalı devre kamera sistemi yer alıyor.

 

 

Cihan                                                                            21.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bulgaristan 333 Kaba Gayda Açıkhava Konseriyle
Guinness Rekorlarına Girdi

 Rodop müziği uzaya uçtu, Hollywood yapımı filmlerde duyuldu, şimde de Guinness rekorlar kitabına girmeye başardı. Bulgaristan kaba gayda icrası konusunda bir ilke imza attı ve aynı anda tam 333 gaydacı bir araya geldi ve hep beraber Rodop müziğiyle büyüledi. 16 Mayıs Sofya’da NDK- Ulusal Kültür Sarayı meydanında düzenlenen açıkhava konserinde  Rodop geleneksel kıyafeti giyinmiş müzisyenler büyük bir ustalıkla bir halk müziğini beraber icra etti. 19 Mayıs günü de gaydacıların başarısıyla ilgili Guinness açıklamada bulundu ve onları kitabına alacaklarını duyurdu. Böylece Bulgar halk müzisyenleri, 240 İskoçyalı gaydacının rekorunu kırmış oldu.  9 dakika 13 saniye içinde 8 Rodop şarkısı söyleyen müzisyenler, tam 4.000 kişiyi ayağa kaldırdı ve ardından alkış yağmuruna tutuldu. En küçük gaydacı 7 yaşında birinci sınıf öğrencisiydi. En yaşlı kaba gayda ustası ise, Rodop köylerinden 80 yaşında bir dedeydi. On genç kız da gayda çalmadaki ustalıklarıyla dikkatleri çekti. Bulgar kaba gayda Rodoplar’ın sembolü olup, sadece bu topraklarda bulunmaktadır. Düğün, tören, şenlik ve etkinliklerde kaba gayda dağlı insanlara hep neşe kaynağı olmuş, hüzünlerinde ortak, sevinçlerinde müttefik olmuştur. 
 Bu olay, Guinness kitabında yer alan 10. Bulgar rekoru oldu. Fakat en tılsımlısı ve en renklisi de oldu. Tam 333 gayda aynı anda, aynı tempoda ve tınıda inanılmaz güzellikte Rodop şarkılarının melodilerini söyledi. Bulgaristan açısından bunun anlamı nedir? Bu etkinliği teşkilatlandırılan Yaşama Sanatı derneğinden Sana Alsbey anlatıyor: 
“Bulgar olduğumuzdan gurur duymak için bir neden daha. Guinness’e girmemiz Bulgaristan açısından dünyaca tanınmış bir başarıdır. Bizim müziğimiz, bizim gelenklerimizle göstermek istediğimiz çok zenginliğimiz var”.
Yüzlerce gaydayı aynı anda dinlemek nasıl bir duyguydu? 
 “Olağanüstü harika bir duyguydu, diyor gaydacıların yönetmeni Kostadin İlçev. Sahneye 333 gayda ustasının çıktığını gören izleyiciler, bir anda hepsi beraber ayağa kalktı. O kadar güçlü alkışlandık ki, bir anda gaydaların sesi duyulmaz oldu. Böyle bir mucaizeyi hayatında görmediklerini anlatıyordu insanlar”. 
Organiztörler neden Bulgar kaba gaydasını seçti? 
 Sana Alsbey “Seçim çok kolay oldu. Kaba gaydaların eşsiz sesi var, kişiyi dağın derinliklerine sürükleyen bir yapısı mevcut, bu rekora katılan insanlar canlı olarak bu büyülü havayı hissedebildi, herkesin adrenalini yükseldi” dedi. 
Rodopların farklı bölgelerinden 333 müzisyen nasıl olur da aynı anda uyum içinde söyleyebildi? Farklı okullarda eğitim alan, farklı nesillerden, farklı tarzı benimseyen 333 ayrı kişilik bir anda olağanüstü uyum içinde sekiz melodiyi ortak seslendirdi. Uyum- bir his meselesidir, diyor Kostadin İlçev. Gaydacılar birbrinden bağımsız alıştırmalarda bulunmu, sadece ortak bir CD bazında çalışmışlar. Uyumun sırrı kaba gaydacıların kendisinden kaynaklanmaktadır. Onlar çok profesyonel müzisyenlerdir. Gayda ise hiç de kolay olmayan bir enstrüman. 333 gaydacı sadece konser günü biraraya geldi ve etkinlik öncesi provalar yaptı. Buna rağmen inanılmaz bir uyumla söyledi ve Bulgaristan’ın Kaba Gayda ismini Guinness rekorlar kitabına taşıdı”. 

 

Türkçesi: Sevda Dükkancı                                       21.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İlkokul Yaşındakilerde Hareket Eksikliği

  Bilim adamlarına göre ilerki yaşlarda oluşabilecek hastalıkları önlemek için ilkokul öğrencilerine acilen birden çok aktivite sağlanmalı. Strathclyde ve Newcastle Üniversite'lerindeki araştırmacılar bazı sekiz ile on yaş arası çocukların günün sadece 20 dakikasını hareketli geçirdiklerini söyledi. Araştırma erkek çocukların kızlardan daha çok hareket ettiğini öne sürüyor. Araştırma PLoS One dergisinde yayımlandı.
  Bilim adamları çocukların fiziksel aktivite oranlarını hesaplamak için 508 ilkokul çocuğuna gelişmiş pedometreler verdi. Bu deney sonucunda, çocukların uyanık oldukları zamanın sadece %4'ünü, yani 20 dakika civarını ortayla yoğun arası hareket ederek geçirdikleri ortaya çıktı.
  Araştırmacılar çocukların günde 60 dakika hareket içeren aktiviteler yapmalarını önerdi.
  Newcastle Üniversite'sinden Dr. Mark Pearce, düşük aktivite oranına ve kızlarınkinin erkeklerinkinden bile daha düşük olmasına çok şaşırdığını söyledi. BBC'ye yaptığı açıklamada Pearce, "aktivite oranının ergenlik döneminden sonra düşmesi beklenir, fakat eğer sekiz yaşındakilerinki bu kadar düşükse büyüdüklerinde daha da düşebileceğini sanmıyorum" dedi.
Medyadan yardım isteniyor
  Yaşlı babaların çocuklarının aktivite oranlarının genelde daha düşük olduğu gözlemlendi.
Televizyonu yasaklayan anne babaların çocuklarında görülen aktivite oranı da ilginç bir şekilde oldukça düşük. Araştırmacılar, çocukların çoğu zaman televizyonda gördüklerini örnek aldıkları için, Avrupa Şampiyonası'nda Wayne Rooney'yi izlemelerinin onları spora ve aktivitelere katılmaları yolunda olumlu etkileyeceğini açıkladılar. Strathclyde Üniversitesi'nden Profesör John Reilly, ilkokul öğrencilerinin daha hareketli aktivitelere katılmalarını sağlamak için çocuklarla bu konuda acilen aile içinde ve okulda konuşulması gerektiğini söyledi. Araştırmacılar ailelerin çocuklarını spor yapmaya teşvik etmeleri gerektiğini, fakat okulların ve eğitim akademilerinin de bu konuda önemli sorumlulukları olduğunu açıkladı.
  Dr. Pearce'a göre çoğu kız spor yapmayı havalı bulmuyor. BBC'ye yaptığı açıklamada Pearce, "kız çocuklarına şu anki imkânlardan daha çok imkân sunarak ve medya aracılığıyla onları cesaretlendirebilecek uygun bayanları örnek almalarını sağlayarak, kız çocukları erkenden egzersiz yapmaya teşvik etmek gerektiği" söyledi.

 

 

BBC                                                                      21.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Eski Cuma Bale Topluluğuna Nesebır’dan Yeni Ödüller

  Yöneticileri Sevdalina Stoyçeva ve Mariam Makarnayan olan Eski Cuma Bale Topluluğu, Nesebır’da düzenlenen XIII. Uluslararası Güneş, Neşe, Güzellik Çocuk Festivali’nde 12 ödülün sahibi oldu. Eski Cuma Gençlik Evi grubu, forumda Klasik, Tipik ve Modern Dans olmak üzere üç kategoride performanslarını sergiledi. Klasik Dans kategorisinde II. yaş grubunda Birinci yeri Yasmina Yakubova ve Buse Zekyan, Üçüncü yeri Yasmina Yakubova, Ralitsa Ruseva ve Klio Gleridis triosu kazandı. Eski Cuma Bale Topluluğu, Tipik danslar kategorisinde Buse Zekyan’ın Rus Dansı solo performansı dahil olmak üzere daha üç birincilik ödülü sahibi oldu.

 

 

 

Mozaikdergisi                                                                      21.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

YAZ KUR’AN KURSLARI

   Sevgili çocuklar, kıymetli öğrenciler,

   Kur’an’ın  öğrenimi oldukça kolaydır. Okunması ise insanın gönlünü, aklını ve his dünyasını zenginleştiren büyük bir hazdır. Sevgili Peygamberimiz, “Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir” buyurarak, bizleri Kur’an öğrenmeye ve öğretmeye teşvik etmiştir.
   Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim, Rabbimizin insanlığa en güzel armağanıdır. Kur’an’ı okumak, öğrenmek, anlamak ve yaşamak, bizim için en büyük mutluluk vesilesidir.
   Toplumu din konusunda aydınlatmakla yükümlü olan Başmüftülük ve Bölge Müftülükleri, din eğitimi faaliyetlerini öncelikle camilerde ve Kur’an kurslarında yürütmeye çalışmaktadır. Dinin öncelikli hedefi insandır. Buna göre dinî bilginin yaşadığımız hayatı aydınlatacak tarzda sürekli kendini yenilemesi, İslâm’ın aydınlık mesajının akıllarda ve gönüllerde tazelenmesi, bilgiyle hayat arasında dinamik bir bağın kurulması son derece önemlidir. Bu itibarla halkımızın  din konusundaki ihtiyacını, hurafelerden uzak, sahih dinî bilgiyle karşılamayı, onları inanç, ibadet, siyer ve ahlâk konularında aydınlatmayı amaç edinmiştir.
Yüce Allah şöyle buyuruyor:
   “İşte bu (Kur’an); kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak bir tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri iyice düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara (gönderilmiş) bir bildiridir.” (İbrahim Sûresi, 52. ayet).

   Kur’an Eğitim Ve Öğretimine Yönelik yaz kursları okulların tatil olduğu zamanlarda, kişilerin kendi isteğine göre Kur’an-ı Kerim’i ve mealini öğrenmeleri, dini bilgilerini geliştirmeleri, dini içerikli sosyal ve kültürel etkinliklerden yararlanmaları amacıyla Kur’an kurslarında, camilerde ve müftülüklerce uygun görülecek yerlerde yaz Kur’an kursları açılır. Ayrıca söz konusu kurslarda ; günde 4 saat eğitim-öğretim yapılır. Bu sürenin iki saati Kur’an-ı Kerim ve meali, bir saati de itikat, ibadet ve bir saati de siyer, ahlak dersi için ayrılır. Kurs binaları, camiler ve müftülüklerce uygun görülecek yerlerde yapılacaktır.

   Yaz Kur’an kurslarında kayıtlar, Haziran 2012 tarihinde başlar. Eğitime devam eden öğrencilerin Kur’an-ı kerimi yüzüne okuyabilmeleri, bazı dua ve sureleri ezberlemeleri ve yaşlarına uygun temel dini bilgileri edinmelerine yönelik olarak tatil dönemlerinde de camiler ve yaz Kur’an kurslarında okumak isteyen küçük çocuklar için velisinin  izni  ile kabul edilir. Yaz Kur’an kurslarının açılışı ve öğrencilerin kayıt işlemleri ile eğitim-öğretim hizmetleri  Bölge Müftülüklerin yönetmelik hükümlerine uygun olarak yapılacaktır. Bu kurslarda eğitim-öğretim sürecinin yapılandırılması ve takibi ile ilgili işlemler Müftülüklerce takip edilerek kontrol edileceklerdir. Müftülükler, eğitim-öğretim saatlerini; mahalli şartları, öğretici, öğrenci ve velilerin talepleri vb. hususları dikkate alarak belirleyeceklerdir. Kur’an kurslarında öğrenci sayısını artırmak, eğlenerek ve güzel vakit geçirerek tatil havasında Kur’an öğrenmelerini sağlamak, sporu sevdirmek ve boş vakitlerini spor yaparak geçirmelerini sağlamak amacıyla 07-12 yaş aralığındaki gençlere, Basketbol, Masa Tenisi, Futbol vs. gibi spor dallarında her bölgenin spor imkânları dahilinde bu sportif faliyetler düzenlenebilecektir.

       Kursların Amacı:

       Kur’an-ı Kerim’i usulüne uygun olarak, yüzünden okumayı öğretmek,
Kur’an-ı Kerim’i doğru bir şekilde okumayı sağlayıcı bilgileri (tecvid ve talim) uygulamalı olarak öğretmek,
İbadetler için gerekli sûre, âyet ve duâları doğru olarak ezberletmek ve bunların meallerini öğretmek,
İslâm Dininin inanç, ibadet ve ahlâk esasları ile Peygamberimizin hayatı ve örnek ahlâkı (sireti) hakkında bilgiler vermektir.
Peygamberimiz buyuruyor ki:
   “Evlerinizi, namaz kılmak ve Kur’an okumak suretiyle nurlandırınız.” (Beyhakî, Şuabu’l-İmân, II, 358).
“Kim Kur’an okur ve ondaki (hükümlerle) amel ederse, kıyamet gününde onun ana ve babasına taç giydirilir. O tâcın ışığı dünya evlerindeki güneşin ışığından daha güzeldir. Buna göre Kur’anla amel edenin durumunu siz düşünün... ” (Sünen-i Ebû Dâvûd, I, 355).
   Kur’an’ı Kerim’e ve Kur’an öğrenmek isteyen büyük küçük herkes davetlidir.
   Bu sebeple, yaz Kur’an kurslarının hayırlara vesile olmasını temenni eder, Başta Başmüftülüğümüz ve Bölge Müftülüklerimiz  olmak üzere yürütülen yaygın din eğitimi hizmetlerinin amacına uygun bir şekilde gerçekleştirilmesi için emeği geçenlere teşekkür eder, başarılar dileriz.

 

 

Celil Celil                                                                       20.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bulgaristan, Euro Bölgesine Girmeye Hazır

  Maliye Bakanlığı, Avrupa Merkez Bankası’nın resmi rakamlarına dayanarak Bulgaristan’ın Euro Bölgesi’ne girmeye hazır olduğunu açıkladı. Avrupa Merkez Bankası, ülkemizin Euro Bölgesi’ne girmek için baz olarak alınan uzun vadeli faiz oranları hakkında bilgi yayınladı. Faiz oranlarının nisan ve mayıs ayları için yüzde 5.11 olduğunu ve baz oranı olan yüzde 5.8’in altında olduğu kaydedildi. Ayrıca bu faiz oranının Euro Bölgesi’nde bulunan diğer 12 Avrupa ülkesinden de düşük olduğu kaydedildi. Avrupa Merkez Bankası’na göre Bulgaristan enflasyon oranlarında da Euro Bölgesi’ne girmeye hazır olduğu belirtildi. Mart ayındaki yıllık Avrupa enflasyon oranının yüzde 3.1 olduğu, Bulgaristan’da bu oranın ise yüzde 2.7 olduğu kaydedildi.

 

 

 

Zaman Bg                                                                       20.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Balkan Harbi ve Rodop Müslümanları

  Smolyan Selça köyünde 1924 yılında doğan Fatma Ocak, Balkan Savaşında ailesinin yaşadıklarını anlatmış. Geçenlerde facebookta yazar Mehmet Alev paylaşmış. Özellikle Rodoplarda Pomak halkının Balkan Harbinden sonra oradaki insanların Müslüman isimleri Bulgar adlarıyla değiştirilmiş. O yöreye has lehçeyle ve Pomakça dediğimiz Bulgarcaya da yakın anlatımıyla Fatma Ocak nine şunları anlatmış: “Annemin babası- Ahmet dedemin karısının bir kızkardeşi varmış. O baldız şimdi Mihalkovo olan, ancak o zaman Türk köyü olan Mahalleköy’de yaşarmış. Anaannem bir gün der ki dedeme-hadi gidip, kardeşimi görelim, dünya karışırsa belli olmaz kim kimi ne zaman görür…Sabah yola koyulmuşlar ve Mahalleköy’e gitmişler. Bir de ne görsünler, köy bomboş kalmış, evlerin bütün kapıları açık, içeriden de bebek sesi geliyor. Başka bir evden de çocuk sesi duymuşlar, iki yaşlarında bir çocuk “buba, buba” diye bağrıyormuş. Bebeği ve daha büyük çocuğu alıp, köye geri döner aile. Bir hafta bile geçmeden Balkan Savaşı başlar. Bütün köy ayağa kalkmış ve köyden kaçmaya başlar. Ahmet dedem o iki yabancı çocuğu alır, anaannem, büyük oğulları Ali, annem Kabriye, ki o o zaman on yaşındaymış, küçük kardeşi Recep’i de sırtına almış ve yola koyulmuşlar. Onlar köyden kaçıyor, arkalarından Bulgarlar onları kovalıyor…Rodopların diğer köylerinden de Müslümanlar kaçmaya ve evlerini, köylerini terketmeye başlar. Böylece Kavala’ya kadar varmışlar. Geçen geçmiş, kalan kalmış, onları esir almışlar ve geri çevirmişler. Erkekleri esir almışlar. Kadınlar dönünce ne görsünler- bütün evler kül olmuş, sadece iki ev kalmış”. 
  Smolyan Selça köyünde 1924 yılında doğan Fatma Ocak, Balkan Savaşında ailesinin yaşadıklarını anlatıyor…”Böyle köye dönmek zorunda kalan kadınlar ayakta olan o iki eve toplanmışlar, hiç bir yerde bir tohum ekin, buğday, fasulye kalmamış, bahçelerde toprağa gömülü patateslerden eser kalmamış… Harp sonbaharda başlamış, bahçelerde birşey kalmamış. Bu insanlar nasıl yaşamış, belli değil. Herşey sakinleştikten sonra erkekler de köye döner. İlkbahar patlayınca Selça köyüne Türkiye’den yardım gelir- erzak, yiyecek, işçiler gönderilir...Aynı zamanda Kara İvan diye adlandırdıkları bir muhtar köyü işgal eder, muhtar atanır ve kızların, kadınların korkulu rüyası olur. Genç kızlar, gelinler gözüdönmüş muhtardan nereye gizleneceklerine şaşırır. İnsanlar tam biraz rahatlayacak ya, bu kez de köyü askerker basar, yanlarında bir de vaftiz kıyafetleriyle bir papaz. Bir ahır altına dururlar, papazın elinde bir kova su ve makas, diğer elinde bir haç, biraz okur, kadınların saçını keser, okur, keser, saçı suya batırır ve onu kadının yüzüne sıçratır...Papaz sorar kadına: Adın ne? Mesela Rayme mi dedi, tamam Rayna! diyor papaz ve elindeki haçı şaşkın kadıncağıza öptürür. Üç kez. Böyle Müslüman kadın Hristiyan olmuş, vaftiz edilmiştir. Türk dilini tamamen yasaklamışlar, bazıları Pomakça konuşuyor, bazıları da Bulgarlarla beraber yaşadıkları için Bulgarcayı da bilirlermiş. İşte o zaman Rodoplu Pomaklar der ki: Dilimizi veririz, dinimizi asla! 
  Değerli dinleyiciler, ben de o yılların anısını aynen Fatma Ocak Nine gibi aydın ve zeki olan, Rodopların Yunan tarafında İskeçe’li Emine Dükkancı Nineden dinlemiştim. Birinci Balkan Savaşına kadar orası da Bulgaristan, onun nineleri de o zaman aynen yukarıda anlatıldığı gibi, Bulgarlar tarafından Papaz ve haçla, zorla ismi değiştirlmiş. Ağlar mısın, güler misin, eski zaman insanların o ince mizahıyla anlatırdı rahmetli Emine Nine ki yüz yaşında öldü. İşte o yıllarda annesi daha küçük, kendi anasının eteklerine tutunmuş bir çocuk... Karşılarına çıkar o Vaftizci Papaz ve adam sorar anneye – Adın nedir? Güssüm- tamam adın Grozdana der papaz. Sıra sümüklü çocuğa, yani Emine ninenin annesine gelir… Kızın adı ne, der papaz Hüsniye - tamam, sen de Yordana oldun cevabıyla karşılaşırlar. Gel zaman git zaman, bir süre sonra köye yeniden bir papaz ve askerler gelir, isim değiştirmek için. Yalnız bizim anne çıkar, “Biz artık vaftiz olduk, adlarımız değişti der. Papaz sorar: Peki senin adın ne? Grozde, der, Kızının adı ne? Yurgan, diye cevaplar… Evet, nerede duymuş ki Güssüm anaanne o yıllarda Bulgar adı - Grozdana hemen Grozdi, olmuş, üzüm anlamında, Yordana da Yorgan, olmuş, yatarken örtündüğümüz…İşte  tarihin hem acı, hem gülünç olabilecek kadar paradoks yönleri ! 

 

Sevda Dükkancı                                                                      20.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Temmuzun Başında Doğalgaza ve Elektriğe Zam Geliyor

  Geçtiğimiz günlerde doğalgaza %16 gibi yüksek bir oranda zam yapılacağı haberleri gündemi meşgul ediyordu, fakat en son yapılan açıklamaya göre yapılacak olan zam oranının %4,88 olacağı bildirildi. Son dönemde enerji kaynaklarının ciddi anlamda azalması nedeniyle böyle bir zamma gidildiği duyuruldu. Ayrıca 1 Temmuz gününden itibaren elektriğe de zam yapılacağı daha önceden açıklanmıştı. Bu nedenle elektrik kullanıcıları daha yüksek fatura ödemek zorunda kalacaklar. Özellikle elektrik tüketimi dışında yeşil enerji, kaliteli elektrik ulaşım ücretleri gibi bir takım ek ücretler vatandaşları en fazla rahatsız eden problemlerden bazıları. Yapılan açıklamada 1 Temmuz’dan itibaren vatandaşların yeni bir ek ücret ödeyecekleri açıklandı. Bu durum vatandaşları daha da sıkıntılı duruma düşüreceği kesin olarak görünse de, daha ucuz elektrik kullanmak konusunda devletin önlemler almasını bekliyor. Elektrik üretenle satan bir ülkede elektrik fiyatlarının, satın alan ülkelerden daha pahalı olması vatandaşların en fazla tepki gösterdikleri konuların başında geliyor. Daha ucuz elektrik için önlemler alınıp alınmayacağı ise herkesin merakla beklediği bir durum.

 

 

Fevzi Ehliman                                                                       20.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

SEGA: Göçmenler, Bulgaristan’ı Strasburg’da
Davaya Vermeye Hazırlanıyor

  Göçmen dernekleri, devletin onların isteklerini yerine getirmediği takdirde Bulgaristan’ı  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne vereceklerini açıkladı.  Sega gazetesine konuşan  Bulgaristan Adalet Federasyonu (BAF) Başkanı Sezgin Mümün, zorla asimiliasyon sürecinde baskıya maruz kalan vatandaşların haklarının rehabilite edilmesini istediklerini belirtti. Dün 19 Haziran 2012 (Salı), İstanbul’da Bulgaristan Adalet Federasyonu (BAF) ile Rumeli Balkan Fedarasyonu arasında işbirliği protokolü imzalandığı belirtildi. Bu tür işbirliği protokollerin diğer derneklerle de imzalanacağı ve toplu halde Bulgaristan’a yönelik dava açılabileceği kaydedildi.
  Dernekler, 11 Ocak 2012 tarihinde Bulgaristan Cumhuriyeti Parlamentosu tarafından kabul ve ilan edilen Bulgaristan Müslümanlarına Karşı Uygulanan Zorla Asimilasyon Sürecinin Kınanmasına İlişkin Bildiri’ye dayanarak sorumlular hakkında açılan davalarla ilgili soruşturma prosedürlerinin tamamlanmasını ve sorumluların cezalandırılmasını talep edeceklerini kaydetti.

 

 

Zaman Bg                                                                       20.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Çay Sever Erkeklere Prostat Uyarısı

  Yeni bir araştırmaya göre aşırı miktarda çay içen erkeklerin prostat kanserine yakalanma riski artıyor olabilir.  Glasgow Üniversitesi araştırma ekibi, 37 yıllık bir süre boyunca 6 bini aşkın erkek deneğin sağlık durumunu izledi.  Araştırmacılar, günde yedi bardaktan daha fazla çay içen erkeklerde prostat kanserine, hiç içmeyen ya da az çay içenlere kıyasla, yüzde 50 daha fazla rastlandığını söylüyor. Ancak doktorların dikkat çektiği bir bilinmez var: Kansere çayın mı neden olduğu, ya da bu erkeklerin daha uzun yaşadıkları için mi kanser olduğu açıklık kazanmadı. Glasgow ekibi, İskoçya'da erkeklerde en sık rastlanan kanserin prostat olduğunu ve 2000-2010 yılları arasında prostat kanseri teşhislerinde yüzde 7'nin üzerinde artış gözlendiğini belirtiyor.

Uzun ömür
  1970 yılında başlanan araştırma çerçevesinde İskoçya'da yaşları 21 ila 75 arasında değişen toplam 6016 gönüllü denekten veriler toplandı. Sağlık taramasından geçen erkekler, gündelik hayatta tükettikleri çay ve kahve miktarı, sigara içme alışkanlıkları ve alkol kullanımı gibi konularda sorular yanıtladı. Katılımcıların yüzde 25'ten biraz daha azı, çok çay içen grubu oluşturuyor. 37 yıllık süre boyunca bu grubun yüzde 6,4'ünde prostat kanseri tespit edildi. 
Araştırmanın başkanı Doktor Kaşif Şefik, ''Çayın bir risk faktörü olup olmadığından emin değiliz. Çay içenler genelde daha sağlıklı oluyorsa, daha uzun yaşadıkları için prostat kanserinin daha sık görüldüğü grubu oluşturuyor olabilirler.'' diyor.  Doktor Şefik, çok çay içenlerin aynı zamanda daha az kilolu, daha az alkol kullanan ve daha sağlıklı kolesterol seviyesine sahip grup olarak dikkat çektiğini vurguluyor.  Ancak Glasgow Üniversitesi araştırma ekibi, bu faktörleri göz önünde buludurdukları zaman dahi prostat kanseri ve çok çay içimi arasında bir bağ kurulabildiğini söylüyorlar.

 

BBC                                                                            20.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bulgaristan, Dünya Mülteciler Günü’nü Kaydediyor

  20 Haziran’da ülkemizde çeşitli girişimlerle Dünya Mülteciler Günü kaydediliyor. Girişimlerin bir kısmı mültecilerin yeniden yerleşimi ve entegrasyonunda tecrübe sahibi ülkelerin pratiklerinin tanıtılması ile ilgilidir. Aynı zamanda Bulgaristan’ın yeniden yerleşim programını başlatma hazırlılığı konusunun görüşülmesi de amaçlanıyor.Yıl başından bu yana ülkemizde 28 ülkeden 332 kişi sığınma talebinde bulundu. Bu açıklamada bulunan Devlet Mülteciler Ajansı Başkanı Nikola Kazakov, mülteci statüsü 10 kişiye, 7 ülkeden 59 kişiye ise insanı / humaniter/ statüsünün verildiğini ekledi.

 

 

 

BNR                                                                         20.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bir Dünya Uluslararası Fotoğrafçılık Yarışması

  Teknik Fotoğraf Yayını Derneği (TIPA), Bir Dünya başlığı altında düzenlediği uluslararası fotoğraf yarışmasının başlangıcını ilan etti. Derneğin  yarışma amacı, profesyonel ve amatör fotoğrafçıların çalışmalarını uluslararası yayıncılar, galeri ve ajanslara göstermek ve tanıtmaya yardımcı olmak. Yarışmaya katılmak İsteyenler, amatörler veya profesyoneller kategorilerinde kayıt yapabilir. Profesyonel kategorisinde en iyi fotoğrafçı 6 000 avro, amatör kategori birincisi ise 4 000 avro sahibi olacak.  Amatör fotoğrafçılar konu başlığına uygun 3 taneye kadar fotoğraf gönderebilir. Bunlardan yalnızca bir tanesi yarışma için kullanılacak.  Profesyoneller ise Bir Dünya temasını görsel olarak anlatan 3 dizi fotoğraf göndermeleri gerekiyor. Bu fotoğraflar portföy olarak değerlendirilecek.
  Yarışmaya katılmak isteyenler http://www.tipa-photocontest.com/ sayfasına kaydını yapabilir. Son kayıt tarihi 14 Temmuz 2012.

 

 

Mozaikdergisi                                                                    19.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Silistra’daki Okuma Evi, Farklı Etkinliklerle Halkı Cezb Ediyor

   Okuma evleri, sadece adının çağrıştırdığı görevi çoktan aştı. Bu kurumlar birçok yerde kültür adına ne varsa tüm fonksiyonları eda ediyor. Bazı küçük yerleşim yerlerinde ise bu faaliyet çerçevesi geliştiriliyor. Silistra’nın Zvenimir köyündeki Svetlina Okuma Evi’nde insanların hem bedene hem ruhuna hitap eden programlar bulunuyor. Okuma Evi Sekreteri Nergis Kemal, 2005’den bu yana hazırladığı projeler sayesinde tam 9 farklı finansman kazandığını belirtiyor. Bu vesileyle aldıkları birçok donanımla insanlara hizmeti artırdıklarını belirten Kemal, ilgi çekici ve faydalı yenililiklere açık olduklarını aktarıyor. Derneğin 400 metre kare alanının bir köşesinde bulunan fitnes merkezi de sosyal faaliyet adına önemli bir rol oynuyor. Günümüzde kilo sorununun birçok hastalıklarla bağdaştırıldığını savunan Nergis Kemal, kışın yerli halkın da spor yapacak yeri bulunmadığını ve bu yüzden kendi bütçeleriyle bir odada kullanılan fitnes aletleri satın aldıklarını kaydediyor. Kemal, “Köyümüzde aynı zamanda bedensel engelli ve felçli hastalarımız var. Onların günlük olarak belirli fiziki antrenmanları yapmaları gerekiyor. Kışın bunu dışarda yapmak zor. Onlar buraya gelerek gerekli egzersizleri yapıyorlar. Bu açıdan sosyal görevimizin bir kısmını da yerine getirmiş oluyoruz. Okuma evinde isteyen kitap, dergi, gazete okuyor, isteyen spor yapıyor, isteyen de sohbet ediyor.  Derneğimiz hem bilgi, hem kültür adına, hem de sosyal faaliyet adına çeşitli imkanlar sunuyor. Bunu da halkımıza ücretsiz olarak sunuyoruz.“ ifadelerini kullanıyor. Şimdilik alınan aletler arasında kondisyon bisikleti, eliptik bisiklet aleti, kürek ergometre ve step aleti bulunuyor.
Nergis Hanım’ın izlenimlerine göre halk en çok kondisyon bisikletini kullanıyor. Kondisyon bisikleti, eklemlere baskı oluşturmayan ve yapması kolay bir egzersiz türü oduğu için kas ve eklem burkulmaları ve yırtılmalar gibi sorunlara yol açmıyor. Özellikle orta yaş ve üstü insanlar için ideal bir egzersiz aleti olarak da görülüyor. Buna ilave olarak yakın zamanda koşu bandı ve mekik aleti satın alınması düşünülüyor. Fitnes yapmaya gelenler ekzersiz sonrası kilolarını ölçme imkanı tanıyan baskülü de kullanabiliyor.
Nergis Kemal, 1993 yılında başladığı bu görevde birçok ilke imza attı. Çoğu Kültür Bakanlığı’na ait kazandığı projelerle sekreteri olduğu Svetlina Okuma Evi’ni sosyal bir kurum haline getirdi. Katıldığı kurslardan sonra proje hazırlamayı öğrenen Nergis Hanım, köyündeki okuma evini geliştirmek ve standartları artırmak üzere tam 9 proje kazandı. Bunlar sayesinde ücretsiz olarak lavabo ve tuvaletleri yenilenirken, folklor takımları için 12 tane ekip, kütüphane için 300 cilt yeni kitap temin edildi. Kültürel faaliyetler için gereken ses sistemini de yine proje ile alan Kemal, temmuz ayında harici bir sahne veya mevcut salonun onarımı için ayrı bir proje tasarısı sunacak. “Bazen bir proje tasarısı 100 sayfa olabiliyor, ama bazen da birkaç sayfadan oluşuyor. Önemli olan gereksinimlerin sunumunu yapabilmek” diye bahseden Nergis, okuma evlerinin çok geniş çapta değerlendirebileceğini söylüyor.
Her zaman yenilik adına nelerin yapılabileceğini düşünen dernek sekreteri, kışın da insanların boş vakitlerini değerlendirebilmek için gençlik kulübü kurmayı düşündüğünü ve burada da farklı etkinliklerle gençlerin zamanını değerlendirebileceğini ifade ediyor. Okuma evi bayramlarda ise yine neşe ve sevinç gösterisine ortak olan halka farklı programlar sunuyor. 8-60 yaşlarına kadar yaklaşık 70 üyesi olan okuma evi, UDK sistemine göre sınıflandırılmış 6 bin cilt kitabı bulunuyor. ‘Folklor bizim geçmişimiz ve geleceğimiz’ adlı sloganı olan kültür derneği, projelerin dışında 100 dekar tarlası da yer alıyor. 4 yıldan beri de köyde belediye çapında sanat gösterileri yapılıyor.

Okuma evinin kültürel, eğitim ve sosyal olarak faaliyet yaptığını aktaran Nergis Kemal, burasının sadece kitap okumak için değil, farklı bir şekilde zamanını değerlendirmek isteyenlerin uğrak yeri olduğunu belirtiyor. Okuma evinin en kapsamlı organizasyonlarından biri de 1 Mayıs’da düzenlenen ‘Benim Köyüm’ bayramı ile alakalı. Bu tarihte birkaç köyden gelen folklor grupları köy meydanında gösteri yapıyor.
‘Yöremizi tanıyalım’ adlı köşede ise eskiden kullanılan ve unutulmaya yüz tutmuş alet, giysi ve eşyalar göze çarpıyor. Bu etnoljik sergide çıkrık, sofralar, saban, yemek için kullanılan aletler vs. gibi değişik eşyalar sergileniyor. Nergis Hanım “Mesela gençlerden bürüncük gömleğini bilmeyenler olabilir veya eskiden berberlerin traş etmek için kullandığı tıraş kayışının ne olduğunu bilmeyebilirler. Buraya gelerek bizzat dokunarak tanıyabilirler.” diye aktarıyor.

 

Beynur Süleyman, Silistra                                                   19.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Alkomet, Üretimini 7.6 Milyon Levalık Proje İle Geliştiriyor

  Alkomet AD şirketi,  Yeşil Sanayi Yatırımları Prosedürü, Bulgar Ekonomisi Rekabet Gücücünün Geliştirilmesi Operatif Programı, İşletmelerin Verimliliğini Arttırıcı ve İş Ortamının Geliştirilmesi Avrupa Programı projesi kazandı. Projenin amacı, çeliğin dökümü için döküm hattı uygulaması, buhar arıtma ve haddeleme yağı geri kazanma sistemi sayesinde Alkomet AD’nin üretim işlemini geliştirmek. Proje 7.6 milyon leva değerinde ve hibe mali yardımı 3.8 milyon leva.

 

 

 

Mozaikdergisi                                                                    19.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yedinci Sınıf Öğrencilerinin Genel Test Sınavı Neyi Gösteriyor 

 Yedinci sınıf sonrası düzenlenen zorunlu genel bitirme sınavlarının sonuçları bu sene geçen seneye kıyasla daha yüksek. Bulgar dili ve edebiyatı, matematik, kimya ve çevre, biyoloji ve ilk sağlık eğitimi derslerinden puanlar bu yıl daha başarılı. Bulgaristan’da üç yıldır düzenlenen genel 7. sınıf sonrası bitirme sınavları, öğrencilerinin lise yılı öncesinde derlserini algılama, bilgilerini ölçme, 7.sınıf ders kitaplarının etkinliğini tespit etme amacı güdüyor.
Bulgar dili ve edebiyatından genel not 6 üzerinden pek iyi 4.51, matematikten iyi 4.30 olarak hesaplandı. Bu iki dersten alınan zayıf notlar geçen yıla nazaran daha fazla. Eğitim Bakanlığı sonuçlarına göre, Bulgar dili ve edebiyatı ile matematik derslerindeki minimum bilgiye ulaşamayan yedinci sınıf öğrencilerinin sayısı önceki yıllara göre artış gösterdi. Matematik dersinden düşük not alanların sayısının 2011 yılına göre 7 kat daha fazla olduğu ve bu yıl bu sayının 1314 olduğu belirtildi. Bulgar dili ve edebiyatı derslerinden ise zayıf not alanların sayısı bir önceki yıla ornala 1.5 arttığı ve 581 öğrenciye yükseldiği kaydedildi. 
Yedinci sınıf öğrencilerini bu sene neler zorladı?
Eğitim, Gençlik ve Bilim Bakanı Yardımcısı Milena Damyanova anlattı: 
“Öğrencileri zorlayan problemler farklıydı. Ama bizim çok önem verdiğimiz yeni yöntem, uluslararası PİSA araştırmalarına uygun açık cevaplı problemleri başarıyla çözmüş olmaları bizi sevindirdi”dedi. Bu sene de en başarılı öğrencilerin başını Sofya çekiyor. En yüksek ortalama puan sıralamasının diğer şampiyonları ise Gabrovo, Varna ve Smolyan var. Yedinci sınıf öğrencilerinin genel sınav sonuçlarının en dibinde Dobriç, Silistra ve Razgrad öğrencileri var. En yüksek notu alanlar ise Sofya, Ruse, Varna ve Burgas matematik liseleri ve Sofya’daki bir özel okul öğrencileri oldu. Yedinci sınıf çocuklarının sınav sonuçlarına bakıldığında aynı öğrencilerin 4. sınıf başarısından daha düşük olduğu ortaya çıkar. Uzmanlara göre, 4. sınıfa kadar derse tek bir öğretmen geliyor ve bu işleri kolaylaştırıyor. Oysa 4.sınıftan sonra her derse farklı öğretmen giriyor, ayrıca 7. sınıf dersleri çok zor geliyor. 
Milli sınav sayesinde eğitim sisteminin noksanları ortaya çıkıyor ve bu temel üzerinde alınacak önlemler belirleniyor. 

 

Sevda Dükkancı                                                           19.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

SEGA: 2012 Dönem Mezunları,
Sınavlarda Son Beş Yılın En Zayıf Notunu Aldı

  Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan sınav sonuçlarına(matura)  göre, bu yıl liselerden mezun olan öğrenciler, bulgar dili ve edebiyatı sınavlarında son beş yılın en zayıf başarısını gösterdikleri belirtildi. Onikinci sınıftan mezun olan öğrencilerin bulgar dili ve edebiyat sınavlarında gösterdikleri ortalama notun  4.18 olduğu kaydedildi.  Geçtiğimiz yıl bu notun ortalama 4.49 olduğu vurgulandı. Bu yıl sınavlardan zayıf not alan toplam öğrenci sayısının 3336 olduğu ve bu rakamın geçtiğimiz yıl 2391 olduğu belirtildi. Buyılki mezunlardan 35 öğrencinin 0 puan aldığı belirtilirken, tüm ülke genelinden sadece bir öğrencinin tam puan yani 100 aldığı kaydedildi.  Öte yandan, 95 puan alan öğrenci saysınının 181 olduğu ve bu öğrencilere 6 verildiği belirtildi. Mecburi  olan bulgar dili ve edebiyatı sınavına bu yıl ülke genelinden toplam 60 971 öğrencinin katıldığı vurgulandı. Not sonuçlarına göre, ‘İyi’ alan öğrencilerin yüzde 35.9, ‘Pek iyi’ alan öğrencilerin yüzde 28.49, kıl payı imtihanı kazanan ‘Orta’ öğrencilerin oranı ise 21.42 olduğu açıklandı.  Matura sınavlarında en başarı iller ise Sofya-şehir, Kırcali ve Sofya il olduğu belirtilirken, en başarısız illerin ise Razgrad, Tırgovişte ve Şumen olduğu kaydedildi.

 

Zaman Bg                                                                   19.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bulgaristan, Avro Bölgesine Üyelik Kriterlerinin Hepsine Uyuyor 

   Avrupa Merkez Bankası verileri, Bulgaristan’ın Avro bölgesine üyelik kriterlerinin hepsine uyduğunu doğruluyor. Bunu Maliye Bakanlığı bildirdi. Uzun vadeli faiz oranı Mayıs 2012 için % 5.11 ve gerektirilen % 5.8’lik oranın altındadır. Bu gösterge bakımından Bulgaristan Danimarka ve İsveç ile beraber Maastricht’in üyelik kriterlerine uyan üç devletten biridir. 

 

 

 

 

BNR                                                                              19.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Dr. Mustafa Hacı: "Türkiye Sayesinde Ayakta Kalıyoruz"

 Bulgaristan Müslümanları Başmüftüsü Dr. Mustafa Hacı, Türkiye'nin birikimlerinden daha fazla yararlanmak istediklerini anlatarak, "Bulgaristan Müslümanları olarak Türkiye sayesinde ayakta kalıyoruz" dedi.

Başmüftü Hacı, Bulgaristan'daki Müslüman toplumunun durumunu AA'ya değerlendirdi. Toplam 7 milyon nüfusu olan Bulgaristan'da yaklaşık 1,5 milyon Müslüman'ın yaşadığını kaydeden Hacı, ülkede 1500 cami, 3 imam hatip lisesi ve 1 yüksek islam enstitüsü olduğunu anlattı.

Hacı, Bulgaristan'daki Müslüman toplumunun ihtiyaçlarına yanıt verebilmek için yoğun uğraş içinde olduklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Ülkemizdeki Müslümanların seviyesini yükseltmeye çalışıyoruz. Özellikle ülkedeki Komünist yönetim döneminde dini vecibeler yasaklanmıştı. Biz şu anda toplumumuzu yeniden besleme ihtiyacı duyuyoruz. Osmanlı Devleti'nden sonra Bulgaristan'da bir asimilasyon politikası başlatılmıştı. Bu politikadan kaynaklanan bazı sıkıntılar uygulamada devam ediyor. Örneğin, bir Müslüman aynı zamanda Türk ismine sahipse kendisine zor iş bulur."

Türkiye'deki Diyanet İşleri Başkanlığı ile yoğun çalışmalar içinde olduklarını ve Bulgaristan'daki Türkiye Büyükelçiliği'nin kendilerine destek verdiğini söyleyen Hacı, işbirliğini geliştirmek istediklerini dile getirdi. Hacı, şöyle konuştu:

"İmamlarımıza daha güncel bilgi vermek ve seviyelerini yükseltmek istiyoruz. Ayrıca Türkiye'ye öğrenci göndermek de istiyoruz. Gençlerimizin Türkiye'de başta ilahiyat fakülteleri olmak üzere diğer fakültelerde eğitim almasını istiyoruz. Türkiye'ye ve Diyanet İşleri Başkanlığı'na müteşekkirim. Bulgaristan Müslümanları olarak Türkiye sayesinde ayakta kalıyoruz. Dolayısıyla biz her şeyi Türkiye ile yapmak istiyoruz. Türkiye'de din anlayışı neyse, Bulgaristan'daki Müslümanların da din anlayışı aynıdır."

Başmüftü Hacı ayrıca, Bulgaristan'daki Müslümanların çoğunun Türkçe bildiğini, birçok kimsenin Anadolu Ajansı'nın (AA) haberlerini takip edebildiğini ve AA'nın bölgedeki faaliyetlerinin artmasından mutluluk duyacaklarını söyledi. Hacı, AA'nın yayın dillerine Bulgarcanın eklenmesi önerisinde de bulundu.

 

aa                                                                                          19.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Üç Aylar İçinde Geçireceğimiz Gün ve Geceler

   Recep ve Şaban ayları, rahmet ayı olan Ramazanı karşılayan aylar olup Ramazan ayının müjdecisidir. Resulüllah (SAV) bir hadis-i şerifinde; “Recep Allah’ın ayı, Şaban benim ayım ve Ramazan ümmetimin ayıdır” buyurmuştur. Üç aylar sair zamanlara göre çok daha renkli ve bereketlidir. Bu aylarda sanki maneviyat seferberliği düzenlenir. Uhrevi derinlik hat safhaya ulaşır. Müslümanlara yitirilmiş cennetin kapıları ardına kadar açılır.

Recep Ayı Başlangıcı: 22 Mayıs 2012
Regaip Kandili: 24/25 Mayıs 2012
Miraç Kandili: 16/17 Haziran 2012
Şaban Ayı Başlangıcı: 21 Haziran 2012
Berat Kandili: 04/05 Temmuz 2012
Ramazan Ayı Başlangıcı: 20 Temmuz 2012
Kadir Gecesi: 14/15 Ağustos 2012
Ramazan Bayramı: 19/20/21 Ağustos 2012

 

Mozaikdergisi                                                                    18.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Otoyollardaki Hız Sınırı 140’a Yükseltildi

   Milletvekilleri, otoyollardaki hız sınırını 140 km saate çıkartan yasa değişikliğini onayladı. Yol Kanunu’ndaki kesin olarak onaylanan değişikliklere göre, hafif araçlar otoyollarda en fazla 140 km hızla gidebilecek. Daha önce bu hız sınırı 130 km idi. Yasa ile duble yollardaki hız sınırı da yükseltildi. Buna göre, hafif araçlar için duble yollarda hız sınırı 120’ye yükseltildi. Bu karara karşı çıkan muhalefet, hız sınırının arttırılmasının kazaları ve ölümleri arttıracağını savunarak bu kararı ‘insanların hayatı ile oynama’ olarak nitelendirdi. GERB milletvekilleri, birkaç yıl önce hız sınırlamasının 130 km’ye çıkartılması sonucu trafik kazalarının azaldığı yönünde veriler sundu. 140 km hız sınırlamasının şu anda Almanya’daki otoyollarda olduğu yönündeki söylemlere karşın muhalefet milletvekilleri, ülkedeki otoyolların Almanya’daki kadar kaliteli olmadığını ileri sürdü.
Yeni hız sınırlaması yeni otoyollar için geçerli olacak
   Yol Altyapı Ajansı Başkanı Lazar Lazarov, otoyollardaki yüksek hız sınırının şuanda var olan tüm otoyollarda geçerli olmayacağını söyledi. Yeni hız sınırlamasının yeni otoyollarda ve onarılan eski yollarda geçerli olacağını belirten Lazarov, 140 kilometre hızla gidilmesinin mümkün olmadığı yollarda, hızı sınırlandıran ilave tabelalar konulacağını ifade etti.
Duble yol kurallarında düzenleme
   Yeni düzenleme ile duble yollardaki kurallarda da değişikliklere gidildi. Buna göre, duble yollarda sürücünün belirtilen yerlerin dışında duraklaması, aracı durdurması, ters yöne dönmesi, geri geri gitmesi ve kesik kesik çizgiler bulunmasına karşın karşı şeride geçmesi yasaklandı. Duble yollarda durulması gereken durumlarda, durmak için belirtilen yerlerde, görüş mesafesinin düşük olduğu zamanlarda ise üçgen ve park lambalarını yakarak durulabileceği belirtildi. Arızanın giderilememesi ve yola bu şekilde devam edilmesi durumunda ise sürücünün, duble yoldan en hızlı bir şekilde ayrılacak önlemleri alması gerekecek. Duble yolda arızalı aracın çekilmesi durumunda ise, araç esnek bir çekme aleti ile en yakındaki çıkışa kadar çekilebilecek. Finans sıkıntısı nedeniyle otoyolların bazı bölümlerinin duble yol şeklinde yapılacağını savunan Lazarov, gerekli trafik yoğunluğunun olmadığı ve Avrupa fonlarının kullanılamadığı yerlerin duble yol şeklinde yapılacağını söyledi. Lazarov, Hemus otoyolunda Veliko Tırnovo ile Şumen arasının bu şekilde inşa edileceğini sözlerine ekledi.

 

 

Zaman Bg                                                                   18.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Anne ve Kızı, Dünya Güzellik Yarışmasında
Şumnu’yu Temsil Edecek

   VII. Güzellik ve Yetenek Yarışması Little Miss & Mister Planet 2012, 17 Haziran 2012 tarihinde Bulgaristan’ın tatil merkezlerinden Slınçev Bryag’ta başladı ve 24 Haziran’a kadar devam edecek. Şumnulu anne Gülçer İbryam ve ulusal ve dünya çapında dereceler kazanan 8 yaşındaki kızı Suzan Cemil, yarışmada davetliler arasında yer alıyor. Yarışmaya dünyanın beş kıtasından ebeveyn ve çocukları tanıtılırken bu yıl Nepal ve Abhazya’dan katılımcılar var. Uluslararası forum, Sofya İntersound Ajansı tarafından organize ediliyor.
   Suzan Cemil ve annesi Gülçer İbryamın kayıtlı oldukları Şumnu Favorit Ajansı sahibi Albena Rahneva'dan alınan bilgiye göre  bu defaki yarışmaya küçük Suzan’ın değil annesinin katılacağını bildirildi.  Bu yılki festivalin çerçevesinde ilk defa evli hanımlar için  Misis Planet 2012 yarışması da düzenlenecek. Yarışmacılar tarafından doğayı korumaya yönelik Yeşil Dünya  temasına adanmış özel tasarım kıyafetler,  milli ve resmi akşam kıyafetleri sergilenecek. Ayrıca katılımcı bayanlar, jüriyle İngilizce olarak mülakat olacak ve kendileri hakkında kısa bir sunum yapacak. Şumnu’yu temsil edecek olan Gülçer Hanım, Türk milleti, doğal güzelliği ve hayatta anne, eş ve tabiki de muhasebeci kişiliği ile ilgili olarak yer alacak.  Kendisi, “Son 6-7 yıldır ben ve eşim çocuklarımız Suzan ve Tunay’ın bu alanda elde ettikleri başarılardan gurur duyuyoruz. İkisi de Favorit Ajansı'nda model. Bölgesel, ulusal ve dünya güzellik ve yetenek yarışmalarında onlarca ödül, derece kazandıları. 2008 yılında düzenlenen Little Miss & Mister Planet yarışmasına ilk defa Bulgaristan’dan oğlum Tunay ve Şumnulu Dobri Dobrev beraber katıldı ve jüri ve sponsor ödüllerinin sahipleri oldular. Bu yarışmaya katılmak benim çocukluktan beri gerçekleşmeyi bekleyen hayalimdi. Daha öğrencilik yıllarımdan beri manken olmak ve güzellik yarışmalarına katılmak istiyordum ama o zamanın şartları başkaydı, benim böyle bir şansım olmadı. Şimdi ise hayalim gerçekleşiyor, umarım kendimi, ailemi, Şumnu’yu ve aylardır hazırlandığım Favorit Model Ajansı’nı iyi bir şekilde temsil edebilirim.” sözlerini paylaştı.
   Ulusal ve dünya çapında güzellik ve yetenek derecelerine sahip Suzan Cemil,   Little Miss & Mister Planet2012 yarışmasında yıldız çocuk jürisi ve davetli özel misafir olarak yer alacak. Küçük Suzan, yarışacak olan annesi Gülçer’e değil ama yarışan çocuklara not verecek.  Umarız Gülçer İbryam, etkileyici gülüşü ve güzelliği ile jüriyi etkilemeyi başarır. Kendisine  başarılar diliyoruz!

 

Mozaikdergisi                                                                     18.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kemiksiz Et: Soya

   Soya göğüs, akciğer, prostat, deri ve kan kanseri gibi birçok hastalığın dermanı. Soya fasulyesi ise kas, sinir ve kemik gelişiminde oldukça önemli rol oynuyor. Soyadan bugün bildiğimiz kadarıyla içinde petrol yan ürünleri de dâhil olmak üzere 250 çeşitten fazla endüstriyel ürün elde ediliyor. M.Ö. 2838’e ait bir kayıtta soyanın Çin’de kutsal bir bitki olarak kabul edildiği geçiyor. Kemiksiz et veya tarlaların bifteği olarak nitelendirilen soya, halen dünyadaki bir milyar insanın yegâne protein kaynağı. Dünyada sekiz milyon insan, protein eksikliği olarak tanımlanan kronik açlıkla karşı karşıya. Ekmeğe bile sadece yüzde 5 oranında soya unu katılmasıyla yeterli ve dengeli beslenemeyen milyonlarca insanın günlük protein ihtiyacını karşılamak mümkün.
Bir insan yeterli beslenebilmek için muhakkak protein almalı. Örneğin; 50 kilo bir insanın asgari 50 gram protein alması gerekir. Et, yüzde 17 oranında protein içerir. 50 kiloluk bir insanın günlük protein ihtiyacı 50 gram olduğundan bunu ancak 300 gram et tüketerek karşılayabilir. Et ile aynı kalitede hayvani proteine sahip tek ürün olan soya bitkisi ise ortalama yüzde 40 oranında protein içeriyor.
Soya sütü: Su; inek sütünde yüzde 87,4, soya sütünde yüzde 90 oranında; protein inek sütünde 3,4, soya sütünde 3,5 oranında; yağ inek sütünde 3,7, soya sütünde 2,8; karbonhidrat ise inek sütünde 4,8, soya sütünde 3,1 oranında bulunuyor.
İçinde neler var? Yüksek miktardaki proteinin yanı sıra içerdiği kalsiyum, fosfor, demir, bakır, kükürt, klor, nikel, sodyum gibi mineraller, A, B1, B2, C, D, E, K vitaminleri ile soya, dünyada eşi olmayan bir bitki.
Kanser hastaları için: Soya ayrıca kanseri önleyen etkenlere sahip güçlü bir antioksidan olan mucize madde “Genistein”i de içeriyor. Göğüs, akciğer, prostat, deri ve kan kanserini kısaca her tip kanser hücresinin gelişimini engelleyen Genistein antihormonal etkisi ile bu kanserleri durdurabiliyor. Çocuklukta içilen soya sütünün kansere karşı bir aşı olduğu ise Amerika’da yapılan üniversite araştırmalarıyla ortaya konulmuş.
En ilkel şekli ile yakın zamana kadar köylerde mısır unu ile birlikte öğütülerek köy ekmeklerinin lezzetini ve besleyiciliğini artırıyordu. Fakat soyanın beslenme ve sanayide, ilaç endüstrisi ve kimyada yaklaşık 250 değişik alanda kullanıldığını öğrenince bu duruma sizler de şaşıracak ve bu harika besin maddesini merak edeceksiniz. Soyada etin iki katı protein, fosfor, kalsiyum, demir, A, B1, B2, B3 ve C vitaminleri ve karbonhidratlar bulunuyor. Fasulyesinin yağı da oldukça çok. Bunun için çok fazla enerji veriyor. Soya fasulyesi kas, sinir ve kemik gelişiminde oldukça önemli rol oynuyor. Ancak soyayı guatrı olanların yememeleri ve süt çocukları ile emziren annelerin de seyrek olarak ve yulafla yemeleri öneriliyor.

 

 

Neşe Kutlutaş                                                                   18.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Dünyanın Üzerindeki Obezite Yükü

   Araştırmacılara göre giderek artan obezite vakaları dünyanın doğal kaynaklarına fazladan bir milyar insanın vereceği kadar zarar veriyor olabilir.
Bilimadamları dünyadaki insanların toplam ağırlıklarını hesapladı ve Kuzey Amerika'nın en yüksek kilo ortalamasına sahip olduğunu ortaya çıkardı. Dünya nüfusunun sadece %6'sının yaşadığı bu coğrafya, dünyadaki obezlerin üçte birini barındırıyor. Araştırma BMC Public Health dergisinde yayınlandı. London School of Hygiene ve Tropical Medicine (Londra Kamu Sağlığı ve Tropik Hastalıklar Merkezi) araştırmacıları, yayımladıkları raporda dünya nüfusunun toplam ağırlığının 287 milyon ton olduğunu hesapladıklarını söylüyorlar. Bilim adamlarına göre bu ağırlığın 15 milyon tonunu şişmanlar, 3.5 milyon tonunu da obezler oluşturuyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün 2005 tarihli verilerini kullanan bilimadamları dünyada ortalama kilonun 62 olduğunu ortaya çıkardı. Ancak bölgesel farklılıklar büyük.
   Kuzey Amerika'da ortalama kilo 80.7'ye çıkarken, Asya'da ortalama kilo 57.7'de kalıyor. Asya'da dünya nüfusunun %61'i yaşıyor, ancak bu kıta dünya obezlerinin toplam ağırlığının sadece %13'ünü barındırıyor. Araştırmayı gerçekleştiren bilim adamlarından Prof Ian Roberts ''İnsanlar çevrenin korunması dendiğinde ilk olarak nüfusa odaklanıyor. Aslında önemli olan beslenecek ağız sayısı değil, gezegende ne kadar 'et' olduğu'' dedi.
Dünyanın ağırlığı
   Araştırmacılar sadece obeziteye odaklanmanın da yararsız olduğu görüşünde.
Roberts, ''Obeziteden bahsedilirken yapılan en büyük hata 'onlar ve biz' ayrımına gitmek. Aslında tüm dünya nüfusu giderek şişmanlıyor'' dedi.
    Bilimadamları ayrıca araştırmaları sırasında en şişman ve en zayıf ülkeleri de belirledi. ABD şişmanlar listesinin başında. Prof. Roberts'e göre eğer dünya nüfusunun tamamı ABD'li olsaydı bunun çevreye büyük bir zararı olurdu.
Dünya'nın en zayıf ülkeleri ise Eritrea, Vietnam ve Ethiopia. Araştırmacılar yine de zayıflığın yoksulluk ile bağlanmaması gerektiği görüşünde. Bu tezlerini s   avunmak için Japonya örneğini gösteriyorlar.
Roberts ''Japonya örneği oldukça güçlü. ABD'de 2005 yılında beden kitle indeksi ortalaması 28.7'ydi. Japonya'da ise bu oran 22 olarak ölçülmüştü. İnsanların fakir olmadan zayıf olmaları mümkün ve Japonya bunu başarmış görünüyor'' dedi.
Araba kültürü
   Dünyanın en şişman ülkeleri sıralamasında ABD'yi takip eden ülkeler şaşırtıcı gelebilir: Kuveyt, Hırvatistan, Katar ve Mısır Roberts'e göre listede bu kadar çok Arap ülkesinin bulunmasının nedeni, araba kültürü.
Araştırmacı, ''Beden kitle indeksini belirleyen en önemli faktörlerden biri de otomobil kullanım oranı. Bu nedenle Arapları listede görmek kimseyi şaşırtmamalı, onlar her yere arabalarıyla gidiyorlar'' dedi.
   Araştırma ekibi çalışmalarının dünyanın kilo problemine dikkat çekmesini umuyor.
   Roberts ''Biz sürekli Afrika'da fakir kadınların çok çocuk yapması gibi sorunlara odaklanıyoruz, oysa ki şişmanlık da dünyanın dengesine zarar veren önemli bir problem'' diyor.

 

 

 

BBC                                                                  18.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

24 Çasa: Yılda 41 Bin 200 Ton Zehir Soluyoruz

  Çevre Ajansı tarafından hava kirliliğine ilişkin açıklanan verilere göre, 2010 yılına halkın bin 200 ton tehlikeli toz parçacıklarını soluduklarını açıkladı. Tehlikeli tozların, fabrikalardan, otomobillerden, özel konutların bacalarından ve termik santrallerden atmosfere salındığı belirtildi. Kansorejen etkisi bulunan zehirli tozların çoğunluğunun ise özel konutlarda ısınmak için kullanılan kömür ve odundan oluştuğu kaydedildi. Ajans verilerine göre, zehirli tozların 24 bin 120 tonunun ısınmak için yakılan yakıtlardan, 7 bin 230 tununun termik santrallere, 1540 tonunun ise araçlara ait olduğu vurgulandı.

 

 

 

Zaman Bg                                                                18.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Antonovo’da Araba Yarışması Düzenlendi

  17 Haziran 2012 (Pazar) Eski Cuma iline bağlı Antonovo şehrinde trabant ralli gösterisi düzenlendi. Gösteri, araba sevdalılarını bir araya getirdi. Ralli yarışması, Antonovo şehri fuar programı dahilinde gerçekleşti. Yarışmanın sonunda Antonovo Belediye Başkanı Taner Ali, dereceye girenlere ödüllerini takdim etti.

 

 

 

 

 

Mozaikdergisi                                                          18.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Şumnu Kültür Evi’nde Hafız Yusuf Işıkovalı
ve Andrey Germanov’un Hayatları Konu Edildi

   16 Haziran 2012 (Cumartesi) saat 11:00’de Şumnu Kültür Evi üyelerinden Emel Seyhan, kültür evi çocuk üyelerine Bulgaristan müslümanlarının dini ve kültürel yaşamında büyük katkısı olan ünlü bir din adamı, gazeteci, yazar ve öğretmen Hafız Yusuf Işıkovalı’yı tanıttı ve 80. yaşgünü münasebetiyle Bulgar şair Andrey Germanov’un hayatı hakkında bilgi verdi.
   Hafız Yusuf, 16 Haziran 1898 tarihinde Şumnu ilinin Osenovets (Işıkköy) köyünde dünyaya geldi. İlkokulu doğduğu köyde bitirdi ve 12 yaşında hafız oldu. Ortaokulu Şumnu Medresesi’nde bitirdi. Burada açık ve parlak zekasıyla ün yaptı. 1922 – 1923 ders yılında NÜVVAB Okulu açılınca ona yazıldı ve bu okulun ilk mezunlarından oldu. 1926 yılında Hafız Yusuf, NÜVVAB’ın Tali kısmını birincilikle bitirdi ve Omurtag (Osmanpazarı) Rüştiyesi’ne müdür tayin edildi. Bununla beraber İntibah adında bir gazete yayınlamaya başladı. Hafız Yusuf’un gazetelerde ahlak, eğitim pskolojisi ve din pskolojisi, eğitim metodları ve eğitim tarihi ile makaleleri ve gezi yazıları bulunmaktadır. Hafız Yusuf tutucu değil, Batı kültürünü savunan aydınlardan biriydi. Hafız Yusuf, komünist iktidarın NÜVVAB’a ve hocalarına karşı ideolojik baskıları karşısında diğer meslektaşlarıyla beraber 1950 yılında Türkiye’ye göç etmek zorunda kaldı. Ailesi ile birlikte Eskişehir’e yerleşti. Doğduğu köyün adını kendine soyadı seçtı. Yusuf Işıkovalı oldu. Burada da yazarlığını sürdürdü. 1956 Ağustosunda öğrencileri ile görüşmek için Adapazarı’na gitti ve kitaplarını tanıtacaktı. Aniden hastalandı 13 Ağustos 1956 günü Adapazarı’nda Allah’ın rahmetine kavuştu.
   Andrey Germanov, 17 Haziran 1932 yılında, Varna ilçesinin Yavorovo köyünde dünyaya geldi. İlkokulu doğduğu köyde, ortaokulu Dılgopol’da ve daha sonra Sofya Üniversitesi Rus Filolojisi bölümüne yazıldı. 1951 – 1952 yıllarında ilk şiirlerini yayınladı. Mezun olduktan sonra da üniversitelerde öğretmen olarak çalıştı. Daha sonraki yıllarda Milli Gençlik adlı yayın evinde editörlük yaptı. Hayatının son yıllarında Plamık dergisinde genel yayın yönetmeni olarak çalıştı. 1959 yılında yazdığı ilk şiir kitabı Kılnove yayınlandı. Rabotniceski Vlak, Rodov Gerb, Vzrivna zona, Yarostno Slıntse, Samoubiystvenno Jiveem kitaplarında, şiirlerin özgürlüğünü ortaya koyan zihinsel ve duygusal yazıları mevcuttur. Andrey Germanov hayatını modern Bulgar kültürüne adamış şair, çevirmen ve ressamdır. Şiirleri Rusça, İngilizce, Fransızca, Ermenice, Almanca ve daha birçok dillere tercüme edilip yayınlanmıştır.    Andrey Germanov 15 Mayıs 1981 yılında Sofya’da hayata gözlerini yummuştur.
Böyle büyük insanların hayatta olmadığını değil de hep var olduğunu düşünüyoruz ya da böyle hissetmek istiyoruz.

 

 

 

Mozaikdergisi                                                                    16.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kök Hücrelerden Damar Üretildi

   İsveçli doktorların raporuna göre, 10 yaşında bir kızın ana kan damarlarından biri kendi kök hücrelerinden yapılmış bir diğer damarla değiştirildi. Küçük kızın bağırsakları ve karaciğeri arasındaki kan dolaşımı yetersizdi. Lancet’te yayımlanan bir araştırmaya göre, ölü bir erkekten alınan bir damar kendi hücrelerinden sıyrılarak kızın kök hücreleriyle birleştirildi. Doktorlar kızın yaşam kalitesinde şaşırtıcı bir gelişme görüldüğünü açıkladı. Hastanın dokusuna uyacak şekilde geliştirilen ya da tasarlanan en yeni vücut parçası bu ana kan damarı. Bilim adamları geçen sene sentetik bir solunum borusu yaratmışlardı ve daha sonra bu boru hastanın kök hücreleriyle kaplanmıştı.

Damar nasıl üretildi?

   Bağırsakları karaciğere bağlayan ana kan damarındaki tıkanıklık iç kanama gibi ciddi sağlık sorunlarına, hatta ölüme bile yol açabilir. Böyle bir durumla karşı karşıyayken tıkanıklığı gidermek amacıyla 'by-pass' için kullanılan artifisiyel aşılar işe yaramadı.
   Gothenburg Üniversitesi ve Shalgrenska Üniversite Hastanesi’ndeki doktorlar hastanın kendi hücrelerini kullanarak damar yapmaya çalıştılar. Damarı yapabilmek için “hücresizleştirme” denilen bir işlem kullandılar. Hücresizleştirme işlemi, donör damarının çamaşır makinesi mantığıyla çalışan bir medikal aletin yardımıyla, kişinin hücrelerinin parçalanması ve damardan ayırılmasını sağlayan enzimler ile bir tür deterjanla yıkanarak tekrarlanıyor. Ayrışma sonucu geriye işlenebilecek bir damar kalıyor. Daha sonra bu damar 10 yaşındaki kızın kemik iliğinden alınan kök hücrelerle birlikte yıkanıyor ve bu işlemin sonunda kızın kendi hücrelerinden oluşan bir damar oluşuyor. Doktorlar “kök hücrelerden oluşan bu yeni damarın iyi bir kan akım hızı sağlamanın yanında, hastanın yaşam kalitesini de şaşırtıcı şekilde arttırdığını” açıkladı.
   University College London profesörleri Martin Birchall ve George Hamilton’a göre, bu işlem gerçekleşemeseydi küçük kızın boynunun derin kısmından ve bacağından damarlar alınması gerekecekti. Bu da alt organ düzensizliği riski taşıdığından hasta büyük bir travma geçirebilirdi.
   Profesörler, onarıcı tıp yöntemlerinin yaygın bir şekilde kullanılmaya başlayacağı takdirde, bu ilk defa gerçekleşen prosedürün bir klinik çalışmaya dönüştürülmesi gerektiğini söylediler.

 

BBC                                                                                 15.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Silistreli Şoto Vityaz Karete Kulübü,
Makedonya’dan Altın ve Gümüş Madalya İle Döndü

   Silistreli Şoto Vityaz spor kulübü, Makedonya’nın başkenti Üsküp’te düzenlenen VI. Uluslararası Karete Turnuvası’ndan  bir altın ve iki gümüş madalya ile döndü. Turnuva, Balkan ülkelerinden olmak üzere 98 kulüpten 300’ün üzerinde karetecinin katılımı ile gerçekleşti. Bulgaristan’ı üç kulüp temsil etti. Bunlardan biri Silistre Şoto Vityaz spor kulübüydü. Gençler 55 kg’a kadarki kategoride  Georgi Nikolov şampiyon oldu. 55 kg üzeri kategorisinde Bedri Bedri ve 75 kg’a kadarki kategoride şampiyon ismi takip edenler arasında yer aldı.
   Şoto Vityaz karate kulübü sporcuları, 13 – 23 Ağustos 2012 tarihleri arasında ülkenin önde gelen kulüpleri ile birlikte kendilerini geliştirmek için Burgas’ın kür yeri Lozenets’te kamp yapacak.

 

 

 

Mozaikdergisi                                                                    15.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yeni Pazar Şehri, Oyama Kupası Turnuvası’na
Ev Sahipliği Yapıyor

   Yeni Pazar şehri, Oyama Karete Kiyokuşin Ulusal Turnuvası’na Üçüncü kez ev sahipliği yapacak. 16 Haziran 2012 (Cumartesi), saat 11:00’de Hristo Botev spor salonunda gerçekleşecek olan yarışmaya ülke genelinden  20 kulüpten 234 yarışmacının katılması bekleniyor. 8-18 yaş arası değişik gruplarda yarışacak  çocuk ve gençler, kabiliyetlerini sergileyecek. Oyama spor kulübü, gerçekleşecek bu prestijli turnuvaya katılması için 11 yarışmacı hazırlıyor.
   Etkinlik, giriş ücretsiz olarak Yeni Pazar Belediyesi ve Oyama spor kulübü tarafından organize ediliyor.

 

 

Mozaikdergisi                                                                   15.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Elektrik Yılsonuna Kadar Zamlanmayacak

Devlet Su ve Enerji Düzenleme Kurulu (DKEVR) Başkanı Angel Semerciev, bTV televizyonuna yaptığı açıklamada, elektriğin yıl sonuna kadar zamlanmayacağını söyledi. Sadece birkaç gün önce 1 Temmuz’dan itibaren elektriğin yüzde 10 oranında zamlanacağı bildirilmişti. Semerciev, fiyatlardaki bu artışın minimum seviyede olduğunu ve bu artış yapılmadan sistemin normal çalışamayacağını belirtti. Semerciev, bu artıştan sonra yakın zamanda elektriğe zam yapılmayacağını, diğer yükselişin ise gelecek yıl 1 Temmuz’da olabileceğini kaydetti.

 

 

 

 

Zaman Bg                                                                              14.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bulgaristan ve Ermenistan Arasında
Kültür Alanında İşbirliği Programı


Kültür Bakanı Vejdi Raşidov ve Ermeni meslektaşı Asmik Pogosyan, Erivan’da 2012-2014 dönemine ilişkin Kültür İşbirliği Programı izaladılar. İmzalanan belge ile tiyatro, edebiyat, kütuphaneler ve müzeler, resim sanatı, sinema, müzik ve dans alanlarında işbirliği imkanlarını düzenliyor. Programa ayrıca telif haklarının korunması ve kültür eserlerinin yasa dışı ihracatı, ithalatı ile transferinin önlenmesini de içeriyor.

 

 

 

 

BNR                                                                                  14.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Güneydoğu Avrupa Ülkeleri Silahlı Kuvvetlerinin Talimi İçin
Bir Ağ Oluşturuyor

13 Haziran tarihinde Balkan ülkelerinin silahlı kuvvetlerinin yöneticileri, Sofya’da altıncı yıllık konferansını düzenledi. Bu tür Balkan askeri işbirliği, çok yakından beri varlığını sürdürüyor, ancak ciddi bir şekilde geliştiriliyor. 
Bölgeden ülkeler, askeri alanda Güneydoğu Avrupa ülkelerinin savunma bakanlarının görüşme süreci çerçevesinde işbirliği içinde çalışıyor. Bu görüşmeler süreci çerçevesinde Güneydoğu Avrupa’nın Çokuluslu Barış Güçleri’nin kurulması için bir anlaşma sağlandı. Anlaşma gereğince ise “Güneydoğu Avrupa” Çokuluslu Tugayı da kuruldu. Bölgeden ülkelerin silahlı kuvvetlerinin yöneticilerinin yıllık konferansları 2007 yılından beri yapılıyor ve ülkelerarası askeri işbirliğine renk katıyor. Bulgaristan Silahlı Kuvvetlerinin Komutanı General Simeon Simeonov, bölgeden ülkelerin silahlı kuvvetlerinin konferansının hala genç bir girişim olduğunu, ancak artık hız kazandığını savundu. 
Güneydoğu Avrupa ülkelerinin silahlı kuvvetlerinin yöneticilerinin altıncı konferasına katılan Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Yunanistan, Karadağ, Romanya, Sırbistan, Makedonya, Türkiye, Slovenya ve Hırvatistan, risklerin ve tehditlerin analizinde artık işbirliği içinde çalışıyor ve güvenlik önündeki çağdaş meydan okumaların olumsuz etkisinin azaltılması konusunda yükümlülük üstleniyor. Bunun yanı sıra askeri işbirliği, enerji güvenliği alanını da kapsamaya başlıyor. Bu bağlamda Bulgaristan’da yapılan ve Balkan ülkelerinin silahlı kuvvetlerinin komutanları tarafından yüksek değer verilen “Enerji Alevi 2011” talimi yapıldı. Bölgede askeri işbirliği için olası alanlar olarak ağ ortamı, sanal koruma ve uydu haberleşme araçları konularındaki çalışmalar işaret edildi. 
Sofya’da yapılan bölgeden silahlı kuvvetlerin yöneticilerinin altıncı yıllık konferansının ana amaçlarından biri, talim ve hazırlık alanlarındaki işbirliği vasıtasıyla talim imkanlarının yaratılmasıydı. Bu bağlamda konferans sırasında Güneydoğu Avrupa ülkelerinin silahlı kuvvetleri arasında talimat için bir ağın oluşturulmasına karar verildi. Söz konusu ağ, Güneydoğu Avrupa ülkelerinde var olan talim ve hazırlık merkezlerini birleştirecek. Bu, bölgeden ülkelerin silahlı kuvvetlerinin hazırlanması için ihtiyaçlarını karşılayacak ortak yazılım programları olması için imkan sağlayacak. Bölgesel askeri işbirliğinin diğer önemli bir boyutu da var. Bölgesel askeri işbirliği, NATO üyesi olan ve olmayan ancak olmak isteyen ülkeler arasındadır. Bu işbirliği, NATO’ya katılmak isteyen ülkelerin hazırlanma sürecine ve Balkanlar’ın Avrupa-Atlantik perspektifine katkıda bulunuyor. Böylece geçmişteki çelişileri arkada bırakarak askeri alanda işbirliği sayesinde bölgeden ülkeler, Balkanlar’ın istikrar, ekonomik gönenç ve iyikomşuluk sembolü olması amacının yerine getirilmesi için çalışıyor. 

 

Türkçesi: Rayna İvanova                                                    14.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yaşlı Babaların Çocukları Daha Uzun Yaşıyor

   Amerikalı bilim adamları babaları ve dedeleri daha yaşlı olan çocukların daha uzun yaşadığını, dolayısıyla baba olmak için daha uzun süre beklemenin yarar sağlayabileceğini bildiriyor. Proceedings of the National Academy of Sciences'da yayımlanan araştırma, 1779 genç yetişkinin DNA'ları üzerinde yapılan incelemeleri esas alıyor.
   Bir erkek yaşlandıkça spermlerinin genetik yapısı da değişiyor ve daha uzun ömür sağlayan bir DNA kodu geliştiriyor. Daha yaşlı erkek de, bu genetik özelliği çocuklarına aktarıyor. Tıp çevreleri, yaşam süresiyle genetik kodlarımız olan DNA'ların bulunduğu kromozomların ucunda yer alan telomerlerin uzunluğu arasında ilişki olduğunu biliyorlardı. Genelde, daha kısa telomer, daha kısa yaşam anlamına geliyor. Ayakkabı bağcıklarının naylondan yapılma uçları gibi, telomerler de, kromozomların uçlarını herhangi bir tahribata karşı koruyor. Ancak birçok hücrede, telomerler, yaşlandıkça kısalıyor. Ta ki hücreler daha fazla çoğalamaz noktaya gelinceye dek. Bununla birlikte, bilim adamları, spermlerdeki telomerlerin yaşlılıkla birlikte uzadığını keşfetti. Erkekler de DNA'larını sperm yoluyla çocuklarına aktardıklarına göre, bu uzun telomerler de, bir sonraki kuşağa aktarılabiliyor. Northwestern Üniversitesi Antropoloji Fakültesi'nden Dr. Dan Eisenberg ve meslektaşları, Filipinler'de yağayan bir grup gencin babalarından miras aldıkları telomerleri incelediler. Kan örnekleri üzerinden yapılan ölçümlerde, doğumları sırasında babaları daha yaşlı olan bireylerde telomerlerin de daha uzun olduğu görüldü. Eğer gencin babasının babası da, çocuk sahibi olduğunda daha ilerki bir yaşta idiyse, telomerlerin daha da uzun olduğu saptandı. İlerki yaşlarda baba olmak, gebelikte düşük tehlikesini artırıyorsa da, araştırmacılar bunun uzun erimli yararlar sağlayabileceğine inanıyorlar.
   Babadan miras alınan daha uzun telomerler, özellikle dokular ve hızlı hücre artışı ve dönüşüm yaratan biyolojik işlevler açısından yararlı olabilir. Bilim adamları bunlara örnek olarak bağışıklık sistemini, bağırsakları ve deriyi gösteriyorlar.

Avantajlar, dezavantajlar...

   Bu buluşun genelde halk sağlığı açısından da önemli sonuçlar yaratabileceği, daha uzun telomerlerin bir sonraki kuşağa aktarılmasıyla ömür süresinin uzayacağı ve erkeklere daha ilerki yaşlarda üreme olanağı sağlanacağı kaydediliyor.
   Newcastle Üniversitesi'nde hücresel yaşlanma uzmanı olan Prof. Thomas von Zglinicki, araştırmacıların ilk kuşaktaki çocukların sağlık durumlarını incelemediklerini belirterek, bu alanda daha ileri düzeyde inceleme yapılması gerektiğini vurguluyor.
   Prof. Von Zglinicki, yaşlı bir babadan uzun telomerler devralmanın avantaj sağlayabileceğini belirtiyor; ama aynı zamanda DNA'nın genelindeki daha yüksek tahribatın ve spermdeki dönüşümün getireceği dezavantajlara da dikkat çekiyor.

 

BBC                                                                                  14.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ukrayna Kaleydoskop Grubu, Şumnu’da

   13 Haziran 2012 (Çarşamba), saat 17:00’de Ukrayna’nın Sivastapol şehrinden gelen Kaleydoskop adlı halk dansları çocuk ve genç sanat kareografi grubu, Şumnu Dobri Voynikov – 1856 Okumaevi salonunda konser verdi.
Konserde sahne alanlar arasında gruba bağlı Kalinka Çocuk Halk Dansları Topluluğu ve Kaligaskar Klasik Halk Dansı Grubu da vardı.
   İspanya, Belçika, Fransa, Umman ve diğer uluslararası festival ve yarışmalarda birincilik kazanan kareografi grubunun sanat yönetmenliğini Valeriy Jegulin yapıyor.

 

Mozaikdergisi                                                                            13.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Diyanet İşleri Başkanı: Bulgaristan’da Görev Yapan
Tüm Din Adamları Çok Bilgili Olmalı

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, "Bulgaristan’da görev yapan tüm din adamları çok bilgili olmalı. Bilgi ve kültür ne kadar fazla olursa barışa da o kadar çok katkı sağlanır." dedi.

        Görmez, Bulgaristan Dinler Müdürü Emil Sotirov Velinov ve Bulgaristan Başmüftüsü Hacı Mustafa Aliş’i makamında kabul etti. Velinov ve Aliş’i ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade eden Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Bulgaristan ile komşuluk, dostluk ve akrabalık gibi ortak özelliklerin saymakla bitmeyeceğini belirterek, "Komşuluk açısından dünyaya örneklik teşkil edecek çok güzel ilişkilerimiz var." dedi.

Başkan Görmez, "Özellikle din eğitimi açısından başka ülkelere de örneklik teşkil edecek kurumlarımız var. Bu yüzden Bulgaristan makamlarına çok teşekkür ediyorum. Özellikle kronik bir soruna dönüşen Bulgaristan Müslümanlarının kendi idarecilerini demokratik bir ortamda müftüsünü seçebilmesi sorununun giderilmesi noktasında çabalarınızı biliyorum. Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakanın da bu konuda gayret gösterdiklerini biliyorum ve çok teşekkür ediyorum.” dedi. Başkan yardımcılığı döneminde Aliş’in seçilmesinde de bulunduğunu hatırlatan Görmez, "Çok coşkulu, çok görkemli bir törenle hocanın seçilmesine şahit oldum. Aliş’i Bulgaristan Müslümanları için bir şans olarak görüyorum. Barışçı kimliğiyle çok önemli hizmetleri oldu. Ancak birlikte yapacak daha çok işler var. Öncelikle Bulgaristan’da görev yapan tüm din adamları çok bilgili olmalı. Bilgi ve kültür ne kadar fazla olursa barışa da o kadar çok katkı sağlanır." değerlendirmesinde bulundu.

"HİÇBİR ÜLKEYE TALEP OLMADAN HİZMET GÖTÜRMÜYORUZ"

Başkan Görmez, Diyanet İşleri Başkanlığının yurt dışı hizmetlerine yön veren ilkeler hakkında da bilgi verdi. Dünyanın pek çok ülke ve bölgesine hizmet götürüldüğünü ifade eden Başkan Görmez, şöyle konuştu: "Birincisi, hiçbir ülkeye talep olmadan hizmet götürmüyoruz. İkincisi, ilişkilerin şeffaf olmasına çok dikkat ediyoruz. Üçüncüsü ise asla misyonerlik gibi bir hedef gütmüyoruz. Biz, sadece söz konusu ülkelerde yaşayan Müslümanlara din hizmetleri ve din eğitimi konusunda destek oluyoruz. Japonya, Çin, Almanya ve Küba’dan Hindistan’a kadar tüm dünya ile bu çerçevede ilişkiler geliştiriyoruz."

         Bulgaristan Müslümanlarına da bu ilkeler çerçevesinde her türlü desteğin verileceğini ifade eden Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Bulgaristan’da halkın birbirlerinin mabetlerini inşa ettiğini dile getiren Velinov’a bunun şaşılacak bir durum olmadığını söyledi. 100 yıl öncesine kadar hiçbir Avrupa ülkesinde farklı dinlere ait mabetlerin yan yana bulunmadığını vurgulayan Başkan Görmez, şöyle konuştu: "Biz, geçmişte Balkanlarda dinlerin nasıl barış içinde bir arada yaşayabileceğini çok güzel gösterdik. O yüzden halkın birbirlerinin mabetlerini yapmaları çok normal."

"MÜSLÜMANLAR, ORTODOKSLARA KİLİSE İNŞA ETTİLER"

Bulgaristan Dinler Müdürü Velinov da Bulgaristan’da yaşayan Müslümanlarla hiçbir problemlerinin olmadığını söyledi. Bulgaristan Hükümetinin geçtiğimiz yıl 33 tarihi caminin restorasyonuna destek verdiğini ifade eden Velinov, şunları söyledi: "Dinî gruplarla olan bu ilişkilerimizi örnek kabul ediyoruz. Bir köyde Müslümanlar, Ortodokslara kilise inşa ettiler. Yakın zamanda başka bir köyde de Bulgarlar, para toplayarak bir cami inşa ettiler. Bunun gibi daha birçok iyi komşuluk örneklerimiz var. Başmüftülükle birlikte birçok ortak projemiz var. Önümüzdeki dönemde de 30’a yakın caminin tadilatına destek vereceğiz. Diyanet İşleri Başkanlığının yardımları da bizim için çok önemli. Özellikle eğitim alanında ve Bulgaristan’daki Müslüman din görevlilerine hizmet içi eğitim verilmesi konusunda desteklerinizi bekliyoruz." 

 

 

CİHAN                                                                              13.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ataka Partisi Sofya Camisinin Önünde
Protesto Gösterisi Düzenleyecek

Aşırı sağ ırkçı Ataka Partisinin yarın sabah saat 9:00’da başkent Sofya’daki Banya Başı Camii önünde bir protesto gösterisi düzenleyeceği bildirildi. 
Irkçı söylemleriyle tanınan Ataka, protesto nedeni olarak Cuma namazlarında Müslümanların  ibadetlerini cami dışında yerine getirmelerini ve yetkililerin buna karşı herhangi bir girişimde bulunmamasını gösteriyor. Sofya’da Banya Başı’ndan başka ibadete açık caminin bulunmaması sebebiyle Cuma namazlarında cami dolup taşıyor ve cemaat cami dışında namaz kılmak zorunda kalıyor. Ancak ırkçı Ataka Partisi, Müslümanların namazlarını sokakta kılmalarını güç gösterisi olarak yorumluyor ve yetkililerin cami dışında namaz kılınmasına izin vermemesini istiyor. Ataka'nın yarınki gösterisi sırasında yoğun güvenlik önlemleri alınması bekleniyor. 
Ülkedeki siyasi gözlemciler, her seçim öncesinde ırkçı Ataka partisinin toplumda yankı uyandıracak bu tür eylemler gerçekleştirmesinin tesadüf olamayacağına vurgu yapıyor. 

DAHA ÖNCE NAMAZ KILANLARA SALDIRMIŞLARDI
Ataka Partisinin militanlarınca geçen yıl Mayıs ayında, namaz kıldıkları sırada Banya Başı Camisi’nin önünde saldırıya uğrayan çok sayıda Müslüman yaralanmıştı.

 

 

Ajans Bg                                                                               13.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bulgaristan’da İşsizlik Oranı %11’e Düştü

Bu yılın mayıs ayında ülkedeki işsizlik oranı %11 oranına düştü. Buna göre nisan ayından bu yana işsizlik % 0,4 oranında azalmış durumunda. Mayıs ayında iş bulma kurumuna 24 bin işsiz müracaatta bulunurken, bu sayıda geçen yıla nazaran 4 bin kişilik bir artış olduğu gözlendi. Bunun yanı sıra mayıs ayında iş bulma kurumuna başvuranların yaklaşık 20 bin işsizin işe başladıkları bildirildi. İşsiz vatandaşlara iş imkanı sağlanmasındaki en büyük yardım şu ana kadar AB programlarından olduğu açıklandı. 

İşsiz vatandaşların her yıl olduğu gibi yaz aylarında kendilerine daha fazla iş imkanı bulmakta oldukları göze çarparken, bu her bölge için farklı olması da göz ardı edilmiyor. 

Örneğin denize yakın yerleşim yerlerinde yaşayan vatandaşlar her yıl 5-6 aylığına kendilerine iş bulma imkânına sahip iken Deliorman bölgesinde çok az sayıda vatandaş kendisine yaz ayında çalışabilecek iş bulmakta. Hiç şüphesiz Bulgaristan’da şu an için en büyük problemlerden birisi işsizlik olurken, vatandaşların da en fazla yakındıkları konu olma durumunda.

Vatandaşların şikayet listesinin ilk sırasında işsizlik olurken, ikinci sırayı düşük maaşlar alıyor. Özellikle yaz aylarında işsizlik oranının düştüğü haberleri daha fazla telaffuz edilse de bu haberler vatandaşları tatmin etmemekte, çünkü işsizliğin sadece kağıt üzerinde azaldığı düşünülmekte. 

 

 

Fevzi Ehliman                                                                               13.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bulgaristan Başmüftülüğü 2012 Yılı Hac Organizasyonu

KARAYOLU VE OTOBÜSLE KUTSAL TOPRAKLARA YOLCULUK

1990 Avro

1. Yol hariç yaklaşık olarak kutsal topraklarda 3 hafta kalınacaktır. Bu sürenin 8 günü Medine’de, diğer günleri ise Mekke’de geçecektir.
2. Hacı adayları 5-6 kişilik apartman dairelerinde; kadınlar ve erkekler ayrı oda ve bölümlerde kalacaklardır.
3. Bu kutsal ibadetin yolculuğu ile Medine, Mekke, tavaf, sa’y, Arafat, Müzdelife, Mina’da şeytan taşlama, kurban kesimi ve diğer ziyaretler tecrübeli görevliler öncülüğünde yapılacaktır.
4. Hacılara, Mekke ve Medine’de bulundukları günlerde kahvaltı ve akşam yemeği verilecektir.
5. Hacılar için Mekke ve Medine’de tarihi yerleri ziyaret programları düzenlenecektir.
6. Mekke’de şartlar müsait olduğunda umre ziyaret topluca yapılacaktır. 
7. Hacı adaylarına yola çıkmadan pasaport çantaları ve rehber kitaplar verilecektir.
8. Hacı adaylarının Mekke, Medine ve Cidde arası ulaşım, buralarda konaklama, yemek, vize işlemleri, otobüs bileti, toprak bastı, rehberlik hizmetleri, çadır ücreti, sağlık sigortası ve Suudi Arabistan’daki sağlık hizmetleri dâhil toplam tutarı 1990 Avrodur. 
9. Kurban bedeli bu ücretin içinde değildir. Resmi fiyatı açıklandıktan sonra hacı adaylarına duyurulacak ve belirtilecek hesaba yatırıldıktan sonra kurbanlar İslâm Kalkınma Bankası nezdinde güvenilir bir şekilde kesilecektir.
10. Medine’de evler Mescidi Nebiye yürüme mesafesindedir. Fakat Mekke’de bu mümkün olmadığından Hareme ulaşım için servis aracı temin edilecektir. 
* Uluslar arası şartlar gereği yol güvenliği bulunmaması durumunda karayolu ile hac organizasyonu iptal edilebilir.




HAVAYOLU VE UÇAKLA KUTSAL TOPRAKLARA YOLCULUK

2730 Avro

1. Mekke veya Medine’ye Uçuşlar İstanbul Havaalanlarından planlanacaktır. 
2. Yaklaşık olarak kutsal topraklarda 1 ay kalınacaktır. Bunlardan 8 günü Medine’de, diğer günler ise Mekke’de geçecektir.
3. Hacı adayları 5-6 kişilik apartman dairelerinde; kadınlar ve erkekler ayrı oda ve bölümlerde kalacaklardır. Lavabo ve banyolar müşterek kullanılacaktır. 
4. Bu kutsal ibadetin yolculuğu ile Medine, Mekke, tavaf, sa’y, Arafat, Müzdelife, Mina’da şeytan taşlama, kurban kesimi ve diğer ziyaretler tecrübeli görevliler öncülüğünde yapılacaktır.
5. Hacılara, Mekke ve Medine’de bulundukları günlerde kahvaltı ve akşam yemeği verilecektir. 
6. Hacılar için Mekke ve Medine’de tarihi yerleri ziyaret programları düzenlenecektir. 
7. Mekke’de şartlar müsait olduğunda umre ziyaret topluca yapılacaktır. 
8. Hacı adaylarına yola çıkmadan pasaport çantaları ve rehber kitaplar verilecektir. 
9. Hacı adaylarının Mekke, Medine ve Cidde arası ulaşım, buralarda konaklama, yemek, vize işlemleri, otobüs bileti, toprak bastı, rehberlik hizmetleri, çadır ücreti, sağlık sigortası ve Suudi Arabistan’daki sağlık hizmetleri dâhil toplam tutarı 2730 Avrodur.
10. Kurban bedeli bu ücretin içinde değildir. Resmi fiyatı açıklandıktan sonra hacı adaylarına duyurulacak ve belirtilecek hesaba yatırıldıktan sonra kurbanlar İslâm Kalkınma Bankası nezdinde güvenilir bir şekilde kesilecektir.


MÜRACAAT İÇİN GEREKLİ BELGELER:

1. Hacı adaylarının müracaat esnasında dolduracakları bir örnek form;
2. Hacı adayının geçerlilik süresi en az 1 yıl olan ve 5 boş sayfası bulunan pasaportu;
3. Beyaz fonda çekilmiş 6 adet vesikalık resim;
4. Menenjit ve grip aşısı yaptırdığına dair tıbbi belge;
5. 45 yaşın altındaki bayanların mahremi bulunması;
6. Bulgaristan vatandaşı veya en az altı aylık Bulgaristan oturumu sahibi olmak; 
7. Bölge Müftülüklerinin kasasına veya Başmüftülüğün belirtilen hesabına hac organizasyonu tutarının yatırıldığını gösteren banka dekontu veya belge. 

Kayıtlar için son tarih: 13. 07. 2012

Kayıt için Başmüftülük, Bölge Müftülükleri ve diğer temsilcilerimize müracaat edilmelidir.

İrtibat: Başmüftülük
“Bratya Miladinovi” sok. No 27
Sofya 1000

Tel: 00359 2 9816001
Faks: 00359 2 9803058
E-mail: hac_bg@abv.bg

İstanbul Temsilcimiz: 
Mehmet Hocaoğlu 
Tel: 05322325521

Bursa Temsilcimiz:
Hasan Karakaş
Tel: 05376960066

Çorlu Temsilcimiz:
Ahmet Kiracı
Tel: 05322739466


KAYIT TARİHLERİ 11 HAZİRAN – 13 TEMMUZ TARİHLERİ ARASIDIR.

 

 

Kırcaali Haber                                                                             13.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bulgaristan, Turist Sayısında
Yüzde 5 ila 8 Oranında Artış Bekliyor

Turizm mevsiminin açılışını ‘Slınçev Brayg’da yapan Ekonomi ve Turizm Bakanı Delyan Dobrev, bu yıl turist sayısında yüzde 5 ila 8 oranında artış beklediklerini söyledi. Özellikle Rus pazarının çok aktif olduğuna değinen Bakan Dobrev, bu pazardaki artışın yüzde 15 ila 20 arasında olabileceğini kaydetti. Yıl başından itibaren rekor sayıda vize verdiklerini belirten Bakan Dobrev, Rusya bünyesindeki konsolosluklarda pazartesi günü 100 bininci vizenin verildiğini kaydetti. Belarusya’daki turist sayısında ise yüzde 100 artış olacağını dile getiren Dobrev, bu ülkedeki konsolosluklarda memur ihtiyacı olduğunu açıkladı. Karadeniz bölgesindeki belediyelerin protestolarını değerlendiren Bakan Yardımcısı İvo Marinov, sahil boyuna 100 metrelik mesafeye getirilecek olan inşaat yasağının ise mutlaka kabul edilmesi gerektiğini vurguladı. Diğer ülkelerede de uygulamanın aynı olduğunu söyleyen İvo Marinov, sahil boyunda ilk önce plajın bulunduğunu daha sonra sahil boyu sokakların yer aldığını, konaklama ve restoranların ise en son yer aldıklarını kaydetti.

 

Zaman Bg                                                                               12.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Federasyonlar İşbirliğine Gidiyor

   18 Haziran'da, Rumeli Balkan Federasyonu ile Bulgaristan Adalet Federasyonu arasında iş birliği protokolü imzalanacağı bildirildi. Protokolün, Rumeli Balkan Federasyonunun İstanbul'daki merkezinde imzalanacağı kaydedilirken, belgede yer alan konular arasında ana dilde eğitim ve  nüfüs kayıtlarındaki zorla verilen Bulgarca isimlerin silinmesi de bulunuyor. 
İmzalar Rumeli Balkan Federasyonu Genel Başkanı Ayhan Bölükbaş'ı ile Bulgaristan Adalet Federasyonu Genel Başkanı Sezgün Mümin tarafından atılacak.

 

 

Ajans Bg                                                                              12.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Aşırı Yağışlar, Tütün Üreticilerini Endişelendiriyor

 Bu yıl zor geçen kış aylarının ardından yağışlı geçen ilkbahar ayları da tütün üreticilerini tedirgin etmeye devam ediyor. Haskovo’ya bağlı Mineralni Bani bölgesindeki tütün üreticilerinin kimisi hala tütün ekimi yapıyor. Vıglarovo (kömürlük) köyü halkından 14 dekarın üzerinde tarlası olanlar ekimlerini sürdürüyor. Bundan daha az araziye sahip olanlar ise ekimlerini tamamladı. Sirakovo köyündeki halkın durumu da aynı. Vıglarovo’da halkın ekim yaptığı tarlalardaki toprakların kara toprak olmasından dolayı yağmur suyunu hemen çekmiyor.
Aşırı yağışların ardından halk günlerce arazilere giremedi. 9 Mayıs’ta yağan yağmurun ardından 20 gün tarlalara girememeleri ise üreticilerin en büyük kayıpları. Hazırlanan haşlamaları yağmurdan korumak da ayrı bir uğraş gerektiriyor. Vıglarovo köyündeki bir tütün üreticisi, ‘Geçen seneye oranla aşırı yağmur yağdı. Geçen sene 2 ay yağmur yağmamıştı. Ağustos’un ortalarında yağmıştı. Bu sene aşırı yağışlı geçti. Burada ekilen tütünlerin cinsi Krumovgradsi tütün. Bu bölgedeki üreticilerin çoğu bu cins tütün ekiyor. Bir de stolistnik cinsi tütün ekiliyor. Eğer yağmurlar böyle devam ederse tütünler çürüyebilir. Hatta yağan yağmurlar kimi üreticilerin tarlalarındaki ekilen haşlamaları da toprak altında bıraktı ve tekrardan ekmek zorunda kalındı.’ diye aktardı. Mineralni Bani bölgesine neredeyse 30 yıldır bu kadar çok yağmur yağmamış. Halbuki yaşlılar, tütün haşlamaları tarlaya ekildikten sonra 40-50 günde 1. elin alınması gerektiğini aktarıyor. Eğer böyle olmazsa o yılki tütünün verimsiz olacağı söylenirmiş. Bir başka tütün üreticisi ‘Geçen sene 8 Mayıs’ta haşlamaları tarlalara ekmeye başlamıştık. 20 Mayıs gibi bitirmiştik. 10 dekar ekmiştik. Bu sene ise geçen perşembe bitirdik. Arada 50 gün fark var. Halbuki 1. elleri almamız gerekirdi. Havalar böyle giderse tütünlerimizi toplasak bile nasıl kuruyacaklar bunu anlamak imkansız. Devletimizin bu duruma tedbir alacağını ve üreticilerini bu sene de mağdur etmeyeceğine inanıyorum.’ şeklinde konuştu. 

 

İlhan Şenol/Haskovo                                                                        11.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Sigara İçenlerin Sayısı Bir Yılda Azaldı

 Bir yıl içinde ülke genelinde sigara kullananların oranının yüzde 2 ila 3 oranında azaldığı açıklandı. Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, 2010’da nüfusun yüzde 41’i sigara kullanırken, 2011’de bu oranın yüzde 39’a gerilediği bildirildi. Bu azalmada, kapalı alanlarda sigara kullanımının sınırlandırılması ile sigara fiyatlarının yükselmesinin etkisinin büyük olduğu gösterildi. Bakanlık, 1 Haziran’dan itibaren yürürlüğe giren yeni sınırlamaların, sigara kullanımını daha da azaltacağını savunuyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Bul­garistan’daki kadınların yüzde 60’ı hamilelikleri döneminde sigara kullanıyor. Hamilelerin sadece yüzde 30’u hamilelik döneminde sigarayı bırakıyor. Doğumdan sonra ise kadınların yüzde 75 ila 80’i altı ay içinde yeniden sigaraya başlıyor. Sigara içmeyen birinin sigara içenin yanında bulunması durumunda akciğer kanserine yakalanma oranı yüzde 30 oranında daha fazla. Ayrıca, sigaradan kaçınılması durumunda kanser vakalarının yüzde 40’nın önlenebileceği aktarıldı. Bakanlık, 4-11 Temmuz tarihleri arasında Danışma kabinelerinde sigarayı bırakma kampanyası başlatılacağını duyurdu. Bölge Sağlık Müfettişliklerindeki bu kabineler sürekli olarak hizmet veriyor. Bu kabineler ilk kez 2005 yılında sigara kullanımını azalmak amacıyla kuruldu. Sigarayı bırakmak isteyenlere, Avrupa sağlık organizasyonları tarafından tavsiye edilen pratik teknikler ile yöntemler aktarılacak. İsteyenlere uzman doktor desteği de sağlanacak.

 

Zaman Bg                                                                        11.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Strese Karşı Beslediği 110 Güverciniyle 19 Kupa Kazandı

  Eskiden, özellikle savaşlarda haberleşme adına kullanılan posta güvercinleri bugün hobi olarak kullanılıyor. Kırcali’ye bağlı Çernooçene’de yaşayan 50 yaşındaki Nihat Apti, birçoğu gibi nafakasını kazanmak için eskiden gurbete gitmiş. 2004’de Bulgaristan’a geri döndüğünde sürekli bilgisayar başında oturduğu için tansiyonunda problemler oluşmuş. Doktora gittiğinde ise doktor kendisine, köpek veya başka evcil hayvan alarak stres atmasını önermiş. O da bir gün köpek almaya gittiği Stara Zagora’daki hayvan pazarından 6 posta güvercini ile eve dönmüş. O günden bu yana başlayan bu kuş macerası tutku haline gelmiş. Apti, posta güvercinlerini o kadar sevmiştir ki, onlarla ilgilenirken stres ve sinir kalmamış, tansiyonu da normalleşmiş. Posta kuşlarının tarihini, çeşitlerini, hastalıklarını ve huylarını en ince ayrıntısına kadar öğrenen Apti, özel olarak yaptığı kafeslerde 110 güvercin besliyor. Bunlardan 25’i, farklı çapta düzenlenen yarışmalara katılarak sahibini temsil ediyor. Posta kuşlarının çok akıllı olduklarını aktaran Apti, kafeslere girerken kuşların kendisinin sinirli veya sevinçli olduğunu çok iyi hissettiklerini aktarıyor. Bu sevimli hobisini daha sonra başkalarına aksettiren Apti, yavaş yavaş birçok kişiyi bu işin hastası haline getirir. Şu anda Çernooçene’de kurdukları kuşçu derneğinin 28 kişilik üyesi bulunuyor. Bulgaristan Güvercin Fedarasyonu’nda ise 600 üyesi var. Üyeler her hafta kendi kuşlarıyla yarıştırılıyor. Ülkenin farklı yerlerine gidip, oradan saldıkları güvercinlerden hangisi daha önce yuvasına dönerse o yarışın galibi sayılıyor. Yani posta güvercinleri dünyanın neresinden salınırsa salınsın sonunda yetiştiği yuvaya dönüyor.
“Posta güvercinlerinin yön bulma konusunda nasıl başarılı olabildikleri hala meçhul. Bilim adamlarının bir kısmı, güneşin ve yıldızların konumlarına bakarak yönlerini ayarlayabildiklerini iddia ediyor. Bazıları ise kuşların yerin manyetik alanını kullandıklarını söylüyor.” diyen Nihat Apti, her bir güvercinin kafese girmesiyle yarışın bittiğini söylüyor. Bunun için kafese fotohücreler yerleştiriliyor ve bunlarla güvercinin ayağında yer alan künye bandı taranıyor. Aynı anda sonuçlar yazıcıdan print ediliyor. Hile yapma imkanı sıfır. Ülkenin farklı yerlerine ulaşıldığına dair yol haritası çıkartılıyor ve o yerlerde bulunan kulüplerden tasdik alınıyor.
Tabi kuşların yön bulmasını ve eve dönmelerini engelleyen bir takım etkenler de var. Mesela depremler yönlerini tamamen şaşırtıyor. Ayrıca bazen elektrik tellerine dolaşan kuşlar olduğu gibi ava kurban gidenler de oluyor. Ayrıca panayır gibi çok bü­yük kalabalıklardan etkileniyorlar
Besleme, sezonuna göre yapılıyor
100’ün üzerinde posta güvercinini beslemek elbette kolay değil. Kuşlara mısır, bezelye, arpa, kenevir ile karıştırılmış gıdalar veriliyor. Yarış döneminde ise beslenmede değişiklikler yapılarak, yüzde 27’si bezelye, yüzde 10’u ekin olan yem ile hız için fıstık ve bal katılmış su veriliyor. Ortalama bir kuş günde 40 gram gıda tüketiyor. Günde yaklaşık güvercinlere 8-10 leva masraf yaptığını dile getiren Nihat Bey, herhangi bir maddi beklenti içinde olmadığını ifade ediyor. Kuş yavruları 6 günlük olduğu zaman, ayaklarına künye takılarak kimlik kazandırılıyor. Ömür boyunca ayağında kalan künye sayesinde kaybolduğunda ve çalındığında geri iadesini kolaylaştırıyor.
14 birinciliği var
Yön bulma antrenmanları güvercin 3 aylık olduğundan itibaren başlıyor. Antrenman uçuşları sırasında kuşların belli uzaklıklara bir program dahilinde götürülüp bırakılmaları gerekiyor. Bakımlı ve sağlıklı olmaları için çok ciddi anlamda bilgi ve hizmet gerekiyor. Belli hastalıklara karşı düzenli aşılarının yapılması, sürekli hastalık takibi ve ilaç tedavisi şart. Bütün bunlar, fazladan bir özen gerektiriyor. Bir kuşun ikinci bir kümese zor alışabildiğini aktaran Nihat Apti, bunun için yavrusunun da olması gerektiğini aktarıyor.
Olimpiyat yarışlarında olduğu gibi kuş yarışlarında da doping testleri yapılıyor. Her bir derneğin de hakemi var. Çernooçene derneğinin hakemi olan 28 yaşındaki Bilgin, ilk hafta katıldığı kuşlarıyla birinci geldi. Hakemlerin de üstlerinde, kendilerini kontrol eden başkaları var, bu yüzden onlar da yarışa katılabiliyor. Her bir kuşun pasaportu var. Denetimler de buna göre yapılıyor.
Yarışlar mesafeye göre sınıflandırılıyor. 100 kilometreye kadar olanlar antrenman sayılırken, 100-300 kilometre arası yarışlar A klas, 300-500 kilometre arası yarışlar B klas, 500-700 kilometre arası yarışlar uzun mesafe, karışık olanlar ise D klas olarak nitelendiriliyor. Bunun dışında 800 kilometreden uzun mesafelere de maraton yarışı deniyor. Maratona hazırlanmak için 2-3 yıl gerekiyor. Temmuz’da Varşova’da yapılacak olan yarışa 3-4 güvercinle katılmak isteyen Apti, 1120 kilometrelik mesafeyi kuşların yaklaşık 24 saatte alabildiğini söylüyor.
Hobi olarak gördüğü kuşçulukta en büyük sorunun bürokrasi olduğunu dile getiren Nihat Apti, resmi işlemlerin hem zaman hem de çok sabır gerektirdiğini ifade ediyor. 

Beynur Süleyman/Kırcaali                                                                        11.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Sınav Sonuçları Açıklandı

  Geçtiğimiz ay 7. sınıf öğrencilerinin tabi tutuldukları devlet imtihanı sonuçları öğrenciler tarafından merakla bekleniyordu. Bu gün açıklanan sonuçlara Bulgar dili ve edebiyatı sınavından 5 öğrenci 6,00 gibi çok iyi not elde ederken, matematikten 5,00 ile 6,00 arası not çıkartan öğrencilerin sayısının 161 olduğu açıklandı. Bu yıl 55 bin öğrencinin katıldığı sınavdan 161 yüksek notun çıkmasının çok güzel bir sonuç olduğu bildirildi. 

   Devlet imtihanı sonuçlarına göre Bulgar dili ve edebiyatı sınavı not ortalamasının 4,51 olduğu, matematiğin not ortalamasının ise 4,30 olduğu açıklandı. Bu sonuçlara göre 7. sınıfa kadar verilen eğitimde geçtiğimiz yıllara nazaran göze çarpan bir ilerleme olduğu gözlenirken, bu yılki başarının ilerleyen yıllarda daha üst noktalara taşınmasının hedeflendiği bildirildi. Birçok öğretmenin Milli Eğitimin 7. sınıf öğrencilerin tabi tutuldukları devlet imtihanlarının ağır olduğu savunuyorlardı. Özellikle Bulgar dili ve edebiyatı sınavının öğrencilerin en fazla zorlandıkları sınav olduğu, çünkü bu sınavın iki bölümden oluşmasının öğrencileri ziyadesiyle zorladığı savunuluyordu. Buna rağmen bu sene sınav sonuçlarının bu denli iyi olması öğrencilerin ve öğretmenlerin yüzlerini güldürmeyi başardı. Halen bir kesim eğitimcinin 7. sınıftaki bu imtihanların kaldırılmasını savunurken, diğer kesim ise bu imtihanların öğrencilerin hayatlarının ilerleyen bölümlerinde daha başarılı olabilmeleri açısından uygulanması gereken bir imtihan olduğunu savunuyor. 

 

Fevzi Ehliman                                                                        11.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bulgaristan'da Türk Sürücüler İçin Çevirmen

  Rusçuk Trafik Polis Müfettişliği Müdürü Valentin Atanasov, BGNES haber ajansına yaptığı açıklamada yeminli çevirmen yardımı ile trafik kurallarını ihlal eden Türk sürücülerin kesilen cezalara itiraz edemeyeceklerini söyledi.
Uygulamanın itiraz aşamasında etkili olacağının altını çizen Valentin Atanasov şöyle konuştu:
"Çevirmen Kader Hasanova trafik kuralları çiğneyen Türk sürücülere yaptıkları hataları ve kesilecek ceza bedelini Türkçe olarak açıklıyor. Daha önce böyle bir uygulama olmadığı için Türklerin beyan ettiği dil sorununu kabul eden mahkeme, belirlenen bazı cezalar ile ilgili iptal kararı alıyordu."
Şimdilik deneme olarak uygulanan modelin başarılı olması durumunda ülkenin diğer bölgelerinde de uygulanacağını ifade eden Atanasov, "Karayollarımızdaki trafiğin yüzde 70;ini oluşturan Türk otobüs ve kamyonların sürücüleri sıklıkla dinlenmeye zaman ayırmazken, araçlarında teknik sorunlar tespit ediliyor" dedi.
Atanasov'a göre 2011'de Rusçuk Trafik Müfettişliği, kesilen para cezalarından toplam 1,2 milyon leva (600 bin avro) para elde etti. Mahkemelerin bazı cezaları iptal etmesinden dolayı bu paradan 170 bin levanın (85 bin avro) iade edildiği bildirildi.
Rusçuk Trafik Müfettişliği'nin Türkçe tercüman yanı sıra gelecek süreçte kontrol ekiplerine Romence çevirmen de görevlendirmeyi planladığı kaydedildi.

 

Ajans Bg                                                                        08.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Türkiye'deki Deprem Bulgaristan'da Da Hissedildi

 Saat 23.55 te Marmara Ereğlisinde 5,1 şiddetinde deprem meydana geldi. Türkiye'deki deprem Bulgaristan'ın Kırcaali, Burgas ve Nesabır şehirlerinde de hissedildi. Özellikle Kırcaali'de çok katlı apartmanlarda yaşayanlar depremi daha şiddetli hissetti. 

EDİRNELİLER SOKAĞA FIRLADI 
23.55'te meydana gelen depremde Edirneliler kendini sokağa attı. Marmara Ereğlisi merkezli deprem 5,1 şiddetinde yaşadı. 

15 GÜN ÖNCE PERNİK SALLANMIŞTI 
Yaklaşık 15 gün önce de merkez üssü Bulgaristan'ın Pernik yakınlarında olan 6,4 büyüklüğünde deprem meydana gelmişti. Yerin 9 kilometre aşağısında başlayan yer sarsıntısından özellikle Trakya ve Yunanistan da etkilenmişti. Deprem nedeniyle birçok kişi panik yaşamış, Edirneliler geceyi sokakta geçirmişti. 

 

Ajans Bg                                                                        08.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Koca Yusuf Spor ve Kültür Derneği Kuruldu

  “Büyük efsaneyi görür gibiyim, 
Tarih denizinde yürür gibiyim, 
Eyvah, heyecandan ölür gibiyim, 
Karalar Er meydanında.”


Gelmiş geçmiş en meşhur pehlivanlardan olan Koca Yusuf, Avrupa ve Amerika pehlivanların sırtını yere vurarak cihan pehlivanı unvanını almıştır. Deliorman’da Şumnu’nun Karalar köyünde doğan efsanevi Türk güreşçisi 20 yaşında iken 1885 yılında, 26 senedir Kırkpınar Başpehlivanlığını elinde bulunduran Kel Aliço ile berabere kalmış, Aliço da sonrasında Koca Yusuf un "başpehlivanlığa" layık bir yiğit olduğunu kabul ederek başpehlivanlığı devretmiştir. Karşısına çıkan hiçbir pehlivan kendisinden bu unvanı almaya muvaffak olamamıştır. Devrin meşhur pehlivanları; Adalı Halil, Kara Ahmet, Katrancı, Karagöz Ali, Memiş, Filiz Nurullah, Kurtdereli Mehmet ve Hergeleci İbrahim Koca Yusuf la kapışmışlar, hepsi de Yusuf un kendilerinden üstün pehlivan olduğunu kabul etmişlerdir. O, ustalığı, kuvveti, çevikliği yanı sıra açık sözlülüğü, mertliği ve İslâm'ı yaşamadaki hassasiyetiyle de dikkatleri çekmektedir.
Şumnu’da, 6 Haziran 2012 (Çarşamba), saat 18:00’de ünlü Deliormanlı pehlivanın adını taşıyan Koca Yusuf Spor ve Kültür Derneği Kuruluş Toplantısı düzenlendi. Toplantı açılışında Kocayusuf’ların yolunda giden, küçük yaşta, ama büyük başarılara imza atan Varna’nın Bulair köyünden 15 yaşında Milli Güreş Şampiyonu Sevgin Hasan, cihan pehlivanı fotoğrafını eline alıp yükseklere kaldırmakla bu tarihi toplantıya renk ve duygusallık kattı. Sonra Köklüce (Venets) cazgırı Hamit Hamit”…Allah Alaaaah, illâllah, Alkışlarla diyelim maşallah…”diyerek, ve “...bir Er meydanı kurmak, sadece güreşi değil, insanlığı da öğretmektir”, diyen Eski Cuma cazgırı Enver Yahov,” Pehlivaaan, pehlivan, İşte meydan, işte pehlivan… Güreş meydanlarında okudukları dualarla toplantıda büyük heyecan yarattı.
Koca Yusuf Spor ve Kültür Derneği yönetimine oy vermekle 9 kişi seçildi:
1. Koca Yusuf Derneği Başkanı Arif Vasvi- İsperih’in Kıpinovtsi köyünden Milli Güreş Şampionu 
2. Gülhan Rufat- Razgrad’tan, Dünya yarışmalarında üçüncülük kazanan, Beden Eğitimi Bölümü üniversite öğrencisi,
3. Bayazit Kemal- Ruen Güreş Antrenörü, ekibi ile Türkiye yağlı güreşlerine katılan ve Bulgaristan yağlı güreş gösterilerinde büyük katkısı olan,
4. Deçko İvanov Hristov- 1966 ve 1967 Bulgaristan Milli şampiyonu, uzun yıllar antrenörlük yapmış, Amerika-Bulgaristan çift vatandaşlığı var, 
5. Nurten Remzi- Koca Yüsüf heykeli ve Koca Yusuf yağlı güreşler projelerini hazırlayan, Deliorman güreşleriyle ilgili panel, seminer ve arşiv yapan, Davul Zurna takımı kuran,
6. İsmail Hilmiev Ebazerov- Koca Yusuf’un doğduğu Karalar köyü Muhtarı, orada Koca Yusuf’un anıt taşını yaptıran ekip üyelerinden biridir,
7. Ali Aliev Tarakçı- Razgrad’ın Ezerçe köyü güreş kulübü yöneticisi ve antrenörü, kız güreşçilerinden biri milli yarışmalarda ikincilik kazanmış, Sambo sporu Milli Şampiyonu, 
8. Hüsiet Hamidova Hilmieva, Köklüce’den, ekonomi bölümü mezunu, babası güreşlerde cazgırlık yaptığından dolayı küçük yaştan seyirci olarak güreşlere giden, 
9. Gülten İzedinova Recebova- sosyal sağlık bölümü mezunu, güreşse ver ve yağlı güreşler derneği kuruluşuna ilgisi olan 

Köklüce (Venets)’den Avukat Levent Zekeriev Ahmedov, Koca Yusuf Derneği avukatı ilan edildi. Dernek kuruluşuna katkıda bulunan ve kurucu olanların arasında bulunan Kaolinovo’dan Sevgin Lütfi Hilmi, Eski Cuma’dan, 1957 yılında Moskava’da Dünya yarışmalarında üçüncülük kazanan İvan Angelov İvanov, NÜVVAB öğretmeni Celil Celil, Şumnu’dan Yono Tsenov, Emel Seyhan, Cengiz Tefik, Cahide Ercan, Burgas’tan 2 kez dünya yarışmalarında üçüncülük kazanan Donço Jekov, Hitrino’dan İlhan Mustafa ve Seniha Hanım, Aytos’tan Güreş Antrenörü Rujdi Ahmet gibi Kuzeydoğu Bulgaristan’ın farklı farklı belediyelerinden aydın kişi ve güreşseverler vardı.
Koca Yusuf Spor ve Kültür Derneği kurulunca, “Karalarlı Yusuf", "Şumnulu Yusuf", "Büyük Yusuf", “Terrible Turk” (Korkunç Türk) olarak tanınan ve bilinen, iri gövdesi, güreş becerisi, gücü ve sporcu ahlakı olan Koca Yusuf’un adı yeniden canlandı. Hayırlı olsun!

 

Mozaikdergisi                                                                         08.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

2016 Yılında Anaokulu Yaşı Dört Olacak

  Bulgaristan Milli Eğitim bakanlığı 2016-2017 eğitim yılında anaokulu yaşını dört olarak değiştirmeyi hedefliyor. Anaokulu yaşının dört olarak değiştirilmesi projesi parlamentoda milletvekillerinin de bilgisine sunuldu. Şu aşamada bu konu parlamentoda tartışılırken, ilerleyen günlerde oylamaya sunulması bekleniyor. Oylama sonucunda anaokulu yaşının dört olarak değiştirilmesi kabul görürse 2016-2017 eğitim yılında yürürlüğe girmesi bekleniyor. Bunun dışında ilkokuldaki not sisteminde de bazı değişiklikler yapılması planlanır. 1-4 sınıfları arasında öğrencilere verilen not sayısındaki sınırlamanın ortadan kaldırılarak, çocukların üzerindeki stresin ortadan kaldırılması hedefleniyor. Ayrıca 5. sınıf öğrenci derslerinde 1 kırık not olması durumunda dahi 6.sınıfa devam edebilecek, fakat diğer derslerindeki notlarını hepsinin 4 ve daha üzeri olması gerekecek. Mecliste kürsüye çıkan HÖH Milletvekili Lütfi Mestan önümüzdeki zaman diliminde okullarda okutulan anadilinin haftada en az 4 saat okutulması hususunda teklifte bulunacaklarını ve bu yönde destek bekleyeceklerini belirtti.

 

Fevzi Ehliman                                                                        07.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yeni Okul Öncesi ve Okul Eğitimi Yasa Tasarısı
Mecliste Birinci Okumada Kabul Edildi

 Yeni eğitim yasa tasarısına jet hızı onay! Eğitim Bakanlığı uzmanlarının 2 yılda hazırlamış ve Bakanlar Kurulu tarafından beş Nisan günü Meclise sunulmuştu. O tarihten beri sırasıyla eğitimle ilişkisi olan farklı komisyonlar tarafında görüşülen ve onaylanan tasarı 12 Nisan tarihinde Eğitim komisyonunda yapılan olağanüstü görüşmede de kabul edilmişti. Meclis Genel Kurulunda 84 Evet, 13 Hayır ve 2 Çekimser oyla ilk okumada kabul edilen yeni okul öncesi ve okul eğitimi yasa tasarısı, eğitimin 4 yaşında başlamasından meslek liselerin belediyeye aktarılması gibi birçok konuyu ele alırken Anadilinde eğitime analık gibi davranıyor!

İktidar yasanın felsefesi ve yapısından bahsederken, muhalefet temsilcileri ise yasanın zafiyetlerine saldırıyor. Tüm bu tartışmalar sırasında bir tek Hak ve Özgürlükler Hareketi Milletvekilleri Lütfi Mestan ve Aliosman İmamof Anadilinde eğitim konusuna ciddi konuşmalar yaptılar ve tasarının bu konuda yetersizliğine örneklerle vurgu yaptılar. O kadar ki Lütfi Mestan konuşmasının büyük bir bölümünü sadece bu konuya ayırdı.

Gayet kararlı ve ciddi ses tonuyla, tasarıda sadece HÖH meclis grubu için önemli olmadığını umduğu siyasi bir önceliğin mevcudiyetine deyindi. Anadilinin öğrenilmesi. Bu durumun da anayasanın 36 maddesi tarafından sağlandığını, ancak 21 yıldır bunun gerçekte işlemediğinin altını çizen Lütfi Mestan : “Anadilini öğrenen öğrencilerin sayısında hızlı bir düşüş var, ancak bu talebin az olduğundan değil de devlet tarafından verilen eğitimin düşük olduğundandır. Devletin sağladığı eğitim o kadar düşük ki, anadilinde eğitim gerçek bir görevden ziyade daha çok taklidi andırıyor. Tartışılmaz bir gerçek var o da eğitim kitaplarının 20 yıl öncesine ait olmasıdır! Bu da onları hem manevi hem de kullanılabilir açısından eksik olması demektir. Devamında, HÖH meclis grubu için anadilinin etkin bir biçimde öğrenilmemesi takdirde düzgün kişilik gelişiminin mümkün olmadığı inancının tam hakim olduğunu ve bu kişinin de vatandaşlık görevlerini tam olarak gerçekleştiremeyeceğini söyledi. Tabi bunun yanında resmi dilin de çok iyi bilinilmesi gerektiğini açıklayan Mestan, kimlik oluşmasıyla toplumun bütünleşmesi arasında çözümlenmeyen bir bağlantı olduğunun altını çizdi. “Kimliğin korunması olmadan asla bütünleşme hakkında konuşamayız, çünkü o zaman bu olay özünde eritmeye denk düşer. Bu da Soya Dönüş mantığıyla aynıdır. Ne olur, bana ne zaman samimi olduğumu sormayın, Bulgar dilini savunurken mi yoksa Bulgaristan okullarında Türk Dilinin durumu konusunda değişim isterken mi. Bizim için verdiğimiz bu iki taahhüt arasında bir sorun yok ve onlar çok güzel uyum içerisindedirler. Ancak tasarıda öyle bir konu var ki bu uyumu bozacak biçimde ve 100 binlerce vatandaşımızı gücendirecek niteliktedir. Tasarının 74. Maddesi okuldaki eğitim süreci esnasında anadili dersiyle sahne yönetimi dersi okunabilir. Anadili nerede, sahne yönetimi nerede! Neden? Bu anadili küçümsemek midir, nedir? Birbirinden farklı olan iki ders nasıl oluyor da aynı tırnak içine alınıyor. Ancak bununla da kalınmıyor. Tasarıda yer alan ders planın (verilen saatlerin) onayı bakanın imzasına bağlı olduğu durumu asla kabul edemeyiz. Şuandaki yönetmelikte anadili ders saatleri güvence altındadır. Ancak bu böyle kabul edilirse, tabi sizlerden böyle bir hareket beklemiyorum ve yarın öbürü gün sizler gibi demokrat olmayan bir bakan gelir ve bu ders saatlerini bir saat yeterlidir şeklinde değiştirirse. O zaman ne yapıyoruz? Çünkü girişimi kanunen yasal olacak, ancak ayrımcılığa yol açacak. Bu yüzden tasarının birinci ve ikinci okunması arasında HÖH grubu olarak, Anadilinin konumu konusunda kökten değişiklikler sunacağız. Anadilinin, eğitim planının A bölümüne konulup güvence altına alınması ve haftada en az 4 ders saati şeklinde verilmesini isteyeceğiz. Ayrıca , “anadilini okuyabilir” ifadesi bizim için kesinlikle kabul edilemezdir. “Anadilini Okur” biçiminde düzeltilmesi konusunda direteceğiz” dedi. 

Deneyimli siyasetçi konuşmasını belediye okullarının yönetimindeki dengesizliğe değinerek tamamladı ve okul müdürünün seçiminde belediye başkanlarının da yetkisi olması gerektiğine vurgu yaptı. 

HÖH Milletvekilleri tasarıyı bu haliyle kabul etmediler ve karşı oy kullandılar.

 

İsmail Köseömer/Kırcaali Haber/ Sofya                                            07.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

"Ben Doğayı Seviyorum ve Müsabakaya Katılıyorum"
Müsabakası Başladı

Artık ikinci yıl Çevre ve Su Bakanlığını /MOSV/ çocuk ve gençler için "Ben Doğayı Seviyorum ve Müsabakaya Katılıyorum" başlığı altında yarışma düzenlemektedir. 30 Mayıs ile 30 Ekim 2012 tarihleri arasında gerçekleşecek olan yarışmaya 7’den 18 yaşına kadar çocuk ve gençler katılabilecek. Yarışmaya katılmak isteyenler fotoğraf, öykü veya geri dönüşümlü maddelerde yapılmış eşyaları gönderebilirler. 

Her katılımcı, doğaya olan ilgisini ve duyarlılığını yansıtan bu üç kategoride birer eserle yarışabilir. Eserle birlikte katılımcının üç adı, adresi ve irtibat telefonları bildirilmelidir. Eserler 30 Ekim 2012 tarihine kadar MOSV’nın Bölge Çevre ve Su Müfettişlikleri, Su Havzası Müdürlükleri ve Milli Park Müdürlükleri gibi kurumlara gönderilmelidir. Her Bölge Çevre ve Su Müfettişliği tarafından, 5 kişilik bir jüriden ulusal düzeyde değerlendirme yapılması için 10 eser seçilecek. Yarışmanın son başvuru tarihi 30 Ekim 2012. Final sıralamada ilk üç yerde yer alan katılımcılara birer iPad, iPhone ve dijital fotoğraf makinesi gibi ödüller verilecektir. 

Hatırlatmak gerekirse, 2011 yılındaki yarışmada, fotoğrafla katılan Kırcaali Belediye Çocuk Merkezi Fotoğraf Kulübü’nden Denis Rasim ile Konstantina Kireva ve kompozisyon yazısı için Haskovo Ulaştırma Meslek Lisesinden Cansu Rafet bölgeden dereceye giren öğrenciler oldular. Öğrenciler birer fotoğraf makinesi ve bisikletle ödüllendirildi. 

Haskovo Bölge Çevre ve Su Müfettişliği /RİOSV/ tarafından, "Doğa, biz demek ve doğanın bakımı kendimize yaptığımız bakımı yansıtıyor. Her birey önemlidir ve temiz, sağlıklı bir ortamda yaşamayı, çalışmayı ve okumayı hak ediyor, bunun sorumluluğunu da bütüm toplum taşıyor. Müsabakanın tüm katılımcılarına başarılar diliyoruz!” diye açıklama yapıldı. 

Haskovo ve Kırcaali’den katılımcıların Haskovo RİOSV, Dobruca Sok. No:14, Halkla İlişkiler, "Ben Doğayı Seviyorum ve Müsabakaya Katılıyorum" yarışması için adresine eserlerini göndermeleri gerekmektedir. Daha fazla bilgi için 038/60-16-23 telefonundan Mariana Çompalova aranılabilir veya internet üzerinden pr_riosv_hs@abv.bg e-mailine yazılabilir

 

Kırcaali Haber                                                                        06.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

‘Vampir’ İskeletleri Bulundu

  Bulgaristan’da Ortaçağa ait olan iki iskelet bulundu. İskeletlerin göğüs bölgesine saplı demir çubuklar olduğu keşfedildi. Tarihçiler bu çubukların ölülerin vampire dönüşmesini engellemek için yerleştirildiğini söylüyor.

Bulgaristan’ın Sozopol şehrinde bir kilisenin yakınlarında 800 yıl öncesine ait olduğu sanılan iki iskelet bulundu.

İskeletlerin göğüs bölgesinde keşfedilen demir çubuklar akıllara o dönemki inançların günümüzdeki modern “vampir” mitini deste desteklediği düşüncesini getiriyor.

Bulgaristan Ulusal Tarih Müzesi Müdürü Bozhidar Dimitrov konuyla ilgili olarak şunları söyledi:
“Göğüslerine demir çubuk saplanan bu iskeletler Bulgaristan’daki köylerin bazılarında 20. Yüzyılın başlarında uygulanan yaygın bir yöntemle gömülmüş.

Putperest inanca göre o dönemde yaşarken “kötü” insan olarak görülen kişiler gömülmeden önce göğüslerine bir demir çubuk saplanmadığı takdirde, toprağın altına girdikten sonra vampire dönüşebiliyorlardı.

Ayrıca başka bir inanca göre de bu çubuklar ölüleri mezarlarına bağlayarak gece mezarlarından çıkıp insanları rahatsız etmelerini engelliyordu.”

Dimitrov bugüne kadar Bulgaristan’da 100’ün üzerinde bu tip ceset bulunduğunu belirtti.
Dimitrov şöyle konuştu: “Sanırım aslında sıradan olarak tanımlayacağımız bu tarz keşiflerin popüler olmasının nedeni vampir kavramının gizemini koruması.”

 

Kırcaali Haber                                                                        06.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Deprem Uzmanı Tarih Verdi: 18 Haziran'a Dikkat

  Sofya'daki Yeni Bulgaristan Üniversitesi (NBU) öğretim üyesi Prof. Dr. Rangel Gürov, Bulgaristan'da 18 Haziran'da güçlü bir depremin meydana gelebileceğini öne sürdü.

Sofya- Haftalık "168 Saat" gazetesine konuşan Gürov, depremler ile ay evrelerinin arasında yakın bir bağ olduğunu belirterek, ülkede 22 Mayıs'ta meydana gelen 5,8 büyüklüğündeki depremin ardından gelecek yeni büyük depremin tarihi konusunda tahminde bulundu. Gürov, “Bir sonraki güçlü depremin olası tarihi 18 Haziran olacak" dedi.

“İtalya ve Bulgaristan’daki depremler arasında bağ var" diyen Prof. Dr. Gürov, “Depremlerle yeni ay ve dolunay arasında da direk bağ var" görüşünü savundu. Depremlerle ilgili tahminlerin hava durumu tahminlerine de benzeten Gürov, her iki bilimin geniş kapsamlı araştırmalara dayalı olduklarını, ancak sismoloji tahminlerinin çok daha zor olduğunu kaydetti.

İtalya'daki fay hattının Bulgaristan'daki Struma deresi güzergahını izleyen fay hattına paralel olduğunu kaydeden Gürov, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İtalya’da ve Bulgaristan’da paralel kırılan tabakalar eş zamanlı depremlere neden oluyorlar. Her iki deprem yeni ay dönemine denk geldi. Dolayısıyla, 'mutlaka olacak; demiyorum, ancak olacaksa bir sonraki büyük depremin tarihi 18–19 Haziran olup, büyüklüğü 5,8;i geçmeyecektir."

Deprem tahminlerinin kesin olmadığını dolayısıyla halkın paniğe kapılmasına neden bulunmadığını ifade eden Prof. Dr. Gürov, "'Mutlaka deprem olacak' demiyorum. 'Olacaksa, bu tarihte olabilir' diyorum" şeklinde konuştu.

“Panik" sözcüğünden de hoşlanmadığını kaydeden Prof. Dr. Rangel Gürov, “Her gün 'ölmek; zorunda da değiliz" dedi.

Prof. Dr. Rangel Gürov, jeofizik uzmanı olarak NBU’nin Yer ve Çevre Bilimleri Departmanı’nın başkanlığını yürütüyor. Gürov ayrıca, jeoloji, evrensel jeoloji, astronomi, çevre bilim, istatistik ve tahmin araştırmaları alanında okutmanlık yapıyor.

aa                                                                         05.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Rusçuk Üniversitesi Daha Fazla Türk Öğrenci Görmek İstiyor

   Rusçuk Üniversitesi Yabancı Öğrenciler Bölümü Müdürü Prof. Dr. Krasimir Martev, daha fazla Türk öğrenciyi aralarında görmek istediklerini söyledi. Martev, "Gururla diyebilirim ki üniversitemizden mezun olan öğrencilerimiz kendi ülkelerinde büyük iş adamları oldu, iş alanlarında yerlerini buldu" dedi.

Martev, Rusçuk Üniversitesi'ni, "Türk gençlere daha fazla tanıtmak" amacıyla Çanakkale'ye geldi.

Prof. Dr. Krasimir Martev, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yabancı öğrencilerin eğitimine büyük önem verdiklerini belirterek, "Farklı ülkeler, farklı eğitimler insana yaşamı için daha fazla bilgi ve beceri veriyor. Amacımız, üniversitemizi daha çok Türk öğrenciye tanıtmak, onlara imkanlarımızı sunmak ve böylece daha fazla Türk gencinin Rusçuk Üniversitesi'ne gelip, iyi eğitim almasını sağlamaktır" dedi.

Martev, üniversite bünyesinde tarım, makine, otomotiv, hukuk, pedagoji, işletme ve sağlık fakülteleri olduğunu ifade ederek, "Tüm bu bölümlerde Türk öğrencilerimiz var. Bulgaristan'da denklik sistemi de var. Denklik ajansınca sertifika verilen üniversiteler öne çıkıyor. 

Üniversitemiz de Bulgaristan'ın en büyük 5 üniversitesinden birisi. Her üniversite bu sertifikayı almak için çaba gösteriyor" diye konuştu.

Türk öğrencilerin Rusçuk Üniversitesi'ndeki başarısını da değerlendiren Martev, "Başarılı öğrencilerimiz var, ödüllendirdiklerimiz oldu. Başarılı öğrencilere büyük önem veriyoruz. Çalışan, çaba gösteren öğrencilere destek vermeliyiz ve bunu yapıyoruz. İsteğimiz, başarılı öğrencilerle çalışmaktır. Onların sayısı da az değil" şeklinde konuştu.

Başka ülkede eğitim görmenin, dil öğrenmenin, "kendini geliştirme meselesi" olduğuna işaret eden Prof. Dr. Krasimir Martev, "Öğrenciler, gittikleri ülkelerde başka kültürle karşılaşıyor" ifadesini kullandı.

Martev, "Neden Rusçuk Üniversitesi-" sorusuna şu cevabı verdiklerini aktardı:
"Üniversitemiz eğitimde markadır Bulgaristan'da. 53 ülkeden öğrencilere eğitim veriyoruz. Gururla diyebilirim ki üniversitemizden mezun olan öğrencilerimiz kendi ülkelerinde büyük iş adamları oldu, iş alanlarında yerlerini buldu. Eğitim öğretim tesislerimiz çok iyi. Dünyada önde gelen firmalarla çalışıyoruz. Her yıl 2-3 yeni laboratuar açılıyor. Bu, firmaların desteğiyle oluyor. İlk amacımız yabancı çocuklara ortama alışma imkanı sağlamaktır. Diğeri ise yabancı öğrencileri eğitimde desteklemektir. Yabancı öğrenci sayısının fazlalığı, üniversitemiz için büyük bir avantaj ve zenginliktir. Bu fırsatı kullanmak istiyoruz. Her yıl yabancı öğrenciler festivali düzenliyoruz. Böylece her ülkeden gelen öğrencilere kenti, kültürünü, ülkesini tanıtma imkanını veriyoruz. Yabancı öğrencilerimize eğitimde, öğretimde tüm faaliyetlerinde destek vereceğiz ve 4-5 yıl boyunca zevkli bir yaşam sunacağız. Türk öğrenciler eğer Rusçuk'a gelirse büyük dostluklar kuracak."

 

üü                                                                         05.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Askeri Mühimmat Deposunda Yangın: 7 Yaralı

  Bulgaristan’ın güneybatısında Stralca belediyesine bağlı Lozenetz köyü bölgesinde bir askeri mühimmat deposunda çakın yangın ve patlamalarda en az 7kişi yaralandı.

Sliven Bölge Valisi Marin Kavrıkov, patlamalar sonucunda depoda çalışanlardan 7 kişinin yaralandığını ve Sliveni ile Yambol kentlerindeki hastanelere kaldırıldıklarını bildirdi. Stralca Belediye Başkanı Mitko Andonov, Darik özel radyosuna yaptığı açıklamada, deponun ordunun gereksiz patlayıcılarının imhasından sorumlu bir özel şirkete ait olduğunu belirtti. 

Andonov, saat 14.40;ta meydana gelen ilk patlamaların ardından bölgede geniş güvenlik önlemi alındığını söyledi. Nedeni henüz belirlenemeyen yangın ve patlamalardan dolayı bölgede oturanların da tahliye edildiği öğrenildi. 

Polis ve askeri yetkililer, depo etrafında üç kilometrelik güvenlik çemberi oluştururken, bölgeye çok sayıda ambulans ve itfaiye aracı sevk edildi. Bu arada Başbakan Boyko Borisov’un bölgeyi incelemeleri için Savunma Bakanı Anü Angelov ve İçişleri Bakanı Tsvetan Tsvetanov’u Stralca’ya gönderdiği kaydedildi.

 

Kırcaali Haber                                                                        05.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Katar ve Türkiye, Bulgaristan’a Ortak Yatırım Yapıyor

   Katar, Bulgaristan’a yoğun bir yatırım program başlattı. Yatırımlar arasında AB, Balkanlar, Türkiye ve Ortadoğu piyasalarını birbirine bağlayan ticaret yollarını kolaylaştırmak üzere bir karayolu inşası da bulunuyor.
Bulgaristan, Türkiye ve Katar, Bulgaristan üzerinden geçecek bir karayolu inşasına yönelik dört yıllık ortak bir projeyi başlatma kararı aldı. Projenin bir yandan Bulgaristan’ın göz ardı edilmiş karayolu altyapısını güçlendirirken, bir yandan da Türkiye ve Katar’ın, AB’nin bu en yoksul ülkesine erişimini kolaylaştırması bekleniyor. Romanya sınırında yer alan Ruse kenti, 300 kilometrelik bir karayolu aracılığıyla Yunanistan ve Türkiye sınırı yakınındaki Svilengrad’a bağlanacak. Maliyeti 777 milyon avro olarak tahmin edilen proje, kamu-özel sektör ortaklığında yürütülecek.

SES Türkiye’ye açıklamalarda bulunan Bulgaristan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Vessela Tçerneva, "Ruse-Svilengrad karayolu, Katar, Türkiye ve Bulgaristan’ı kapsayan ilk hükümetler arası ortak projedir.” dedi.

Tçerneva, “Bu yol, Pan-Avrupa IX. koridorunun bir parçası olacak ve Karadeniz hattını tamamlayacak. Karayolu, İstanbul ve ardından da Ortadoğu ile Avrupa’yı bağlayacak olması bakımından büyük önem taşıyor.” diye ekledi.

24 Mayıs’ta karayolu inşasına ilişkin alınan kararla paralel olarak, tarım, turizm, madencilik, gayrimenkul ve sağlık sektörlerinde de bir dizi mutabakat zaptı imzalandı. Katar Başbakanı Hamad Bin Jasim Bin Jabr Al Thani ise, petrol ve doğalgaz zengini ülkesinin Bulgaristan’a yapacağı yatırımlar konusundaki kararlılığını göstermek adına, Bulgaristan Merkez Bankası’na 200 milyon dolar (162 milyon avro) yatırımda bulunacağını açıkladı.

Türkiye ve Bulgaristan, geçtiğimiz Mart ayında Başbakan Boyko Borisov’un önderliğinde Bulgar kabinesinden oluşan bir heyetin yapmış olduğu ziyaret sırasında toplam 17 anlaşmaya imza attı.

Türkiye’nin Bulgaristan’a yatırım yapmak ve bu ülkeyle ticaretini geliştirmek anlamında önemli çıkarları bulunuyor; uluslararası arenadaki ağırlığının üzerinde adımlar atan Katar ise, ekonomik ve siyasi nüfuzunu yaygınlaştırmak adına dünyanın her bir noktasında yatırımlarına hız kazandırıyor.

Sofya’daki Ulusal ve Küresel Ekonomi Üniversitesi’nde doçent olan Plamen Ralçev, SES Türkiye’ye yaptığı açıklamalarda şu noktalara dikkat çekti: “Katar, gıda güvenliği konusunda bazı endişelere sahip; dolayısıyla da Bulgaristan’ın tarım sektörüne yatırım yapmaya dünden razı. Katar Havayolları ise, Bulgaristan’a uçuşlara kısa süre önce başladı. Açıkça görülüyor ki, her ne kadar çok detaylandırılmamış olsa da, Katar’ın Bulgaristan’a çok yönlü bir ilgisi söz konusu. Bu ülkeyi bölgeye ve AB’ye bir giriş noktası olarak görüyor.”

Plamen, sözlerine şu şekilde devam ediyor: “Dolayısıyla, bu yatırım ilgisinin manevi ve stratejik etkileri, maddi ve mali geri dönüşlerinin ötesine geçebilir.”

Merkezi Ankara’da bulunan Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu USAK’ta Balkan uzmanı olan Muzaffer Kutlay ise, Bulgaristan’ın ihracatının yaklaşık yüzde 60’ını satın alan avro bölgesindeki krizin, Bulgaristan’daki ekonomik büyümeyi doğrudan etkilediğini belirtiyor. Kutlay’a göre, Bulgaristan’ın içinde bulunduğu ekonomik durgunluğu aşmasının yolu, yeni yatırımlar çekmekten geçiyor.

SES Türkiye’ye konuşan Kutlay, “AB, Bulgaristan’a çok fazla şey vaat etmiyor; bu da Bulgaristan’ın en yakın komşusu olan Türkiye’ye yüzünü dönmesine yol açıyor.” dedi. Kutlay’a göre, Türkiye’nin altyapı ve inşaat sektörlerinde uzmanlaşan önemli şirketlerinin olması da, ona bir artı değer kazandırıyor.

Kutlay, Katar’ın Balkanlar’a yatırımlarını artırmasıyla birlikte, Türkiye’nin Katar ile olan dostane ilişkilerini kullanarak Bulgaristan’a Körfez sermayesi çekmede “gayriresmi bir arabulucu” rolü üstlendiğini düşünüyor.

Son on yıl içinde Türkiye ile Bulgaristan arasındaki toplam ticaret hacmi neredeyse altı katına çıktı ve 2011 yılında 3 milyar avro düzeyine geldi. Bulgaristan, Türk mallarının AB pazarına girmesi açısından kilit bir nokta; bu durum ise Bulgaristan üzerinden geçecek etkin bir taşımacılık koridorunu oldukça önemli bir ekonomik öncelik haline getiriyor.

Bulgaristan ile Katar, aynı zamanda, Bulgaristan’ın Rus doğalgazına bağımlılığını azaltmak üzere sıvılaştırılmış doğalgaz konusundaki ticaret ve yatırım olanaklarını da değerlendiriyor. 

 

Ses Türkiye                                                                         05.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kamber Kamber, Konya’da Dünyanın Ressamlarıyla Buluştu

   Dünyaca ünlü Momçilgradlı /Mestanlılı/ ressam Kamber Kamber, 14-28 Mayıs 2012 tarihleri arasında Konya’da bu yıl ikincisi düzenlenen "Dünyanın Ressamı Konya'da Buluşuyor" etkinliğinde Bulgaristan’ı temsil etti. 29 ülkeden 45 ressamın katıldığı etkinlik, Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi 2.Uluslararası Bilim Kültür Sanat Günleri kapsamında düzenlenmiştir. 

14 Mayıs 2012 tarihinde yapılan açılıştan sonra 2 hafta boyunca Avrupa, Asya ve Afrika’dan bir araya toplanan ressamlar, üniversite sergi alanında halka açık olarak çalışmalarda bulunmuş, Selçuklular'ın başkentliğini yapan Konya'nın tarihi ve kültürel değerlerini özgün bakış açılarıyla tuvallere yansıtmışlardır. 19 Mayıs’ta başlayan atölye çalışmalarına üniversite öğrencileri ve sanatseverler büyük ilgi göstermişlerdir. Kimi ressamlar Konya’nın tarihi camilerini resmederken, bazıları da doğal güzelliklerini resme dökmüşlerdir. Etkinlik, 28 Mayıs 2012 tarihinde KTO Karatay Üniversitesi'nde her ressamın Konya’da yaptığı üç tablonun yer aldığı serginin açılışıyla son bulmuştur. Bu eserlerin bir ay boyunca üniversitede sergileneceği belli oldu. 2.Uluslararası Bilim Kültür Sanat Günleri kapsamında solo fotoğraf sergisi, solo resim sergisi, panel ve sempozyum gibi etkinliklerin de yer aldığı anlaşıldı. 

Kamber Kamber, ilk günlerde gezdikleri tarihi ve kültürel yerlerden dünyanın en eski yerleşim alanı Çatalhöyük’ten çok etkilendiğini paylaştı. Ressam, atölye çalışmaları sonucunda Konya’dan bir kız, insan figürlerinden oluşan kompozisyon ve Konya’da tarihi binaların yer aldığı manzara resmi çizmiştir.

 

Resmiye Mümün                                                                         05.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kapalı Alanlarda Sigara Yasağı Yürürlüğe Girdi

   Tüm kapalı alanlardaki sigara yasağı, 1 Haziran’dan itibaren yürürlüğe girdi. Sağlık Yasası’nda yapılan değişikliklere göre lokanta, bar, iş yeri, ofis, çocuk oyun mekanları, okul bahçeleri ve yurtlar gibi kapalı alanlara sigara yasağı getirildi. Yasak, açık hava tiyatro ve sinemaların yanı sıra spor ve kültürel etkinliklerin düzenlendiği tüm mekanlar için de geçerli olacak. Kültürel veya spor etkinliklerinin yapıldığı esnada stadyumlarda ve tiyatrolarda sigara içilemeyecek. Hava limanlarında kurulacak sigara içme salonlarına reşit olmayan kişiler giremeyecek. Yasağa uymayanlara 300 ila 500 leva, tekrar edilmesi halinde 500 leva ile bin leva arasında, işletme sahiplerine ise 3 bin ila 5 bin leva, tekrarlanması halinde ise 10 bin levaya kadar para cezası verilebilecek. Avrupa’da ilk sigara yasağı 2004 yılında İrlanda’da uygulanmıştı. Sağlık Bakanı Desislava Atanasova, kendisinin de sigara içme alışkanlığından vazgeçmeye karar verdiğini ve günde içtiği sigara sayısını 1-2 azalttığını söyledi. Sigara içme yasağının denetimi için 650 kişilik bir müfettiş kadrosu oluşturulduğunu bildiren Atanasova, müfettişlerin polisten de destek alacaklarını ifade etti. Lokanta, bar ve eğlence işletmecileri ise sert yasaklamaya tepki gösterdi. Lokanta ve bar sahipleri akşam saatlerinde işletmelerine “Kulüp” tabelası asarak, üyelik kartlı müşterilerine istedikleri gibi eğlenmelerini sağlayacaklarını söyledi.

 

Zaman Bg                                                                         04.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bulgaristan Türkleri: Azınlık Kaderinde Çatallanma Süreci (mi?)

Geçtiğimiz günlerde Başbakan Erdoğan’ın Varna’da Bulgar mevkidaşı Borisov ile görüşmesine, üyelerinin çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu Hak ve Özgürlük Hareketi’nden (HÖH) 2011 yılının başlarında ayrılan Kasım Dal’ın kendisine eşlik etmesini istemesinin ardından Dal’ın yeni bir Türk partisi kurmak için çalışmalara başlaması bir dizi tartışmaların yaşanmasına neden oldu. 

Kasım Dal Cephesi 

İstifa ettikten sonra HÖH’e ağır eleştiriler yönelten Dal, bir taraftan Bulgaristan’da Ekim 2011’deki yerel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine yoğunlaşırken; diğer yandan Türkiye ile olan bağlarını kuvvetlendirme yoluna gitmişti. Başlangıçta parti kurmayacağını açıklayan Dal, ‘HÖH’ü içeriden değiştirmeye’ çalışacaklarını ilan etmiş ve kendisiyle beraber pek çok kişinin istifasını beklemişti. Ancak Dal ile birlikte, sadece Ahmet Doğan’ın büyük ümitler beslediği Korman İsmailov partiden ayrılmış ve yeni süreçte iyice yalnızlaşmıştı. 

Kasım Dal, Ekim 2011’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ENP (Halk Birlik Partisi) adında bir Bulgar partisiyle işbirliğine gitmiş ve yerel seçimlerde de yine aynı parti kontenjanından Türklerin yoğun olarak yaşadığı yerlerde yeniden aday gösterilmeyen Türk adayları HÖH’ün karşına çıkartmıştı. Seçim sonuçları Kasım Dal için tam bir hezimet olurken; Türk azınlığın haklarını savunmamakla itham ettiği HÖH’e karşı seçimlerde bir Bulgar partisiyle işbirliğine gitmesi kendisinin imajını da hayli sarsmıştır. Ne var ki, Dal bu girişimiyle, hem HÖH’ün oylarında düşmeye neden olmuş hem de, azınlığın kafasını karıştırmıştır. Bununla birlikte, bu söz konusu seçimde azınlık tarihinde görülmeyen ilkler de yaşanmıştı. 

Öte yandan, gerek seçim sürecinde gerek sonrasında HÖH’teki Türkiye’yle İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevindeki birikimlerinden fazlasıyla yararlanan Kasım Dal, Türkiye’deki nüfuzunu kendi siyasi emelleri doğrultusunda kullanmak istemiştir. Bu çerçevede, özellikle Türkiye’de devleti yöneten tek siyasi güç olan Adalet ve Kalkınma Partisi’ndeki kredilerini kullanma yoluna giderken; Başbakan Erdoğan ile Bülent Arınç nezdinde girişimlerde bulunmuş ve sıcak bir atmosferde kabul edilmiştir. Hatta Aralık 2011’de Kasım Dal ve Korman İsmailov, AK Parti İstanbul Milletvekili Hüseyin Bürge'nin davetlisi olarak, Balkan ülkelerindeki Türk milletvekillerinden oluşan heyet ile birlikte, TBMM Başkanı Cemil Çiçek ve Cumhurbaşkanı Gül’le bile görüştü. HÖH’ün Türk vekilleri dururken, Kasım Dal’ın Türk azınlığı temsilen Ankara’da muhatap alınması, Ankara’nın HÖH’e yönelik son birkaç yıldır olan tavrının temsiliyet açısından ifadesiydi. Erdoğan’ın 18 Mayıs’taki Bulgaristan ziyaretinde Kasım Dal’ı yanında bulundurması ise Türkiye’nin Bulgaristan Türkleri’nin kendi içindeki siyasi rekabetinde tarafını belli ettiği şeklinde algılanmıştır. Ayrıca Dal, geçtiğimiz günlerde yapılan AK Parti’nin İstanbul Kongresi’ne de iştirak etmiştir. Bunun yankıları geçmeden Bulgar Başbakan Boyko Borisov’un Erdoğan’ın HÖH lideri Ahmed Doğan’a “iyi günler” bile demek istemediğini açıklaması tartışmaları daha da alevlendirmiş ve Erdoğan’la defalarca görüşen Borisov bu konuda ilk ağızdan açıklama yapmıştır. Ankara ise tutumunu resmi olarak deklare etmemekle birlikte, şimdilik aktörel boyutta sembolik bir tavır sergielemektedir. 


Soydaş Derneklerinin Tutumu 

Yaşanan bu tartışmalara Türkiye’deki göçmen derneklerinin de katılımıyla denklem farklı bir boyut kazanmıştır. 93 Harbi’nden bu yana Türkiye’ye yaşanan ve demografik açıdan milyonları bulan göçlerin doğal bir sonucu olarak Türkiye’de örgütlenen soydaşlar, Bulgaristan Türkleri kaderinde ayrı bir öneme sahiptir. Zira bu dernekler Bulgaristan’da yaşanan mezalimlerin uluslararası kamuoyuna taşınmasında da aktif rol alırlarken; hâlihazırda Türkiye’de yaşayan ve aynı zamanda Bulgaristan vatandaşı olan soydaşların Bulgaristan’daki seçimlere katılımında etkin bir rol oynamaktadırlar. Dolayısıyla Bulgaristan seçimlerinde Türkiye’de açılan sandıklarda HÖH’e yaklaşık yüz bin oyun transferinde anahtar aktörlerdir. 

Bu derneklerden en güçlüsü durumunda bulunan Bursa merkezli Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği (BAL-GÖÇ) ve B.G.F. Genel Başkanı Doç. Dr. Yüksel Özkan, Kasım Dal’ın ikinci bir Türk partisi kurma girişimlerine karşı çıkarak, bunun bölünmelere yol açacağını ve değişim gerekiyorsa bunun mevcut çatı altında yapılması gerektiğine yönelik bir açıklama yaptı. Buna koşut olarak, Edirne’deki Trakya BALTÜRK ve son dönemde adından sıkça söz ettiren Bulgaristan Adalet Federasyonu (BAF) da yeni oluşumu desteklemeyeceklerini ifade ettiler. Diğer taraftan, İstanbul’daki BULTÜRK Derneği en başından beri Kasım Dal hareketine sıcak bakarken; Bursa’da Belene mağdurlarının derneği olarak da bilinen BAHAD ise ikinci parti girişimlerini destekleyeceklerini deklare etti. Türkiye’deki göçmen derneklerinin en üst düzey ve kapsayıcı kuruluşu olan yine Bursa merkezli Balkan Rumeli Göçmenleri Konfederasyonu’ndan (BRGK) henüz bir açıklama yapılmadı. 

Görüldüğü üzere, Türkiye’deki göçmen dernekleri arasında konuya ilişkin bir içtihad oluşmuş değil. Yeni partinin kuruluşuna karşı olanlar, azınlığın bölünme kaygısını ön plana çıkarırlarken; oluşumu destekleyenler ise HÖH’ün 22 yıllık performansını beğenmemekte ve ağır eleştiriler yöneltmekteler. Ancak Türkiye’deki bütün göçmen derneklerinin (-ki BAL-GÖÇ gibi bazıları ‘kamu yararına çalışan dernek’ statüsündedir) farklı bir içerikte, ulusal ve uluslararası misyonu olan bir konumda oldukları gerçeğini göz önünde bulundurursak; söz konusu derneklerin Türk İçişleri Bakanlığı’na kayıtlı ‘demokratik kitle örgütleri’ olduklarından hareketle, son tahlilde Ankara’nın sözünü dinleyeceklerini unutmamak gerekir. Diğer bir deyişle, azınlıkla ilgili böylesi bir makro konuda mühür doğal olarak Başkent’in elindedir ve yapılan açıklamalar Ankara’nın değil; söz konusu dernek başkanlarının konuya ilişkin sübjektif görüşlerini ifade etmektedir. 

HÖH’e Yönelik Yapılan Eleştiriler, Ahmed Doğan ve Ankara’nın Masadaki Seçenekleri 

Mayıs ayı içerisinde Filibe Belediye Meclisi’nde ‘Cuma Meydanı’ (Cumayata) isimli yerin ‘Roma Stadyumu’ şekline dönüştürülmesi ve HÖH’lü üyelerin bu değişikliğin lehinde oy kullanması eleştirilere neden olmakla birlikte, Ankara cephesinde Erdoğan’ın sabrının taştığı son nokta olarak da yorumlanmıştır. 

Bununla beraber, HÖH’e yönelik genel eleştirilere bakıldığında; Türk azınlığın haklarında gözle görülür bir ilerlemenin kaydedilmediği, BTMKH sonrası süreçte Bulgar derin devletinin bir ürünü olduğu, komünist dönemde ajanlık yapan Türklerin partide yoğun olarak bulunduğu, parti liderinin firavunlaştığı, iki dönemli koalisyon ortaklığına rağmen Türk bölgelerine yatırımların yapılmadığı, camiler onarılmazken İstanbul’daki Bulgar kilisesine bağışların yapıldığı, seçilen HÖH’lü vekillerin Bulgaristan’ın AB üyeliğinde İlerleme Raporları’nda takdir edilmekten başka bir işe yaramadığı, parti mensuplarının aşırı zenginleştiği, parti içi muhalefet yollarının kapalı olduğu gibi ifadeler dikkat çekmektedir. Buna karşın, HÖH’lü yöneticilerin bunlara verdiği yanıtlar da bulunmaktadır. 

Bu noktada bir tespiti yapmak gerekir. HÖH’ün olduğu dönemlerde azınlık haklarında makro iyileşmeler sağlanamamışsa da; özellikle HÖH’ün koalisyon ortağı olduğu dönemde kayıp da yaşanmamıştır. Ancak Soğuk Savaş sonrası dönemde Bulgaristan’daki bütün siyasi partiler Türk azınlığa bir şey kazandırmaktan çok; azınlığın neyi kaybedip kaybetmemesi gerektiği üzerine bu konudaki politikalarını oluşturmuşlardır. Bunun doğal bir sonucu olarak Türk azınlık Bulgaristan içindeki konumunu ‘hücum’ mantığıyla değil; ‘savunma’ refleksiyle oluşturmuştur. Bunun doğal bir sonucu olarak azınlık, çoğunluğu hep tolere eden taraf olmuştur. Ayrıca azınlık hakları bağlamında bir şeyler elde edilirken, Bulgar milliyetçilerinin gazabından sakınmak, ılımlı Bulgarların da tepkisini çekmemek esastı. Toparlamak gerekirse HÖH’ün iktidar ortağı olduğu dönemde (2001-2009) Türk azınlığın somut olarak kaybettiği tek şey ‘zaman’ olmuştur. 

Aslına bakılırsa, 20 yıllık bir geçiş sürecinin ardından azınlığın siyasi görüntüsünde bir yol ayrımının, çatallanmanın olması doğaldır. Ancak HÖH dışındaki diğer Türk alternatifi iyi değerlendirmek lazımdır. Başbakan Borisov’un, ülkedeki tek ciddi rakip olarak gördüğü Ahmed Doğan’dan kurtulmak için Dal hareketine yeşil ışık yakması kuvvetle muhtemeldir. Böylece Borisov, Doğan’ı tamamen ‘tuş’ edemese bile en azından gücünü ve etkinliğini azaltmış olacaktır. Zira HÖH, 2009 öncesi dönemde Bulgaristan’da hükümeti kimin kurması gerektiğine karar verecek kadar kilit roldeydi. Borisov bunu iyi gördü ve Jivkov’un emniyet müdürü olarak Bulgar devletinin yürütme erkinin kaderini ne kadar ılımlı olursa olsun bir Türk’e bırakamazdı. Özetle Borisov, bölünmüş ve kuklaya çevireceği bir Türk azınlık istemektedir. Bu noktada Doğan’ın tasfiyesi için, Dal hareketine destekliyor gözükmektedir. 

Pek çok objektif Bulgar’a göre, Ahmed Doğan Türk olmasa ve bir Bulgar partisinin başında bulunsa kendisini Bulgaristan’ın başbakanı olabilecek kadar politik zekâya sahiptir. Bir anlamda Doğan, SSCB yönetiminde Haydar Aliyev ile aynı kadere sahiptir de denebilir. Örneğin Porto Üniversitesi’nde görev yapan Dr. Teodor Stoichev isimli Bulgar bir bilim adamına göre, Bulgar devletini arka planda yöneten kişi Ahmed Doğan’dır. Bu açıklama sübjektif bir değerlendirme olmakla birlikte, Bulgaristan’da pek çok Bulgar’ın aynı kanıda olduklarını bilfiil gözlemlemek mümkün Aslına bakılırsa, Bulgarların Ahmed Doğan’ın politik zekâsı ve diğer hususlar konusunda pek de haksız sayılmadıkları görülüyor. Hâlihazırda Doğan, Soğuk Savaş döneminden beri iktidarını ve popülaritesini devam ettirebilen Nazarbayev ve Kerimov’dan sonra üçüncü Türk siyasi lideridir. İktidarı döneminde pek çok sorunla yüz yüze kalmış olan Ahmed Doğan bu kez sadece bir iç rakiple değil; Ankara’yı da karşısına almış görünmektedir. 

Doğan, denklemin bu noktaya geleceğini görerek, son iki yıldır parti mensuplarına “değişin” çağrısında bulunmuş ve en son Cebel’deki 19 Mayıs törenlerinde bunu daha baskın bir şekilde söylemiştir. Ancak, partinin yenilenerek değişmesi için öncelikle liderin partinin başından gitmesi gerekmektedir. Zira su değiştirilse bile şişe aynı olacaksa, radikal bir değişiklikten bahsetmek pek mümkün olmayacak. Aslında Doğan 2009 yılındaki Parti Kongresi’nde ‘annenin yavrusundan ayrılması’ gerektiği şeklinde bir veda mesajı vermişti. Buna karşın, içinde bulunulan kriz dönemini gerekçe göstererek Deniz Baykal misali bir manevraya girişip liderliğini devam ettirme yoluna gidebilir. Bu yolu seçmesi halinde, muhatap bulabilirse yıllardır uğramadığı Türkiye’ye yakın zamanda üst düzey bir çıkarma yapması beklenebilir. En azından Doğan’ın Türkiye’ye şirin gözükmek için bir takım hamleler yapacağına kesin gözüyle bakılmaktadır. 

Erdoğan’ın Ahmed Doğan’dan haz etmediği bilinegelen bir realite olmakla birlikte, Mayıs ayındaki Kasım Dal’la görüşmesinin ardından Dal’ın parti kuracaklarını açıklaması ve çalışmalara başlaması, bunun fiilen Erdoğan’ın talimatıyla gerçekleştiği şeklinde anlaşılmıştır. Fakat Ankara’dan konuyla ilgili resmi bir açıklama henüz yok. Muhtemelen 2013’teki seçim dönemine kadar net bir tutum da sergilenmeyecek. Bunun anlamı, resmi bir talimata kadar Bulgaristan’daki Türk temsilcilikleri ve Türkiye’deki göçmen dernekleri HÖH’ü muhatap almaya devam edecekler. 

“Erdoğan Ahmed Doğan’ı devirmeye muktedir mi” sorusuna yanıt pek kolay olmasa da olası bir politik çatışmada son tahlilde Ankara’nın galip geleceği aşikârdır. Bunu iyi gören Ahmed Doğan’ın Türkiye’yi karşısına almak istememesine karşın; Ankara artık Doğan’ın yönetiminden sıkılmıştır. Birincisi, Türkiye kendi kontrolünde bir Türk azınlık istemektedir. Hâlbuki Doğan, şimdiye kadar ‘Ankara’ya küsüp Sofya’ya, Sofya’ya sırt çevirip Brüksel’e, ikisine de kızıp yeniden Ankara’ya yönelmek’ gibi bir köşe kapmaca politikası izlemiştir. Doğan’ın 20 yıllık bu kıvraklığı Türkiye’de artık pek hoş karşılanmamaktadır. İkincisi Türkiye uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan garantör bir ‘ana’ devlet olarak Türk azınlığın makro sorunları ve durumuyla ilgilenmek zorundadır. Ayrıca, nasıl ki Tiran Yönetimi Makedonya Arnavutlarına; Belgrad da Kosova Sırplarının geleceğine bigâne kalamaz ise; Türkiye’nin de Bulgaristan Türklerinin geleceğine dair makro ölçekli gelişmelere kayıtsız kalması düşünülemez. Aslında Türkiye, uzun bir dönemdir unuttuğu bir sorumluluğu da bu bağlamda hatırlamış olmaktadır. 

Ne var ki, Erdoğan azınlık konumunda bulunan Dış Türklerin başında bulunan yöneticileri ‘dönüştürme’ konusunda başarılıyken; ‘devirme’ konusunda pek tecrübe sahibi değildir. Diğer taraftan HÖH’ün teşkilat yapısı oldukça çok güçlüdür. Azınlığın birkaç adım ilerisinde bulunan HÖH’ün parti mensupları, Bulgaristan’da Müslümanların yaşadığı yerlerdeki il müftülükleriyle yakın ilişkiler içindeyken; Türk azınlığın, sayıları iki elin parmaklarını geçmeyen sivil toplum örgütlerine de sirayet etmiş durumdadırlar. Buna koşut olarak Türk’ün ve Müslüman’ın olmadığı yerlerde de Bulgaristan’ın partisi olduğunu kanıtlarcasına örgütlenmiştir. Dolayısıyla HÖH, Bulgaristan Türkleriyle şeklen iç içedir. HÖH’ün bu güçlü yapısına karşın, Ankara eğer HÖH’ü ortadan kaldırmaya yine de kararlıysa, bunu yapabilir. Bu durum, Ankara’nın konuya angaje düzeyiyle yakından ilgilidir. Örneğin, Bulgaristan’daki ilk seçimlerde Türkiye’deki dernekleri konuya kanalize ederek göçmen oyları bloke edebilecek olan Erdoğan, sadece Türkiye ayağında HÖH’e yüzde 20’lik bir oy kaybettirebilir. Ayrıca, Dal’ın örgütlenmesine maddi ve manevi destek sağlayıp Doğan’ın aleyhine bir kara propagandayla, Bulgaristan içinde de oy kaybına oy açabilme potansiyelindedir. Bununla birlikte, Türkiye parti bünyesindeki kendisine yakın olan üst düzey HÖH yöneticilerinin partiden koparak Dal’ın partisine geçmesini isteyebilir ve bu çok güçlü bir ihtimaldir. Bu bağlamda, Bulgaristan’daki Türk seçmenin de Türkiye faktörüyle Kasım Dal’a destek vereceği göz önünde bulundurulursa; ilk seçimde Kasım Dal’ın Doğan’la eşit oranda oy alabileceğini söylemek pek de zor olmasa gerek. Bu süreçte, ATAKA partisinin de azınlığı tahrik edici girişimlerde bulunmaması gerekir ki, bu bağlamda Borisov’un devreye gönüllü olarak gireceğini hesaba katmak lazım. Böylece, HÖH tarihinde sahip olmadığı kadar minimum düzeyde bir oy aldığında, travmatik bir sendroma girmesi kaçınılmaz olacak ve çözülme süreci tamamlanacaktır. Tamamen tasfiye olmasa bile HÖH marjinal bir parti olarak faaliyet göstermeye mecbur kalacaktır. 

Elbette, yukarıda bahsedilenler Ankara’nın Doğan’ı nasıl devirebileceğine ilişkin sadece bir senaryodur. Fakat böylesi bir tasfiye operasyonunda olası bir başarısızlık ile kronik hale gelecek bölünme halinde bunun faturasını Türk azınlığın ödeyeceğini ve bu işten sadece Bulgarların kârlı çıkacağını unutmamak gerekir. Dolayısıyla Türkiye’nin olası bir HÖH’ü değiştirme / devirme projesi son derece risklidir. Bunun yerine HÖH’ün sözde değil; özde değişimi yoluna gidilmesi, her açıdan daha pragmatiktir. 

Bütün bu yaşanan gelişmeleri takip etmeye çalışan Bulgaristan Türkleri içinse esas gündem maddesi siyaset değil; ekonomidir. Her ne kadar Bulgar yetkililer “Yunanistan’dakine benzer kriz bizde olmadı ve olmayacak” dese de; azınlık açısından durum hiç de öyle değildir. Bulgaristan’da nasıl ki, her siyasi kriz Türk azınlık üzerinde doğrudan etkide bulunuyorsa, ekonomik gelişmelerde de durum böyledir. Bulgar Devleti 1908’den beri fakirliği Türk azınlığın kaderi haline getirmeyi başarmıştır. Türkiye’deki firmaların Türk bölgelerine yatırım yapmalarının önüne türlü engeller çıkaran Bulgar yetkililer, yatırım noktası iç Bulgaristan olunca, “peçatı” vurmakta tereddüt etmiyorlar. Türk azınlık 1990’a kadar yaşanan göçlerde genellikle siyasi nedenlerle Türkiye’ye “zorunlu göç” etmek durumundaydı; şimdilerde ise, ekonomik nedenlerle ‘yasadışı göçmen işçi’ olmak zorunda kalıyor. Her iki durumda da bir mecburiyet var. Göçlerle bölünen Bulgaristan Türkleri, en azından siyaseten bölünmemelidir. 


“Avtorıt na Nay-Bırziia Gol se Sreştna sı Deputata Kasim Dal”, Focus Informatsionna Agentsiia, 30 Mayıs 2012, http://www.focus-news.net/?id=n1658745, (e.t. 02.06.2012) 
“Borisov: Dogan e vı Panika”, Bılgarska Natsionalna Televizia, 28 Mayıs 2012, http://bnt.bg/bg/news/view/76933/borisov_dogan_e_v_panika (e.t. 02.06.2012) 
“BALGIOÇ: Podkrepiame DPS, Nova Partiia Ne Ni Triabva”, Focus Informatsionna Agentsiia, 1 Haziran 212 (e.t. 02.06.2012) 

 

Kader Özlem                                                                              04.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

1 Haziran Çocuk Bayramı Kapsamında Düzenlenen Etkinlikler

   Avrupa Komisyonun aldığı karar doğrultusunda GSM operatörleri telefon görüşmeleri ücretlerinde % 40 civarında indirim olacağı bildirildi. Bu indirimin yürürlüğe bu yılın temmuz ayında gireceği açıklandı. Edinilen bilgilere göre indirim daha fazla büyük müesseseleri kapsadığı öğrenilirken, vatandaşların faturalarına nasıl yansıyacağı şimdilik net olarak bilinmiyor. Şu an vergiler hariç dakikası 13 stotinki olan telefon görüşmesinin tam bir ay sonra 5,5 stotinkaya düşmesi bekleniyor. İndirimin sadece bununla sınırlı kalmayacağı, önümüzdeki 2013 yılının başında tekrar bir indirimin yapılacağı ve telefon görüşmesinin dakikasının 4,6 stotinkaya kadar düşürüleceği belirtildi. Geçtiğimiz yıllarda da telefon ücretlerinin daha ucuz olacağı konusu gündemi bir süre meşgul etmiş fakat, şu ana kadar vatandaşlar faturalarına yansıyan somut bir gelişme göremediler. Telefon görüşmesinin dakikası 5 yıl önce 38 stotinki iken, gelecek yıl 4,6 ya düşmesi durumunda 5 yıl içerisinde telefon görüşmeleri 8 kat ucuzlamış olacak. Bu indirimin hayata geçmesinin ardından GSM kullanıcılarının daha düşük fatura ödemeleri ve Faturalı tarife kullanan kullanıcıların sayısının da artması bekleniyor.


Mozaikdergisi                                                                           04.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

GSM Operatörleri Konuşma Ücretlerini % 40 Düşürüyor

   Avrupa Komisyonun aldığı karar doğrultusunda GSM operatörleri telefon görüşmeleri ücretlerinde % 40 civarında indirim olacağı bildirildi. Bu indirimin yürürlüğe bu yılın temmuz ayında gireceği açıklandı. Edinilen bilgilere göre indirim daha fazla büyük müesseseleri kapsadığı öğrenilirken, vatandaşların faturalarına nasıl yansıyacağı şimdilik net olarak bilinmiyor. Şu an vergiler hariç dakikası 13 stotinki olan telefon görüşmesinin tam bir ay sonra 5,5 stotinkaya düşmesi bekleniyor. İndirimin sadece bununla sınırlı kalmayacağı, önümüzdeki 2013 yılının başında tekrar bir indirimin yapılacağı ve telefon görüşmesinin dakikasının 4,6 stotinkaya kadar düşürüleceği belirtildi. Geçtiğimiz yıllarda da telefon ücretlerinin daha ucuz olacağı konusu gündemi bir süre meşgul etmiş fakat, şu ana kadar vatandaşlar faturalarına yansıyan somut bir gelişme göremediler. Telefon görüşmesinin dakikası 5 yıl önce 38 stotinki iken, gelecek yıl 4,6 ya düşmesi durumunda 5 yıl içerisinde telefon görüşmeleri 8 kat ucuzlamış olacak. Bu indirimin hayata geçmesinin ardından GSM kullanıcılarının daha düşük fatura ödemeleri ve Faturalı tarife kullanan kullanıcıların sayısının da artması bekleniyor.

 

 

Fevzi Ehliman                                                                            02.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Şumnu Kültür Evi Çocuk Üyelerine,
Şair Naim Bakoğlu Tanıtıldı

   2 Haziran 2012 (Cumartesi), saat 11:00’de Şumnu Kültür Evi üyelerinden Emel Seyhan, geçtiğimiz günlerde  60. yaşını kutlayan şair Naim Bakoğlu’nu Şumnu Kültür Evi öğrencilerine tanıttı ve hayatı hakkında detaylı bilgi verdi. Ardından Bülbülün Yuvası isimli kitabından Nostalji başlıklı şiirini okudu. Öğrenciler, Şumnu Kültür Evi tarafından organize edilen çeşitli kompozisyon ve şiir yarışmalarına katılımlarıyla destek veren şairi oradan tanıdıklarını belirttiler.
   Naim Ömer Bakoğlu, 25 Nisan 1947 yılında Bulgaristan’ın Deliorman yöresi, Şumnu ili Kulakova köyünde doğmuştur. Yazıya daha çocukluk yıllarında başlayan Bakoğlu, daha sonra kalemini tarih ve mizah alanında da denemiştir.

 

 

Mozaikdergisi                                                                            02.06.2012

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yaz Kursları Düzenleniyor

   Şumnu Kültür Evi  Derneği ve Kuzey ve Doğu Bulgaristan Türkçe Öğretmenleri Derneği, Eleman Yetiştirme Programı ile ilgili Tük kültürü konularını içeren yaz kursları düzenliyor.  
   Dokuz yıldan beri yöneticisi Nurten Remzi olan kültür ocağı, Varna, Şeytancık, Sofya, Şumnu, İsperih, Rusçuk, Kazanlık çocuk ve gençleri, Bulgaristan'da oturan Türklerin kültür, sanat, eğitimi ile ilgili bilgi aldı ve çalışmalarına katkıda bulunarak destek oldu.
   Bilindiği gibi Bulgaristan'da Türk kültürü ile ilgili bilgi alacak kaynak, öğretmen, uzman ve kurum eksikliği var olduğundan dolayı ilk kez 2004 yılında Şumnu'da Rumeli Oyunları başlığını taşıyan kurs düzenlenmişti. Genelde her yıl Şumnu kültür kurumunda Ahşap Boyama, Dikiş, Nakış, Örme, Türkçe, türkü, mani, oyun, tiyatro  ve şiirlerle ilgili çalışmalarda bulundu. Devamında Kubbealtı Vakfı, Çerkez köy Halk Eğitim Evi, Bakırköy Halk Eğitim Merkezi, Balıkesir Belediyesi, Cenan Vakfı, Vefa lisesi, Üsküdar Tarım Meslek Lisesi ve Kadıköy Kız Lisesi destekleriyle ders alarak Türkçe, Diksiyon, Türk Kültürü, Türk Folkloru, Halk Oyunları, Musiki, Türk Müziği, Davul, Zurna, Bağlama, Türk Edebiyatı, Türk Tarihi, Türk Sanatları, Ebru, Kırkyama, İncik Boncuk Süsleri, Kabartma Resim konularını içeren kurs dersleri gerçekleşti.
   En değerli ve anlamlı olan, Şumnu Kültür Evi'nden kurslara katılan ve eğitim gören çocuk ve gençler, döndükten sonra diğer arkadaşlarına öğrendiklerini aktardı ve böylece kültür ocağında Kız Saz Orkestrası, Şumnu Davul Zurna Orkestrası ve Destan Folklor Grubu eşi olmayan başarılara ulaştı.
   Nurten Remzi, son günlerde Şumnu Kültür Evi Derneği Eleman Yetiştirme Programı ile ilgili Tekirdağ Valisi Zübeyir Kemelek,  Tekirdağ Milli Eğitim Müdürü Halis İşler, Balıkesir Belediye Başkanı İsmail Ok ve İstanbul Cenan Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Fahrettin Olguner ile buluştu ve  kursları düzenlenmeye olumlu karar  alındı katılım listelerini oluşturma çalışmalarına başlandı. Katılımcıların yol, konaklama, yemek, gezi ve ziyaret programları giderleri kurslara destek olanlara aittir. Sağlık sigortası ve düzenleme giderleri katılanlara aittir.

Tarih: HAZİRAN, TEMMUZ VE AĞUSTOS aylarında
Süre: 15 GÜN veya 1 AY
Ders konuları: Türkçe, Türk Kültürü, Türk Folkloru, Halk Oyunları, Musiki, Davul, Zurna, Bağlama, Türk Edebiyatı, Türk Tarihi, Türk Sanatları
Kurslara katılabilecek olanlar:  İLKOKUL, ORTAOKUL, LİSE VE ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ, TÜRK ASILLI ÖĞRETMENLERİ VE TÜRK KÜLTÜRÜ SEVERLERİ
Son kayıt tarihi:  10 HAZİRAN 2012

İletişim:  9700 Şumen, Rakovska sokak No 37
Telefon: 00359 54 802 827
Mobil: 00359 886 94 24 95
mozaikdergisi@abv.bg

   
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------